- Kategori
- Evcil Hayvanlar
İnsanın en iyi dostu köpek üzerine

Çok sevdiklerini düşündükleri köpeklerinin yaşlandığını görünce bir akşam evin babası hayvanı arabasına koydu... Şehir dışına çıkarlarken köpek sevinçle bagajın içinde bir o yana bir bu yana koşturuyordu.
Hele şehir dışında kırlık bir alana vardıklarında hayvanın sevinci tavana vurdu. Delice kuyruk sallıyor sevinçten iniltiler çıkarıyordu.
Kapı açılır açılmaz aşağıya zıpladı ve sağa sola koşturmaya başladı, tabii yaşının el verdiği ölçüde...
Sonra geri dönüp baktı sahibine...
Geldiği araç hareket halindeydi ve ona koşmayı akıl edebildi. Ama yetişmesine imkan yoktu... Durdu ve uzun uzun arkasından baktı aracın, dili bir karış dışarıda...
Arada bir geçip duran araçların dışında sessizlik hakimdi.
Anlayamamıştı...
Aracın gittiği yöne doğru bir süre koştu ama sahibi görünmüyordu artık.
Yaşlı kemikleri daha fazla koşmasına izin vermiyordu.
Yürümeye devam etti. Aynı yöne doğru... Yürüdü... Yürüdü...
Acıkmıştı ama çevrede yiyecek hiçbirşey yoktu.
Hava karardı.
Bir ağaç altına kıvrıldı. Yaslı gözlerle, döner umuduyla yolu gözledi... Gözledi...
Yorgunluktan ve açlıktan uyuya kaldı. Gece duyduğu seslerden de rahatsız oluyordu. Tasmalı geziler dışında gerçek yaşamdan haberi yoktu.
Sabah yerinden usulca kalkıp yürümeye devam etti. Henüz hava yeni yeni aydınlanıyordu.
Sonra ilerde birkaç köpek gördü. Onlara doğru yürüyecekti ama onlar zaten geliyorlardı. Hem de koşarak...
Ne oluyor demeye kalmadan köpekler tepesine bindiler. Köpek hisleri ona kaçmasını söylüyordu, öyle yaptı... Diğerleri de bir süre sonra peşini bıraktılar ama havlayıp hırlayarak onun uzaklaşmasını sağladılar.
Yaralıydı. Kulakları, kuyruğu va bacakları ısırık içindeydi ve açtı...
Kırlık kesimlerden ama yolu hizalayarak yürümeye devam etti.
Yol üzerinde geçmek zorunda kaldığı tesisten de onu kovaladılar.
Biraz dinlendi, kalkıp yürüyüşüne devam etti.
Çevre tamamen yabancıydı.
Yol kenarında atılı duran poşetlerden bazılarından gelen kokular, bunların içinde yenebilecek birşeyler olduğunu söylüyordu.
Birşeyler buldu ve yedi.
İnsanların pisliği şimdilik onu açlıktan biraz kurtarmıştı.
Yolu hizalayarak yürümeye devam etti. Bir koyun sürüsüne rastladı.
Bekçi köpekler onu iyice hırpaladılar. Çoban, köpeklerini çağırmasa ölecekti de...
Bir ayağı aksıyor, üzerine basamıyordu. Çoban yanına geldi... Onun haline acıdı. Biraz kuru ekmek verdi, biraz da su döktü çukurluğa... Korkuyordu ama hızla yedi.
Çoban gitmişti sürüsüyle birlikte...
Uzaktan şehrin varoşları görününce sevindi... Evini bulmuştu sanki... Daha hızlandı.. Topallaya topallaya akşam üstü şehre girdi.
Bir kuytuda uyudu... Her araç sesine uyanarak...
Sabah, daha önce görmediği sokakları arşınlayarak tanıdık bir yer bulmaya çalıştı. Koku alma duyusu hiçbir işine yaramıyordu. Şaşkın şaşkın bir o yana bir bu yana yürüdü...
Kovalayanlar oldu, kaçtı...
Hayır, hiçbir yer tanıdık gelmiyordu...
Acıkmıştı yine, yorgundu ama yürümeye, tanıdık gelecek birşeyler görmeye çalıştı.
Sahibini bulmak istiyordu...
Onu istemeden kırda unuttuğunu düşünüyordu...
Çocuklarının, yani ev arkadaşlarının kendisini aradıklarından emindi.
O gün de ufak tefek yemek kırıntıları ile akşam oldu... Sığındığı kuytulukta kıpıdayacak hali yoktu... Başını bile kaldıramıyordu artık...
Gözleri kapandı... Yaşlı yüreği hızla atıyordu...
Gece sık sık uyandı korkudan... Sabah bir türlü gelmek bilmedi...
Gözlerini açtığında birini gördü....
Elinde bir et parçasıyla kendisine gülümsüyordu sanki... Çok yorgundu ama eti görünce heyecanlandı.
Yavaşça kalktı yerinden ama eti bırakan adam ordan hızla uzaklaşmıştı.
"Ne iyi adam!" diye düşünüp ete hamle yapacağı sırada bir kadın koşarak geldi ve önünden eti alıp ilerdeki çöpün içine attı.
Dönüp yanına geldi. Kadın çenesinin altından tuttuğunda garip bir ferahlık hissetti. Gülümsüyor, tatlı tatlı birşeyler söylüyordu.
Ama kendisine yiyecek birşey vermediğini, hatta eti attığını hatırlayınca biraz huysuzlandı... Ama kadın başını okşayınca rahatladı tekrar...
Telefonla konuşuyordu.. Sonra kendisine tatlı dille birşeyler söylemeye başladı.
Bir araç geldi... İçinden inenler sevecenlikle köpeğe yanaştılar... Onu kucaklarına alıp arabaya bindirdiler.
Götürdükleri yerde bir sürü köpek vardı... İçeri koydukları kısımdaki köpekler de onun gibi yaşlıydılar.. İnsanlar kendisine iyi davrandılar, yaralarını tımar ettiler.
Her türlü yiyecek yiyebiliyordu... Ama tellerin arasında yaşıyordu. Açık kafeste bir köşe belirlemişti kendine.... Geldiği yoldan gözünü ayırmıyordu. Her gelen araç için kalkıyor, sonra umutsuzca yerine oturuyordu.
Artık beslenme için, yatma için de yerinden kalkamaz olmuştu... Yemeği yanına geliyordu.
Her sabah gözleri yolda, sahibinin kendini bulacağı umuduyla bekledi.
Bekledi.
Artık hiç yürüyemiyordu...
Bekledi... Gözleri hızla bozulmaya başlamıştı. İleriyi göremiyor, ama araç seslerine başını kaldırıp bakıyordu.
Bir gün kıpırdamadığını gördüler...
Ölmüştü...
Temiz bir örtüyle sardılar...
Bir insan gibi ona değer vererek gömdüler... Üstüne toprak atarlarken onun hasretine şahit olmuş genç kadınlardan birinin gözünden yaşlar süzülüyordu.
Şehirde...
Onu kırlık alana atan adam ve ailesi de yeni bir köpek almışlardı.
Keyifleri yerindeydi. Yaşlı köpeği hatırlamıyorlardı bile...
Her yerde yeni köpeklerini gezdiriyorlar ve ne kadar hayvansever olduklarını gururla çevrelerine gösteriyorlardı.
Ta ki bu hayvan da yaşlanana kadar...
Dostluk, bitmeyen bağlılıktır. Sonsuzdur... Yoksa bu kelimenin bir anlamı olmazdı.