- Kategori
- İnsan Kaynakları
İnovasyon: Sizce yeni bir kavram mı?

İş dünyası olarak yeni geliştirilen kavramların peşine takılmayı çok seviyoruz. Bu yönetim kavramı da peşine takıldıklarımızın sonuncusu. Neden böyleyiz bilmiyorum ama sanırım yeni bir kavramın tüm sorunlarımıza çare olacağını düşünüyoruz. Gündemde olan yönetim kavramlarını şirketlerinde uygulamak için yollara koyulan ama sonunda hüsranı yaşayan şirket sayısı ülkemizde az değildir. Sakın inovasyon yaklaşımına muhalif olduğumu düşünmeyin bilakis en büyük destekçilerinden biriyim. Muhalifliğim sadece kavramların peşine düşmekte gösterdiğimiz zafiyetle ilgili.
“Inovasyon yeni bir yaklaşım mı?” sorusuna gelince ben kesinlikle yeni bir yaklaşım olmadığı fikrindeyim, buradan da bu blogu okuyan herkese duyurmuş oluyorum. Öncelikle neden bu şekilde düşündüğümü anlatmak istiyorum.
Yıllardır üzerinde büyük tartışmalar yürütülen ama her nedense bir türlü ülkemizde hak ettiği değeri bulamayan, el üstünde tutulmayan bir kavram var: KAIZEN. Batı dünyası Japonların kendi kültürlerinden harmanlayarak dünya yönetim literatürüne armağan ettiği bu yönetim felsefesini bir türlü kabullenemedi. Çok uzun süre bunun bir yönetim anlayışı olamayacağı üzerine fikirler de yürütüldü. Ama onlar ne kadar bu konuda ikna olmasalar da Japon şirketleri kısa sürede çok uzun mesafeler kat ettiler ve dünyanın en önde gelen şirketlerinin arasına girmeyi başardılar. Kaizen kelimesi sürekli gelişme ve iyileştirme anlamında kullanılan bir kelimedir. Kaizen öncelikle küçük ve orta boy değişiklikleri öngörür ardından da buluşlar gelir. Kaizen başka bir deyişle “Bir sonraki günün bir önceki günden daha iyi olması” demektir. İnovatif yaklaşımı destekler ama sadece inovasyon demek de değildir. Aralarındaki en önemli farklardan biri inovasyon yaklaşımının bireyselliği daha fazla ön plana çıkarmasıdır. Aslında sizin de gördüğünüz gibi birbirleriyle çok yakın özelliklere sahip iki yönetim teriminden bahsediyoruz. Ama kavramlardan biri Japon’lardan geldiği için çok kabul görmedi diğeri ise iş dünyamız tarafından havada kapışılan bir kavram oluverdi. Yine de sürekli gelişimin ve araştırma-geliştirmenin ne kadar önemli olduğunu vurgulaması, gündemde tutması açısından fena da olmadı.
Geçtiğimiz günlerde yapılan inovasyon kongresinde değinilen konulardan biri de şirketlerin nasıl ayakta kalabileceğiydi. Peki günümüzün acımasız rekabet ortamında şirketlerimiz nasıl bir politika izlemeliler? Öncelikle adına isterseniz Kaizen deyin isterseniz İnovasyon deyin ülkemizdeki tüm kurumların inovatif yaklaşımı desteklemesi ve bunu kurum kültürü haline getirmesi gerekiyor. Son günlerin gündemdeki tabiriyle şirketler ve çalışanlar yan gelip yatmadan her an daha iyi nasıl yapabilirimi sorgulamalı, yeni yaklaşımlar, yeni yöntemler, buluşlar geliştirmeliler. Her an aklımızda olması gereken iki cümle var aslında: “Bu işi nasıl daha mükemmel yapabilirim?” ve “Hiçbir şey mükemmel değildir”
Kurum olarak benimsediğimiz bu kültürü çalışanlarımızın da benimsemesi için inovatif yaklaşımın yeşerebileceği, hayat bulabileceği uygun şartları oluşturmak gerekir. İşte inovatif yaklaşım için olmazsa olmazlar:
1. Çalıştığı kurumu sahiplenme duygusunu yerleştirmek:
Çalışanlar ile çalıştıkları kurum arasında eşi benzeri görülmemiş bir sevgi köprüsü kurulmalı. Beraber ağlayıp beraber gülmek denilir ya bu kelime sanırım her şeyi anlatıyor.
2. Azami seviyede çalışan memnuniyeti:
Çalışanları maddi ve manevi anlamda memnun olmayan bir şirket inovasyon yaklaşımını ne kadar benimserse benimsesin her şeyin lafta kalacağına emin olabilirsiniz.
3. Çalışanların düşünce dünyasına pranga vurmamak:
Çalışanlar arasında düşünmenin, yeni fikirler üretmenin teşvik edilmesi. Olumlu veya olumsuz da olsa her türlü fikrin, önerinin tartışılabileceği bir ortamın yaratılması.
4. Araştırmacı ruhu desteklemek:
Araştırma ve geliştirmenin kurumlar için ne kadar önemli olduğu vurgulanarak tüm çalışanların bu sürece dahil edilmesine çalışmak.
5. İnsanların üzerindeki çekingenliğin bertaraf edilmesi:
Fikrini veya önerisini beyan etmekte zorlanan kişilerin bu hislerden kurtulmalarını sağlamak için çeşitli önlemler almak.
6. Gelişime ve değişime açık çalışan profili:
Kurumun genelinde genel çalışan profilinin gelişime açık, yenilikleri takip eden, kendini sürekli geliştiren niteliklerde olmasına gayret göstermek.
7. Takım çalışmasını teşvik etmek:
Bireysel çalışmalardan ziyade çalışanların ekipler halinde faydalı proje ve öneriler ortaya çıkartmalarını sağlamak.
Bu koşulları çalışanlarına sağlayan, sürekli büyüyüp gelişmeyi ve yeni ürünler/teknolojiler geliştirmeyi hedef edinmiş olan şirketlerin ayakta kalacağı diğerlerinin ise birer birer kapanacağı bir dönemden geçiyoruz. Dileğimiz ülkemizdeki tüm şirket ve kurumların bu sıkıntıları yaşamaması ve Ar-Ge'ye önem veren, kendi sektöründe lider kurumlar olmaları.