Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '15

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
244
 

İnsanlar yağmurdan kaçarken doluya; Demokrasisiz Cumhuriyet’le Sermayenin kuyusuna mı düştü (1)

İnsanlar yağmurdan kaçarken doluya; Demokrasisiz Cumhuriyet’le Sermayenin kuyusuna mı  düştü  (1)
 

Uluslararası ilişkilerde, Sendikaların ve Sivil Toplum Örgütleri'nin yaptıkları pazarlıklarda belirleyici olan güçleridir.


İnsanlar, hep aynı şeyi duya duya, sonunda onun doğru olduğunu tartışmasız kabul etme eğilimine girerler. (*) Antik Yunan’da, "Atina’da kadın ve çocuklarla birlikte 90 bin özgür vatandaşa karşılık, 365 bin köle ve 45 bin metek (**) vardır. Yaklaşık olarak her yetişkin vatandaşa; 18 köle ve 2 metek düşmektedir. Böylece bilinen ilk demokrasi, büyük bir çoğunluğun köleliği sayesinde gerçekleşmiştir. Ancak, bunun yararını görenler, çok küçük bir azınlıktır."

Burada bir ara veriyor ve soruyoruz.

Bu tespiti günümüze getirir ve günümüz gerçekleri ile değerlendirirsek; değişen nedir?

Veya aradan geçen 2500 yılda dünyamızda bu konuda bir şeyler değişmiş midir?

Yoksa, "Düzen!"  Ayvaz kasap hepsi bir hesap misali elbise değiştirerek devam etmekte, altta kalanın –zayıfın- canı çıkmaya devam mı etmektedir?

...

İlk bölümde ileride açılmak üzere bazı tespitler -görüşler- verilmektedir;

Fransız insan hakları bildirisi” bir anlamda liberalizmin manifestosudur. Ve bu manifestoda “kutsal” olarak nitelendirilen tek hakkın “mülkiyet hakkı” oluşu, burjuvazinin sınıfsal ana gereksinmelerinin neler olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Burjuvazinin ekonomik olanakları tamdır. Yasal engellerin kaldırılması onun sınıfsal gelişimini kolaylaştıracak ve siyasal egemenliğini de güvence altına alacaktır.(1)

Fransız insan hakları manifestosunda (bildirisinde) ne denilmektedir?

“..kutsal” olarak nitelendirilen tek hakkın “mülkiyet hakkı” oluşu, burjuvazinin sınıfsal ana gereksinmelerinin neler olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”

Bu ifadelerle öncelikli olarak kimlerin hakları korunmaktadır, Sermaye’nin değil mi?

...

Deveyi hamudu ile yutmak için de Demokrasi ve Cumhuriyet gerekli mi?

“..Bana öyle geliyordu ki, Hristiyan değerler üzerine inşa edilmiş medeniyetler, dünya üzerindeki 800 milyon insanın aç, bir milyardan fazla insanın içecek sudan mahrum kalması, 2 milyardan fazla insanın elektrik şebekesiyle henüz tanışmamış olması ve dünya nüfusunun yarısı olan 3 milyar insanın da temel ihtiyaç maddelerinden yoksun durumda bulunmasına asla tepkisiz kalmazlar ve içlerine sindiremezlerdi.”(2)

Sovyetler Birliği eski devlet Başkanı Gorbacov'un, bu ifadelerinden;

Cumhuriyet ve benzeri yönetim şekillerinin insanlara (hiç bir çaba harcamadan)  bir refah sağlamadığı gibi, mevcut soygun düzeni'nin de devam ettiği anlaşılmaktadır.

...

Dünyanın hangi bölgesinde ne kadar gelir elde edilmektedir?

2002 yıl sonu itibarıyla dünyanın toplam milli geliri 31.5 trilyon dolar.

Çin'in milli geliri 1.2 trilyon dolar; Hindistan'ın milli geliri 502 milyar dolar;  

ABD'nin milli geliri 10.1 trilyon dolar; Avrupa para birliği bölgesinin toplam milli geliri 6.2 trilyon dolar.

Bu dört ülkenin toplam milli geliri 18.4 trilyon dolar ediyor. Yani dünya milli gelirinin yaklaşık olarak yüzde 60'ı. (3)

Dünyada yaklaşık 200 ülke olduğunu lütfen not düşünüz.  Dört ülke, yüzde altmış'ı alırken; kalan 196 Devlete yüzde kırk oranında bir pay kalmaktadır.

...

Türkiye’nin gelir dağılımı; (Dünya Kalkınma Göstergeleri 2005)

Raporda yer alan verilere göre,

-Türkiye'de nüfusun en yoksul yüzde 20'lik kesiminin gelirden aldığı pay yüzde 6.1'de kalırken,

-En zengin yüzde 20'nin aldığı pay ise yüzde 46.7 düzeyinde seyrediyor.

-İkinci en yoksul yüzde 20 gelirden yüzde 10.6, üçüncü yüzde 20'lik dilim yüzde 14.9 ve dördüncü yüzde 20'lik dilim ise yüzde 21.8 oranında pay alabiliyor.

Rapora göre Türkiye'de nüfusun en yoksul yüzde 10'u gelirden sadece yüzde 2.3 oranında pay alıyor. En zengin yüzde 10'luk kesimin aldığı pay ise yüzde 30.7'ye çıkıyor.

-Türkiye, dünyanın en büyük ekonomilerinin üyesi olduğu OECD içerisinde de Meksika ve ABD'den sonra gelir dağılımı en bozuk üçüncü ülke oldu.

-Dünya Bankası verilerine göre gelir dağılımı Türkiye'den daha bozuk herhangi bir Avrupa Birliği, AB'ye aday ya da Avrupa ülkesi bulunmuyor. Avrupa'daki ülkeler gelir dağılımının en adaletli dağıtıldığı ülke grubunu oluşturuyor.(4)

...

Dünyanın zengini ABD'ya bakalım, onlar gelir dağılımında adaleti sağlamış mı?

- ABD'de nüfusun en yoksul yüzde 10'u gelirden yüzde 1.9, en zengin yüzde 10'u ise yüzde 29.9 oranında pay alıyor.  (5)

Dağılımı biraz daha açarsak

En yoksul (yüzde onluk) kesim ülke gelirinden; yüzde iki (%2);

En zengin) (yüzde onluk) kesim ülke gelirinin yüzde otuzunu (%30) almaktadır.

...

Konumuz neydi? Cumhuriyet, Demokrasi...

-“Cumhuriyet bir devlet (yönetimi-oluşumu) şeklidir. İktidarın bir kişi veya zümre elinde olmayışı, sivil bir parlamentonun yönetmesi anlamına gelir.”

-“Cumhuriyet halkın kendi kendisini yönetmesi değildir. Halktan birilerinin yönetmesidir.

-Burjuvazinin devriminden sonra, (Bu devrim anlayışına başlangıç olarak, 1648 dönemindeki İngiliz Hareketlenmeleri de dikkate alınmalıdır) ekonomik anlamda egemenlik toprak sahibi soyludan, sermaye sahibine geçtiğinde, siyasi olarak da sermaye düzenine ve genelleştirilmiş meta üretimine uygun olarak parlamenter cumhuriyet, devlet biçimi olmuştur.

Demokrasi ile cumhuriyet kavramı arasında kesin bir çizgi olmamakla beraber; demokrasi kavramı seçimi ve hukukun üstünlüğünü, cumhuriyet kavramı herhangi bir soylunun, kralın olmamasını ve bir parlamentonun gerekliliğini öne çıkarır.”

İngiltere'de cumhuriyet yoktur, ama demokrasi vardır.

Veya Türkiye'de cumhuriyet vardır, ama demokrasi (Bunu okuyanlar söylemelidir; Var mıdır?. (6)

...

Cumhuriyet nedir?

“..Cumhuriyet yöneticilerin göreve getirilmesinde veraseti reddeden bir yönetim biçimidir. Halkın tercihlerine dayanan bir yönetim şekli olduğu için, daha demokratik bir sistemdir.

Ne var ki demokrasi açısından aynı zamanda en fazla istismar edilen bir rejimdir.


Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde yönetim, tek parti iktidarına dayanmaktaydı. Çarların saraylarında parti genel sekreterleri otururdu. Halkın tercihleri değil, Komünist Parti’nin tercihleri geçerliydi.

Libya Halk Cumhuriyeti’nde veraset yoktu ve fakat Kaddafi’nin yetkileri krallardan çoktu.

Buna karşılık İngiltere’de monarşi var, ancak dünyanın en demokratik ülkesidir.
 

Önemli olan Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmaktır.”(7)

 

Devam edecek;

-Hangi sistemde olursa olsun bir masaya,  “Pazarlık Gücü”ne sahip olmadan oturuyorsanız, siz “Baştan kaybedenler!” grubuna dahilsiniz.

 

www.canmehmet.com

Resim;

Açıklamalar;

(*) İnsanlar, hep aynı şeyi duya duya, sonunda onun doğru olduğunu tartışmasız kabul etme eğilimine girerler. Yanlışları doğru gibi görmek çok kolaylaşır.”Dr. Paul Joseph Goebbels (1897-1945), 1933 ilâ 1945 yılları arasında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı yapmış Alman politikacıdır. Adolf Hitler'in en yakın arkadaşlarından biri ve en sadık yandaşıydı. Kendisi coşkulu ve enerjik hitabet yeteneği, sert anti-semitik görüşleri ve kitlesel propagandanın Büyük Yalan olarak bilinen tekniğini kullanmadaki ustalığıyla bilinirdi. Gobels’in sözü; Ahmet taner Kışlalı’dan, Gobels’in hayatı “Vikipedi”den alınmıştır.

(**) O dönem Atina’da ticaret yapan yabancılar

Kaynaklar;

(1) Ahmet Taner Kışlalı, “Atatürk’e saldırmanın dayanılmaz hafifliği” Sahife;120

(2) “Yerküre Manifestom”, MIHAIL GORBAÇOV, Sahife;36

(3) Mahfi Eğilmez, 02/03/2004. daha fazlası için bakınız; http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=108086,

(4)Dünya Bankası'nın dün yayınlanan 2005 raporu. Daha fazlası için bakınız; http://www.gazetevatan.com/-oteki-turkiye--dunya-bankasi-raporunda----51759-ekonomi/

(5) Daha fazlası için bakınız; http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=313097

(6)Daha fazlası için bakınız; Demokrasi Nedir, Cumhuriyet Nedir? - proleter - Blogcu.com

(7) Esfender Korkmaz, Daha fazlası için bakınız; http://www.yenicaggazetesi.com.tr/cumhuriyet-ve-demokrasi-32436yy.htm

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Canmehmet bey merhaba, 'şahsına münhasır' gibi 'devlete özgü' bir yönetim modeli desek...

Kadri KANPAK 
 24.01.2015 9:16
Cevap :
Değerli Kadri Bey, Küresel Sermaye'nin özellikle gelişmiş batıda tekelleştiği bilinir. Örnek; Amerikada, medyanın yüzde seksenbeşi, 15 aile tarafından kontrol edilmektedir. Peki, neden? Fransız devrimi arefesinde o günün okur-yazarları şunu öğrenmişler; "Halk okuduğu gazetelerden etkilenmekte ve verilen haberler doğrultusunda "düşünce" üretmektedir. Bu açık ifadesi ile; harmanı yel halkı gazeteler döndürmektedir. Bunun sonucunda ne olmaktadır; Ülke gelirlerinin büyük çoğunluğu birkaç büyük sermaye sahibince yutulması gizlenmekte, gözlerden kaçırılmakta; halkın dikkati-enerjisi; TV-Futbol maçları-suni terör olayları ile farklı yönlere çevrilmekte, "aldırma cambaza bak!" denilmektedir. Ülkemizde ve Amerika'daki gelir dağılımına küçük bir örnek verdik. Nasıl olurda, İki (birbirinden görünürde çok farklı) ülkenin (adaletsiz)gelir dağılımı oranları birbirine bu kadar benzer? Siz bunun bu şekilde tartışıldığıına hiç şahit oldunuz mu? Katkınız için teşekkür ediyorum. sağlıcakla kalınız.  24.01.2015 13:25
 

Değerli Ali Bey, (2/2)”.. tipli buldu. Kemalin el ve kollarını fazla hareket ettirmeden, kendine hâkim bir tavırla ve yavaş, açık ve kesin bir sesle konuşması dikkatini çekti. Kemal gazeteciye memleketinin savaşa yanlış safta katılmış olduğunu itiraf etti. Türklerin İngilizlerle hiç çatışmamaları gerekirdi. Bunu sırf Enver’in baskısıyla yapmışlardı. Savaşı kaybetmişlerdi. Bu onlara çok pahalıya mal olmaktaydı. Anadolu parçalara bölünecekti. Kemal Fransızların memleket içine sokulmasına karşı idi. Halk belki bir İngiliz yönetimini daha az güçlükle hazmedebilirdi. "Eğer İngilizler Anadoluda sorumluluğu üzerlerine almak niyetinde iseler tecrübeli Türk idarecilerine ihtiyaçları olacaktır,» dedi. "Bu sıfatla yardımımı arzedebileceğim bir makamla temasa geçmek isterdim." Ward Price gizli servisteki albaya bu konuşmayı anlattı, Albay bunun üzerinde durmayarak, "çok geçmeden iş isteyen daha bir sürü Türk generali çıkacak," dedi. alıntı, Virgüle dokunmadan aktarılmıştır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 22.01.2015 16:31
 

Mehmet Bey, bizde yıllarca İngiliz Cumhuriyeti, Sovyet Rusya Demokrasisi oldu, diyerek katkı sunayım izninizle.:) Selamlarımla

ali açıköz 
 22.01.2015 15:00
Cevap :
Değerli Ali Bey, (1/2) birçoğu ilk kez okuyacağı için önce kaynağını verelim. LORD KINROSS, “ATATÜRK BİR MÎLLETİN YENİDEN DOĞUŞU" 1.ci kitap, Sahife; 231. Lord Kinros, “1952'de İngiltere hükümeti tarafından Atatürk hakkında bir biyografi yazmakla görevlendirildi.” Bu nedenle olsa gerek; Çankaya Cumhurbaşkanlığı arşivlerinden yararlanmasına izin verilmiş" şanslılardandır! Kinross, yardımlar için, Başkan Gürsel’e ve T. C.Hükümetine teşekkür eder. Ve kitaptan; “..Mustafa Kemal İngilizlerin ağzını dolaylı yoldan aratmaya karar verdi ve aracılığa tanınmış bir gazeteci olan Daily Mail gazetesinin muhabiri G. Ward Price’yi seçti. Pera Palas otelinin müdürüyle haber göndererek gazeteciyi karşılıklı kahve içmeğe çağırdı. Mr. Ward da Genelkurmayın entelicans servisindeki albaya danıştıktan sonra daveti kabul etti. Kemal onu üniformasiyle değil de, sırtında jaketatay ve başında fesle karşıladı. Yanında arkadaşı Refet Bey vardı. İngiliz gazetecisi Mustafa Kemal’i yakışıklı ve erkek ../..  23.01.2015 10:12
 

Merhaba Canmehmet Bey...Bizdeki, üzerine "demokrasi parfümü" sıkılmış bir yönetim şeklidir...İktidar ve muhalefet siyasileri, ceplerinde bu parfümü taşıyorlar; konuşmaya başlayınca ağızlarına bu parfümü sıkıyorlar...Selamlar.

cdenizkent 
 21.01.2015 17:07
Cevap :
Değerli cdenizkent, izninizle sizi kutluyorum. Mükemmel bir benzetme. Bizdeki, "Demokrasi parfümü!" Bilirsiniz, Parfümün, (iddia edileni) Fransa'da evlenecek gelinlik kızların (yıkanmadıklarından) üzerlerinde bulunan "fena!" kokuların giderilmesi için üretildiği söylenir. Buradan hareketle, parfümün olduğu (veya gerektiği) yerde, "fena kokular"ın olmasıdır. Bu vesile ile bir tespite de yer verelim. Sayın Ali Açıköz bize, 13.1.2015'de (bir yazımıza) "yorum" gönderir. Bizde cevabını. Ancak, bugün (22.1.2015/Saat;11.51) olmasına rağmen PTT, grevde -veya unutulmuş!- olduğundan olmalı yorumlar henüz dağıtıma çıkmamış. İşte, ülkenin çıplak demokrasi, (veya düşünce-ifade hürriyeti) gerçeği, ve, "hal i pür melali"miz. Değerli katkınız için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  22.01.2015 11:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1117
Toplam yorum
: 2714
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1745
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster