- Kategori
- Haber
İnşaatı, "Yırtık donlu Septuze Kadın'ın evi'ne" benzetti...

İşte o ev. Yarısı kerpiçten. Yarısı tahtadan. Bu ev Karadeniz'liye ve onun muhteşem insanına yaraşır ancak. Aşağı kurtarmaz.
Rize’de, eski ahşap evi yıkarak, yerine yepyeni bir ev yapmağa kalkışan İsmail Aksu’ya, annesi karşı koyarak: “ Ula domuzun çocugi. Haçen ki bu evi başıma yıkacağusun he mi? Gözüme gözükmeyesun, istemeyrum inşaat minşaat” deyince, “ Anacuğum. Seni kıracağuma, ha bu dişimi kırarım da” dedi ve evin kendisine ait bülümünü ortadan caaart diye ikiye ayırarak, yanıbaşına, kendine briketten ev inşaat etti…Ve yanına da kendisi taşındı.
Ancak bundan sonradır ki Fadime kadın, geri dönüp, ahşap evde yaşamağa başladı. Oğlu İsmaile de ilk sözü: “ Ula akılsız İsmayil. Senin kafa kafa değildur da, hamsi tenekesidur. Senin, ha o aklına şalgam suyu sıkayum. Ula İsmail, bu ne hal? Evimizi, Septuze kadunun yırtık donuna benzetmişsin” diye de zilgıttan geçirdi oğlunu.
Böylelikle İsmail’in içi ancak rahat etti. Hem dişten, hem anadan olmadı. Ortadan bölüp briketten yaptığı bitişiğindeki yeni evine de yerleşen İsmal “ Ver elini öpeyim de barışalum anacuğum.” Diyerek de gönlünü almış oldu.
Olay, Rize’nin Çaykent beldesinde geçti. İsmail, “gayem ahşap evi tamamen yıkmaktı ama olmadı. Kocakarının sesi heç durmayi” diye de hayıflandı.
Karadenizliler, tuhaflıkları ile tanınırlar. Bundan da gurur duyarlar. Niye duymasınlar ki. Bir ev yaparlar, uçurumun kenarına, Evin alt bölümünün tamamı uçurumlara bakar. Ancak ev, çelik halatlarla, karaya betonlanmış olarak sabitlenmiştir
Kimileri bir ev yapar ağaç gövdesine. Asansörlüdür, klimalıdır. Dönerlidir. İnşaat harikaları yaratırlar anlayacağınız.
Şimdi bu iki ayrı haneli ev, bomboş. Anası Ölünce İsmail, oradan köye taşınmış. “Anacuğum öldükten sonra, her şey yavan geldi” diyerek, kapıyı bacayı terk edip köye yerleşti şimdi.
Pratik zekaları vardır Karadenizlilerin. Rizeli bir arkadaşım vardı. İneği, böğründen hatırı sayılır bir boynuz sıyrığı almıştı. Arkadaşım Hakkı, hem ineği pansuman etti, bu arada da, eline aldığı eğe ile de, ineğinin boynuz uçlarını eğelemeğe başladı. İneğin kulağına eğilerekten “Bu sivrilik sana yeter. Bundan sonra kendini koru. Yaralı maralı gelme karşıma” diyerek ineği çayıra, rakiplerinin arasına salmıştı.
Sonradan duyduğuma göre, o inek, çok canlar yakmış.

