- Kategori
- Psikoloji
İnsan hikayeleri 7

Çocuk susuyordu...
Konuş diye bağırıyordu adam... Konuş...
Öyle çok bağırıyordu ki çocuk konuşmak için ağzını açsa susturuyordu. Sanki susturmak istiyordu...
Çocuk susuyordu...
Koca dünyada bir nokta kadar küçücük kalıveriyordu sustukça... Sustukca yalnızlığı büyüyordu. Ve kimsesiz kalıveriyordu.
Kimsesizliği büyüyor, büyüdükçe kimsesizliğin içinde yok oluyordu. Ruhunu yitiriyordu sustukça. Ruhu bedeninden kaçıp gitmek istiyordu. Bedeni ruhuna yabancılaşıyor, tanımadığı, bilmediği bir bedenide konuşmaya ya da susturulmaya çalışılıyordu.
Çocuk susuyordu...
Adam konuş diye bağırıyordu... Konuş...
Konuşmayı bilmiyordu oysa. Oysa hiç konuşmamıştı. Oysa konuşacak kimsesi olmamıştı. Duymuştu sesleri, söylenenleri dinlemişti. Ama konuşmayı öğrenmemişti... Konuşmayı öğretecek kimsesi olmamıştı ki.
Adını soruyordu adam... Adın ne anlama geldiğini bilmiyordu... Biliyordu belkide unutmuştu. Ya da ad'a bir anlam yüklememişti...
Sahi neydi adı... Bir adı yoktu aslında kimse onu çağırmamıştı. Çağırmıştı belki ama adıyla çağırmamıştı... Adı neden yoktu?
İçinde gariplik duygusu, sızı, acı, yalnızlık, kimsesizlik... Daha ne kadar can yakıcı duygu varsa hepsiyle tanışıvermişti.
Gözleri yeşil ormanlar gibi, duru sular gibi, gecede yıldızlar gibiydi. Gözleri vardı... Bakıyordu herşeye. Herşeyi görüyordu. Herşeyin ama herşeyin taaa içini görüyordu...
Adam konuş diyordu... Konuş... Konuş... Nefrete dönüşüyordu bağırması, nefret saçılıyordu tükrükleniden...
Çocuk susuyordu...
Ölmesi gerektiğinde ölmemesini anlayamıyordu. Ölmesi gerekirdi. Ölmeliydi. Ama ölmemişti... Ölmeyişine kahrediyordu...
Kan fışkırırken şah damarından, hançerliylen kalbi, kesikken başı... Nasıl ölmüyordu?... Nefes almadan nasıl yaşıyordu?...
Dili yokken nasıl konuşurdu? Çocuğun sadece yeşil gözleri vardı...
Adam işkenceciydi... Çocuk falan olmamıştı... Anne sütü, anne göğsü, anne sevgisi... Unutmuştu belkide.. Ama adam işkenceciydi... Elinde onu güçlü kılan demir sopası...Adı her neyse...O sopaydı ve insanlığını giydirdiği üniforması... Onlar olmasa bir hiçti. Hiçliği içinden geliyordu. Birşey olmak ne demek bilmiyordu. Ya da birşey sanıyordu kendini. Yatağına yattığında, uyuduğunda bile işkenceciydi. Ruhu yoktu... Kalbi yoktu...Hiç olmamıştı. Doktorlar baksaydı doğduğunda görürler miydi? Kalpsiz doğmuştu... Kalpsiz yaşayabilir miydi insan? Ama o insan değildi... O işkenceciydi... Sadece...sadece işkenceci...
Konuş diyordu çocuğa... Çocuk susuyordu...
Hatırladığında konuşmayı... Tamam dediğinde...Döküldüğünde kelimeler karanlığa... Aytınlattığında karanlığı...
Tahammülü kalmadığında işkencecinin.... Yeşil gözlerini söküp aldığında...
Böyle hatırlayacaktı;' ben kalpsizdim, o çocuktu, yeşil gözleri vardı'...
Çocuktu... 19 yaşındaydı, adı Samet'ti... Belgelerle böyle yazıyordu tarih... Ölüm:1981... Ölüm sebebi: işkenceci... Ardında ağlayacak kimsesi yoktu...
Bu da bir insan hikayesi yaşanmış ve bir daha yaşanmaması umulan...