- Kategori
- Dil Eğitimi
İngilizcemi geliştiriyorum - 1

İngilizce konusu çok önemli. Artık her ülke dünyayla entegre yaşamak zorunda. Kapalı kalmak ülkeleri maalesef geriletiyor. Gelişme için etkileşim artık kaçınılmaz. Artık bir gerçek var ki o da İngilizce'nin bir dünya dili olmasıdır.
Okullarımızda maalesef çocuklara hala daha gramer ağırlıklı İngilizce öğretmeye çalışıyoruz. Oysaki önce çocukların İngilizce konusunda çekingenliklerini yenmeleri, özgüvenlerini kazanmaları sağlanmalı, onlarda yoğun bir "heves" uyandırmalıyız. İlk başlarda gramer değil konuşma ve kelimeleri görsel olarak tanıma öğretilmelidir. Hatta ingilizce'de ilk 3 yıl kesinlikle sınav filan yapılmamalı, çocuklara not korkusu verilmemelidir. Sadece yıl sonunda ortaya uzun konuşma diyaloglarına hazırlanarak bir diyalog sahnelemeleri ve başarılı olmaları hedefi önlerine konulmalıdır.
Önce konuşma, dile aşinalık sağlanmalı, daha sonra gramere yumuşak geçiş yapılmalıdır. Bugün Avrupa'daki okullarda 3 temel ders zorunlu tutuluyormuş. Örneğin İsveç'de, İsveççe, İngilizce ve Matematik temel eğitimde her öğrencinin okuması gereken ortak ve zorunlu derslermiş. Neden bizde de böyle olmasın? Neden Türkçe, Matematik ve İngilizce zorunlu, diğerleri seçmeli ve rahat olmasın?
Tabii dil öğrenimi, özellikle konuşma-anlama o dilin konuşulduğu yerde, o toplumda bulunarak daha
kalıcı ve iyi öğrenilir. Ama maalesef herkeste bu olanak yok. Bir de televizyonlarda, filmler orjinal dili ile verilse, belki bu da katkı yapabilir ama öyle bir durum da yok. Bazı uydu kanallarından yabancı televizyonları veya internetten yabancı yayınları takip etmek olabilir ama o da ciddi bir çaba gerektiriyor.
Uzun bir eğitim sürecinden geçtikten sonra gerçekten de dil ve matematik (içinde mantık dahil) derslerinin çok önemli olduğunu, en temel becerilerin bunlar, yani okuma-yazma, mantık ve hesap işleri olduğunu görüyoruz. Diğerleri de hep bunların üzerine kuruluyor. Bu nedenle İngilizce öğrenimi, eğitimi üzerinde ciddiyetle durulmalı. Ders kitapları başlangıçta daha resimli, renkli, görsel, daha çok konuşma/diyalog içermeli, çocukların girişkenliği artırılmalıdır. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığı bence okullarda dışarıdan da satın alımlarda bulunarak yardımcı görsel eğitim materyalleri satın almalı veya kendi bünyesinde bunu hazırlayarak tüm okullara ücretsiz dağıtmalıdır. Podcast benzeri materyali web sitesine koymalı, öğretmenleri öncelikle bu yardımcı kaynakları kullanmaları yönünde teşvik etmelidir. Ayrıca, ülke çapında İngilizce olarak çıkacak bir dergi veya bülten hazırlamalı ve bunu okullarda periyodik bir şekilde ücretsiz olarak dağıtmalıdır. Aynı şeyleri dersleri sevdirmek için başka derslerde de yapmalıdır. Bir başka çaba da TRT'nin İngilizce kanalının bir an önce yaşama geçmesidir.
Temel İngilizce öğrenildiğinde belli bir zaman sonra bir eşik seviyesine gelinir ve yeni kelime öğrenme veya akılda tutma zorlaşır. Bunu bu süreci yaşayan herkes bilir. Peki bunu aşmak için ne yapılmalıdır? Benim bulduğum yöntem "çeviri yoluyla" kelimelerin daha kalıcı bir şekilde öğrenilmesi. Bir başkası belki kelimeleri bir şeylere benzeterek çağrışım yoluyla öğrenme olabilir. Yani bir ingilizce kelimenin bir başka ingilizce kelime ile eş tutulması (örnek increase=rise=go up=ascend). Ancak ben çeviri yoluyla öğrenilen ingilizce kelimelerin yaşanarak öğrenildiği için daha kalıcı olduğunu düşünüyorum, hep bunu deneyimledim.
Bu amaçla, birilerine ilham kaynağı olması, örnek olması amacıyla en az 12 dersten oluşan bir
dizi hazırlamaya çalıştım. Birilerine yardımcı olursa veya ilham kaynağı olursa çok mutlu olurum. Elimden gelirse daha da bunu geliştirmeyi düşünüyorum.
İşte ilk ders.
Çeviri yoluyla daha çok İngilizce öğrenmek...
1. Ders
The legal arrangement = Yasal düzenleme
Consumption = Tüketim
According to the arrangement endorsed by the parliament = Parlamento tarafından kabul edilen/onaylanan düzenlemeye göre
To thwart it = bunu engellemek için
Warnings = Uyarılar
Health hazards = Sağlık tehlikeleri
In such a way as to cover = Kapsayacak şekilde
The front and back = Ön ve arka
All flavoured cigarettes except menthol = Mentol hariç tüm aramolu sigaralar
With this arrangement taking effect = Yürülüğe giren bu düzenleme ile
There will be needed = Gerekecektir
Against the tobacco lobbyists. = Tütün lobicilerine karşı
If no problems come up = Hiç bir sorun çıkmazsa
The arrangement is expected to take effect in 2014 = Düzenlemenin 2014 yılında yürürlüğe girmesi bekleniyor
Deeply concerned = Derin bir şekilde ilgilenmektedir.
National Security Council spokeswoman = Milli Güvenlik Kurulu Sözcüsü
Exercise = Kullanabilmek, Pratik yapmak
Call = Çağrıda bulunmak
Condemn all acts of violence = Tüm şiddet eylemlerini kınamak
Any incitement to violence. = Şiddete karşı yapılacak her türlü kışkırtma/tahrik
To improve relations = İlişkileri geliştirmek
The latest developments regarding ...= ...İle ilgili son gelişmeler
He met his Iranian counterpart= İran'lı mevkidaşı ile bir araya geldi.
He had discussed with Zarif = Zarif'le görüştü, meseleyi ele aldı
To ensure the re-establishment of diplomatic ties = Diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasını sağlamak
Building confidence and cooperation is imperative = Güven kurmak ve işbirliği zorunludur.
To ease the sanctions = Yaptırımları hafifletmek
It should make some serious changes = Bazı ciddi değişiklikler yapmalı
Controversial = Tartışmalı
Talks = Görüşmeler, müzakereler
It could take place next week = Önümüzdeki hafta gerçekleşebilir.
Diplomatic relations between the two countries were severed = İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler kesildi
The administration has cut off aid to Egypt = Yönetim, Mısır'a yardımı kesti
Have been denied by the White House = Beyaz Saray tarafından yalanlandı
The spokesperson of the National Security Council = Milli Güvenlik Kurulu Sözcüsü
On the basis of = Temelinde
Allegedly said = İddia edilerek söylendi
To make a statement = Bir açıklama yapmak
In the forthcoming days = Önümüzdeki günlerde
Adding that = Sözlerine ekledi
President Obama made it clear = Başkan Obama açıkça belirtti
Extend = Uzatmak, genişletmek
The Progress Report = İlerleme Raporu
Positive remarks = Olumlu açıklamalar, ifadeler
To carry out democratic reforms = Demokratik Reformları Gerçekleştirmek için
The government's resolve = Hükümetin kararlılığı
The draft report = Taslak Rapor
The government remain committed = Hükümetin kararlılığı devam ediyor
Democratization efforts and political reforms = Demokratikleşme çabaları ve siyasi reformlar
Referring to the democratization package = Demokratikleşme paketine atıfta bulunarak
Announced = Açıkladı, duyurdu
Criticized for imposing the highest election threshold = Çok yüksek seçim barajını empoze ederek eleştirdi
The Council of Europe members = Avrupa üyelerinin Konseyi
Turkey has moved to change this situation with the democratization package = Türkiye demokratikleşme paketiyle bu durumu değiştirmeye geçti
Democratization package will facilitate the forming of political parties = Demokratikleşme paketi, siyasi partileri şekillendirmeyi kolaylaştıracak
Delivery of public assistance = Kamu yardımının teslimi/dağıtımı
Lift some limitations = Bazı sınırlamaların kaldırılması
The draft report also highlighted the importance = Taslak rapor aynı zamanda önemine değindi
Implementing the pledged reforms in line with European standards = Avrupa standartlarına uygun olarak vaad edilen/söz verilen reformların uygulanması
Judicial reforms Turkey is to undertake = Türkiye'nin üstleneceği yargı reformları
Covered extensively = Geniş bir biçimde kapsanmıştır
Freedom of expression will be enhanced in Turkey = İfade özgürlüğü Türkiye'de geliştirilecektir
For a one-day official visit = Bir günlük resmi bir ziyaret için
The guest President was welcomed in an official ceremony = Konuk Cumhurbaşkanı resmi törenle karşılandı
Were in attendance at the ceremony = Törene katıldılar
They attended a working lunch together = Birlikte bir çalışma öğle yemeğine katıldılar
The two leaders will hold a joint press conference = İki lider ortak basın toplantısı düzenleyecek.
The IMF-World Bank annual meetings to be held = Yapılacak IMF-Dünya Bankası yıllık toplantıları
The meeting jointly organized by the.. .= ...Tarafından ortaklaşa düzenlenen
A forum to be held with the purpose of promoting the İstanbul Finance Centre = İstanbul Finans Merkezini geliştirmek amacıyla yapılacak bir forum
What can be done = Ne yapılabilir
Priority subject taken up at the meeting = Toplantıda ele alınan öncelikli konu
The post-coup developments in Egypt were also discussed = Mısır'da darbe sonrası gelişmeler de ele alındı
If Greece takes steps = Yunanistan adım atarsa
Simultaneous steps = Eşzamanlı adımlar
To improve religious affairs of the Muslim community in Western Thrace = Batı Trakya'da Müslüman toplumun din işleri geliştirmek
We expect our right to be returned = Biz hakkımızın iadesini bekliyoruz
Enforce a ban = Bir yasağı yürürlüğe koymak
The removal of the "student oath"= "Öğrenci Andının" ortadan kaldırılması
A ban on wearing "headscarves" in public offices = Kamu dairelerinde "başörtüsü" yasağı
"An indication of ignorance" = Cehaletin bir göstergesi
To relate headscarf ban to the Republic = Cumhuriyeti başörtüsü yasağı ile ilişkilendirmek
Erdogan announced an array of democratic reforms = Erdoğan bir dizi demokratik reformları duyurdu
Addressing human rights and minority issues = İnsan hakları ve azınlık konularını ele alan
Ranging from ...to = Den... dene uzanan
Allowing education in mother tongue in private schools = Özel okullarda anadilde eğitime müsaade eden
Opposition leaders = Muhalefet Liderleri
Continues to make investments abroad = Yurt dışında yatırım yapmaya devam ediyor
So far = Şimdiye kadar, bugüne kadar, bu zamana kadar
Turkey made a donation = Türkiye bir bağış yaptı
Turkey extends a helping hand to all needy and desperate communities in the world = Türkiye, dünyadaki tüm muhtaç ve çaresiz toplumlara yardım elini uzatır
Regardless of their language, religion , colour or country = Dili, dini, rengi veya ülkesine bakılmaksızın
And will continue doing so in the future = Ve gelecekte de böyle yapmaya devam edecek
Turkey makes every effort to help Syrians = Türkiye, Süriyelilere yardım yapmak için her türlü çabayı göstermektedir.
Turkey has passed the test over Syria successfully = Türkiye, Suriye konusunda testi başarıyla geçti.
Turkey Prime Ministry Disaster and Emergency Management Presidency (AFAD) = Türkiye Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD).
Conditions of Syrians staying at refugee camps across Turkey = Türkiye genelinde mülteci kamplarında kalan Suriyelilerin durumları
The main topics discussed at the meeting = Toplantıda ele alınan başlıca konular
Tent Cities = Çadır Kentler
In other provinces of Turkey = Türkiye'nin diğer illerinde
*
"İngilizcemi Geliştiriyorum Yazı Serisi İçin Başa Dön"