- Kategori
- İnançlar
İnsanları cennetle cehennemle ikna edemezsin; dürüstlüğün faziletini anlat

Cenneti cehennemi hiç katmadan iyiliğe çağırsak daha anlamlı olurdu, inanmakta zorluk çekiyoruz zaten; cehennem gereğinden fazla korkutucu, cennet hayali.
Üstelik bütün insanlar sanki kötüymüş, dünya günah yeriymiş gibi hep cehennem vurgusu yapılınca sanki sadece cehenneme gidiliyor cennet hayal şeklinde anlaşılıyor.
Bunlar da cehenneme ve özellikle cennete inandırıcılığı azaltıyor.
Bütün bunların sonucunda; ibadet edenler cennete gideceğim diye değil cehennem korkusuyla ibadet ediyor. İnancı da biraz zayıfsa “Öldükten sonra nere gidersem gideyim” diyor.
Bir de dediğimiz gibi cehennemle tasvir edilen ceza ve cennetin güzellikleri akıl sınırlarının ötesinde. Allah niye bu kadar büyük bir ceza ve böyle inanılmaz bir ödül versin ki…
İnsanlarda cennete kolay gidilemeyeceği düşüncesi var. Bu nedenle cennete gitmeyi kimse düşünmüyor; cehenneme gitmemek için ibadet ediliyor.
Öte yandan cehenneme gitmezsen başka yere gidecek halin yok, cennete gidersin. Kişi mecburen Allah bilir deyip konuyu kapatıyor.
Aslında, öldükten sonra hayat da, fazlaca inandırıcı gelmiyor. Elbette samimi inananlar ayrı.
Bu durumda cehennemi ceza, cenneti ödül yaparak insanları yola getirmeye çalışmanın esprisi yok.
İyiliğin fazileti bunlarsız konuşulmalı; ya da Kerim Korkut’un dediği gibi “Bak iyi, güzel ve doğru olursan sana faydası dokunur” anlamında.
İşe giriyorsun doğru dürüst çalışırsan patron seni işten çıkarmaz; işte iyiliğin fazileti. Ne yapacaksın cenneti cehennemi, gideceğin belli değil geleceğin belli değil. Tutumlu olursan fakir olmazsın, al sana sevap. Üstelik iyi, doğru, güzel olmanın kişiliğine kattığı değer de var.
Bence insanlar dürüstlük konusunda böyle daha fazla ikna olurlar.