- Kategori
- Güncel
İngilizler Osmanlı Coğrafyasına Nasıl Girdi?

İngilizlerle ilgili rastladığım birkaç yazarın anlattıklarına göre; Osmanlı İmparatorluğuna gönderdikleri ve henüz ilkokul çağında iken Anadolu’nun çeşitli illerine özellikle Osmanlı gelenekleri canlı tutulan Bursa ve bunun gibi şehirlerde bir Müslüman ailenin yanına verilen çocuklar masrafları İngilizler tarafından karşılanmak suretiyle yerleştirilir, çocuk aynı bir Müslüman çocuğu gibi medreseye gider, Türklere ve Müslümanlara ait tüm örf adetleri, dini bilgileri öğrenir ve çok iyi Osmanlıca ve Türkçe öğrendiğine kani olunduktan sonra çocuk geri çağrılır. Ülkesine çağrılan çocuk tekrar İngiliz eğitim sisteminden geçirilir, akademik, ideolojik eğitimleri tamamlanan İngiliz çocuk artık Müslüman toplum ve özellikle Osmanlı coğrafyası için artık mükemmel bir ajan adayı olarak ortaya çıkmış demektir.
Özetle bu yöntemi özellikle İngilizler olmak üzere birçok batılı ülke ülkemizde kullanmış, savaşları da din üzerinden milleti bölerek, din üzerinden milleti soyarak, din üzerinden milleti köleleştirerek, millete ait değerleri sabote ederek, dinin içini ve gerçek mesajları çarpıtarak, insanları dini anlamaz hale getirerek, dini bilimsel çalışma ve düşünmeye engel hale getirerek kurdukları tuzaklar yüzyıllarca mükemmel bir şekilde tıkır tıkır işleyen ineğe tapanlar aya giderken, İslam’a inananların yaya kalmasının suçlusu elbette son Hak Din İslam değil, içimize yerleştirilen din adına biz Müslümanları köleleştiren, aklı rafa kaldıran kimselerdir. Onlar ki, dünyanın en modern rasathanelerini meleklerin eteklerine bakıyor gibi bir sığ bakış açısıyla halkı galeyana getirmek suretiyle Osmanlı’da rasathane yıktırdılar, bilim insanlarını astırdılar, sürdürdüler cezalandırdılar. Sonuç itibariyle hileli yorumlara dayalı düşünce akımını yayanlar Osmanlı’nın sonunu getirdiler.
Cennete gitme vaadi; bu dünyada elimizde olanları başkalarına bağışlama imkânı tanımaz. Cennet aşkıyla yanıp tutuşanların da bu dünya malına Yahudiler gibi, iştahla saldırmaları da İslam Dini’nin kaideleriyle açıklanamaz. Aynı şekilde Orta Çağ silahları ve yöntemleriyle savaşmak, kendini korumak da artık günümüzde tatlı bir hülyadan ibarettir.
İnsanlar olaylar başlarına gelmeden ibret almayı bilmiyorlar. Hele de bizler asla bunu bilmediğimiz gibi algılayamıyoruz da. Yunanlılar İzmir’e çıktıklarında kırk sekiz saatte katlettikleri Müslüman, (asker, kadın, kız, genç, yaşlı) iki bin. Arkalarındaki güç İngiliz. Seyredenler Amerikalı ve İngiliz. Saldırtanlar; İngiliz ve Fransız. Sıkıştıkça medet umduğumuz güçler yine bunlar.
Allah aşkına hiç kuzu kurttan yardım ister mi?
Adamlar binlerce yıldır yaptıklarını gizlemeden, gizleme gereği duymadan yazıyorlar. Bizim gibi sıradan insanlar okuyor, anlıyoruz. İllaki bunlar gizli bilgiler değil. Gizli olsa açıklanmazdı ve bizler de bilemezdik. Aslında bizlerin öğrenmesi bile onlar için sürpriz. Çünkü Müslümanlar okumaz. Türkler de yazılı kayıttan hoşlanmazlar. Göçebe kültürü henüz okuma yazmayla hele araştırmayla henüz tanışmadı, bu gidişle de tanışacağa benzemez.