​ İnsan hayatıyla maytap geçilir mi? / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

İnsan hayatıyla maytap geçilir mi?

İnsan hayatıyla maytap geçilir mi?
 

Hayatla maytap geçilmez!


Gençliğimde, "Türkiye'de insanlar tesadüfen yaşıyor, Avrupa'da ise tesadüfen ölüyor." sözünü herkes söylerdi. 45 yıl geçti benim gençliğim geçeli, ama bu söz hâlâ geçip gitmemiş, güncelliğini yitirmemiş.

İstanbul Zeytinburnu'nda 6 katlı bir binada ruhsatsız maytap ve havaî fişek imal eden firmada patlama oldu ya... Bu sözü hatırlattı bana.

Zeytinburnu Belediye Başkanı: "Biz birkaç kere mühür vurduk ama mühür koparılıp yine çalışılıyor. Yapacağımız fazla bir şey yok. Sadece savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz." diyor. Haklı ama! Mühür koparmanın cezası çok düşük. Vatandaş ya belediye memurunun cebine koyuyor ceza miktarı kadar parayı, ya da koparıp mahkemeye bile gitmiyor. Ceza gelecek de, ödetecekler de...

Belediyelerin yetkileri kısıtlı. Daha fazla da olsa bir işe yarayacağını sanmam. Zira bu sistemle sadece rüşvet alımları artar.

Avrupa'da olduğu gibi belediye memurları üniformasız olmalı. Ellerinde de dijital fotoğraf makineleri. Belediyeyi ilgilendiren kanunsuz durumlar mümkün olduğu kadar fotoğrafla tespit edilecek ve adrese ceza gönderilerek ödetilecek. Ceza makbuzunu alan, kanunsuzluğun ne zaman, nasıl tespit edildiğini bile bilmeyecek. Cezayı yazan memur da komisyon alacak ki vazifesini severek yapsın.

Neyse... Şimdi gelelim vatandaşımızın merakına! Binada patlama meydana gelip, alevler pencerelerden dışarı taşınca meraklı vatandaşlar otoparka çıkarak, pencerelerden bakarak olayın vahametini seyrediyorlar. Birbirlerine anlatacaklar.

"Abi ya... Bi patlama duydum altıma kaçırdım... Neydi be! Top atıldı zannettim önce ama Ramazan Ayında değiliz. Sonra pencereden baktım... Karşı bina alev alev! Neydi o alevler ya... Kendimi cehennem ateşinde zannettim! Allah göstermesin ya, cennet ne güne duruyor!"

Karşı taraf soracak: "Eee...?"

"Eeee... si var mı? Çıktık abi yandaki otoparkın tepesine, başladık alevleri oradan seyretmeye..."

Sanki bunları anlatsan ne olur, anlatmasan ne olur be birader? Canını kurtarsana, kaçsana! Yok abi kaçmayacak, seyredecek ille! Konu arıyor kendine. Ama ikinci patlama oluyor, birinciden daha şiddetli. İşte ne olduysa o zaman oluyor. Bu meraklı vatandaşlar var ya, onların sekizi de hakkın rahmetine kavuşuyor.

Allah rahmet eylesin! 20 kişi ölmüş şu ana kadarki tespitlerde. 116 kişi de yaralanmış. Büyükşehir Belediye Başkanı da, "Biz nereden bileceğiz ruhsatsız çalışıldığını. Vatandaş şikayet ederse biliriz. Bizim sorumluluğumuz yok." diyor. Bravo! Güzel konuşmuş. Aklınca kurtardı paçayı.

Peki bir vatandaş gidip bir yerlere ruhsatsız işyerini şikayet etse ne olacak? Gidecek memurlar ve geri dönecekler. Kapıya mühür vursalar nasıl olsa koparılacak ya. Alacaklar avantayı, koklayacaklar lavantayı. Hatta ruhsatsız işyeri sahibinden biraz fazla bahşiş koparmak için şikayet edenin adını da verecekler. Vatandaşlık görevini yaptığını zanneden, bir de dayak yiyecek münasip bir zamanda, mesela saat onda... Belki de Kordon'da!

Şikayet müessesesi işlemiyor bu güzel ülkede. Almanya'da vatandaşlık görevidir kanunsuzlukları şikayet etmek. İnanın abartmıyorum; Almanlar ilköğretim çağında başlarlar vatandaşlık görevlerini öğrenmeye. Her Alman gece yatağa gitmeden önce pencereden mahallesini bir kontrol eder. Şüpheli bir durum görürse hemen polise bildirir. Anında bir sivil ekip olay yerinde...

Olay yerinde bir şey daha dikkatimi çekti. Bir kargaşa var, kim görevli, kim seyirci belli değil. Ağlaşmalar, bağrışmalar... Kadın, polisi iteliyor, eşini aramaya giriyor içeri. Enkaz bölgesi. Kafasına bir şey düşecek, umurunda değil.

İtfaiye görevlileri hariç hiçbir görevlide kask yok. Binalardan her an aşağılara bir şeyler düşebilir. Polisler de kar maskeli. Gören de banka soyacaklar zanneder. Ya da terörist avında.

Geçen gün de İstiklal Caddesi'nde şüpheli çantayı patlatacak bomba imha görevlisi polisin kafasındaki kask gibi şey çantanın üzerine düşmüştü ya. Böyle görev ciddiyeti olmuyor işte. Olunca da kazalara kurban gidiliyor. Yazık tabii.

Bir görevli bağırıyor,

- Ceset torbası lâzım mı? (Sanki elindeki torbayı satacak cenaze sahibi arıyor.)

Öteki sesleniyor,

- Arkadaşlar, sedyeyi açtık mı?

Cevap,

- Sedye daha gelmedi ki... (Gelmeyen sedyenin açılıp açılmadığını soruyor. Havaya konuşuyor, denir ya böylelerine.)

Yakınlarını merak edenler var tabii. Ölüp ölmediklerini öğrenecekler. Adli Tıp morguna gitmişler. "Bugün git, yarın 09:00'da gel!" denmiş kendilerine. "Bugün git yarın gel!" zihniyeti en acil durumlarda bile umursamaz bir şekilde, görevde.

Hepimiz bu ülkeye hak ettiği değeri vermeliyiz. Vatandaşı olduğumuzu unutmayarak görevlerimizi yerine getirmeliyiz. Yetkili makamlar da vatandaşlık görevi yapanlara iyi davranmalılar.

Herkese saygı ve sevgiler.

Mustafa Mumcu, 1 Şubat 2008 Saat: 11:20

 
Toplam blog
: 324
: 2811
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..