- Kategori
- Deneme
İnkılapçılık
Mustafa ACER
29. 10. 2013
İnkılapçılığın karşılığı devrimcilik değildir. Entelektüel çevrede devrimcilik, sanki İnkılapçılığın Türkçe karşılığı gibi kullanılmak istenmektedir. Fakat Türk halkı devrimcilik kelimesinin tam karşılığı olarak; devirmek, yok etmek, ortadan kaldırmak anlamına geldiği için bu ifadeyi benimsememiştir. Türk Milleti devrimcilik ifadesi kullanan kişilere karşı; anarşist, yıkıcı, Cumhuriyet ilkelerine karşı çıkan insan gözü ile bakmaktadır.
İnkılapçılığın Türkçe karşılığı yok mu? Doğrudan karşılığı ve tam ifade eden tek bir kelime bulmak oldukça zordur. Yenilikçilik kelimesi İnkılapçılığı daha iyi ifade etmektedir. İnkılapçılığın karşılığı yerine göre; iyileştirme, geliştirme, ilericilik gibi ifadeler olabilmektedir. İnkılapçılığı tek kelime ile ifade etmek istiyorsak, bu kelime “YENİLİKÇİLİK” olmalıdır.
İnkılapçılık; Çağdaş uygarlık seviyesine erişmek ve onun da ilerisinde teknolojik gelişmeye ve medeniyete sahip olabilmektir. Sadece Atatürk tarafından yapılan inkılapların korunması için çaba sarf etmek durağanlıktır, tutuculuktur. Çağdaş uygarlık seviyesine erişmek için çaba sarf etmek istiyorsak, iyinin daha iyisini aramak ve daha ileriye gitmek zorundayız.
Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan yenilikler; TBMM’nin kurulması, Cumhuriyetin kurulması, Anayasa’nın kabulü, Mecelle ve Şeriat kuralları yerine Türk Medeni Kanunu kabulü, Harf inkılabı, Tevhit-i tedrisat kanunu, Hilafetin kaldırılması, Tekke ve zaviyelerin kapatılması, Kapitülasyonların kaldırılması, kılık kıyafet kanunu, Takvim inkılabı, ölçü ve tartı inkılabı, sanayi inkılabı gibi birçok yenilikler uygulanmıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında sanayide yenileşme ile Demir yolları ağı kurulması, Uçak Fabrikası kurulması, Dokumacılık ve kumaş üretimi, şeker fabrikaları, tuz ve maden işletmeciliği gibi konularda yoğun bir çalışmaya girişilmiştir.
Bu ana yeniliklerin yanında iyileştirmelerin önü açılmıştır. Her yerde ve her konuda; iyinin daha iyisini yapmak için çabalar görülmektedir.
Örnek olarak; Türkiye’de ilk defa cam üretimi yapmak amacıyla Paşabahçe fabrikası 1935 yılında kurulmuş. Fabrika daha düz cam üretimindeki problemini çözemediği bir sırada, Atatürk fabrikayı gezer. Atatürk, Genel Müdür Adnan BERKAY’a “bu fabrikada kristal cam yapılacak mı?” diye sorar. Adnan Bey planlarında olmadığını ve zorluklarını anlatır. Atatürk; “Ben soframda kendi fabrikamızın kristal bardaklarını kullanmak isterim, yapılabilirse memnun kalırım” der. Kısa zamanda kesme kristal cam üretimi yapılır ve bir adet kesme kristal cam sofra takımı da Atatürk’e hediye edilir.
ATATÜK’ün söylevlerinde yenilikçilik düşüncesi ve hedefleri:
… Benim yaptığım işler, biri öbürüne bağlı ve gerekli şeylerdir. Ama bana yaptıklarımdan değil yapacaklarımdan söz ediniz.
… İnkılapyasaları, bütün yasaların üstündedir. Bizi yok etmedikçe, fikirlerimizi boğmadıkça başladığımız değişim ve yenilikler durmayacaktır. Bizden sonraki nesillerde bunu ileriye taşıyacaktır.
… her ulus İnkılaplarını toplumsal ihtiyaçların gereksinmelerine bağlı olan ve durumlarına bağlı olarak, bu iyileştirmeleri olduğu zamana uygun olarak yapar. … kısacası barışa yönelik ise olanaklı ve yararlı olur.
… Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk yiğitliği ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir.
… Ancak, yaptıklarımızı hiçbir zaman yeterli görmeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak zorunda ve kararındayız. Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve en uygar ülkeleri düzeyine çıkaracağız. Ulusumuzu en geniş imkanlarla yüksek refah düzeyine getirecek ve Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık seviyesine yükselteceğiz.
… Biz Batı uygarlığında iyi olarak gördüklerimizi kendi yapımıza uygun bulduklarımızı benimsiyoruz
… Biz evren ile ilgisiz yaşayamayız. İleri uygar bir ulus olarak, uygarlık alanının üstünde yaşayacağız. Bu yaşam ancak bilim ve teknik ile olur. Bilim ve teknik nerede ise oradan alacağız. Bilim ve teknik için kayıt ve şart yoktur.
… Uygarlık yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Toplum yaşamında, iktisatta, bilim ve teknik alanında başarılı olmak için yegane geliştirme ve ilerlenme yolu budur. Hayat ve geçime dair inançların zamanla değişmesi, gelişmesi ve yenileşmesi zorunludur.
… İleri girmek zorundayız. Uygarlık öyle bir güçtür ki, ona ilgisiz kalanları yakar ve yok eder.
… Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkı uygardır. … Uygarım diyen Türk halkı; aile hayatıyla, yaşayış şekliyle uygar olduğunu göstermek zorundadır. … Uygar ve uluslararası giyim şekli bizim için de uygundur. Ulusumuza yakışan kıyafet de odur. … Kadınlarımız, yüzlerini dünyaya göstersinler ve gözleri ile dünyayı görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur.
… Batının her türlü uygarlık eserlerini alacağız. … Uygar olmayanlar, uygar toplumların ayakları altında ezilecektir.
… Türk ulusu çok büyük olaylarla; yenilikçi ve ilerici bir ulus olduğunu kanıtlamıştır.
… Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.”
… Şimdi sözden çok çalışma zamanıdır. Artık çok söz söylemeye gerek yok. Bundan sonra çalışma, faaliyet ve ileri gitme zamanıdır.
… Bütün bu olaylar, yenilikçilerin birinci düşmanının bağnaz hukuk ve onun tutucu hukukçuları olduğunu gösterir. Ulusun hararetli yeniliklerin yapıldığı sırada, eski hukukçular, yenilik hareketleri yavaşlamaya başlayınca harekete geçerek, İnkılap ilkeleri ve onu uygulayanları ve benimseyenleri yargılamak için fırsat kollarlar.
… Yaşadıkça, en büyük övünç ve mutluluk, kendisi için değil, kendinden sonra gelecek nesiller için çalışmaktır.
… Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve sürdürecek sizlersiniz.
… Beni görmek demek, behemahal yüzümü görmek demek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve duyuyorsanız bu yeter.
Dünyada mükemmel diye bir durum yoktur. İyileştirmenin de sonu yoktur. İyinin her zaman daha iyisi vardır. Onun için Atatürk tarafından benimsenen İnkılapçılık ilkesi, daima ileri gitmek için engellerin ortadan kaldırılması ve gelişmiş ülkeler seviyesine erişilmesinin hedeflenmesi olarak dikkate alınmıştır.
Hz Muhammed Mustafa'da insanların sürekli kendisini yenilmesi gerektiğini işaret ederek “iki günü eşit olan insan zarardadır” diyerek, gelişmeyi, ileri gitmeyi işaret etmiştir.