​ İnsanların zaten bildiği ya da aklıyla bulacağı şeyleri söylersen düşünmelerini engellemiş olursun / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

İnsanların zaten bildiği ya da aklıyla bulacağı şeyleri söylersen düşünmelerini engellemiş olursun

İnsanların zaten bildiği ya da aklıyla bulacağı şeyleri söylersen düşünmelerini engellemiş olursun
 

Keşke yazı bulunmasaydı. Keşke insanların konuşması izne tabi olsaydı. Nasıl bir durumla karşı karşıyayız biliyor musunuz? Bazıları yazıyor, çiziyor, konuşuyor; bizler de onların hazır kalıplarını kullanarak kendimize yaşam elbisesi dikiyoruz. Bize verilen akılı da tuvaletin yolunu bulmak için kullanıyoruz.

Şapkayı başıma nasıl giyeceğime dair bilgi olur mu ya! Erzurum’un sokaklarında, kışın karda buzda ayağımız kayıp düşünce nasıl kalkacağımızın bilgisini de bize bırakın Allah aşkına! İşleyen demir ışılar. Her şey hazır; beynimizi çalıştıramıyoruz ki. Sayenizde angut olduk. Beynimizin %10’unu kullanıyormuşuz. Bir de tutmuşlar biz insanları suçluyorlar. Rus Natali’nin bacağındaki kılları nasıl alacağına kadar her şeyi anlatmışsın. Bize düşünecek konu bırakmamışsınız ki beynimiz çalışsın. Doğrulanmamış bir bilgiye göre biyolojik olarak kullanılmayan (gereği kalmamış) uzuvlar zamanla kayboluyormuş. Bu gidişle beynimiz ya şekil değiştirecek ya da kaybolacak. Yaptığımız tek şey kopyala yapıştır. Adam benim yerime düşünüyor, hatta karar veriyor. “Yolda yürürken sağınıza solunuza bakın” E bırakın da bunu biz kendimiz anlayalım. İlla bir soytarının söylemesi mi gerekiyor.

Yol gösteren kitapları yırtıp atın. İnsanlık şaşırmış durumda. O diyor böyle olacak, bu diyor şöyle olacak. Adam aklıyla farklı çözüm bulmuş; adım atacak, gereksiz kılavuzlara tosluyor. Din diyor ki böyle olacak. Töre diyor şöyle olacak. Papaz aforoz ediyor, prof eleştiriyor, devlet yasaklıyor; burnunu silmeyi bilmeyen sümüklü Zehra bana yol gösteriyor. Ayaklarımız birbirine dolanıyor. Hangi tarafa bakacağımızı, kime uyacağımızı bilmiyoruz, şaşırdık. İşte işin püf noktası burada. Koy Allah’ı bir yana gerisine sittir çek! Ahmet’in kitabıymış, yırt at. Mehmet konferans veriyormuş, dinleme. Köşede kütüphane varmış, duvarına köpekler işesin. Ben kendim düşünmek istiyorum kardeşim.

Kimse görmüyor, anlamıyor ama bu durum bal gibi esaret. Beni kendim olmaktan engelliyor, kendi varlığımla hayatımı kendi düşüncelerime göre yaşamaktan alıkoyuyor. Sabahlara sabahların sultanıyla uyanıyoruz. Güneşe onun dediği gibi bakmalıymışız. Her şeyin de bir doğrusu var. Denildiği şekilde yapmazsan yandın. Dünyaya rest çeken,  kültür denen saman çuvalı bilgi yığınlarını kı… nın altına koyup purosunu tüttüren, kısaca kafasına göre yaşayan kimse yok mu ya. Bakalım noluyormuş. Sizlerin verdiği aklı, bilgiyi almadı diye Çin Seddi’nden mi uçmuş?

Akıl veren, yol gösteren kitaplardan nefret ediyorum. Bu çok önemli bir konu. Kerim Korkut Türkiye’sinde sanatsal yaratımlar ve deneyle sabit pozitif ilimler dışında bilgi ve kültür adına ne varsa gözden geçirilecek. Şiir akıl verir mi ya! Okumam ben böyle şiiri. TV’ler öğüt makinesi. Açıyorum bir kanalı, hacı baba akıl veriyor. “Hayatımızı şöyle kurmalıyız…” Nasıl yaşayacağını sen söylüyorsun zaten, Allah boşuna akıl vermiş insanlara.

Bu bilgi-kültür rezaleti düşünemeyen aptal insanlar yaratıyor. Oysa herkes kendi hayatına ait konularda kendisi düşünse, çözümleri kendisi bulsa. İnsan beyninin gücünü biliyor muyuz? Biri kuzu kopyalıyor, diğeri tuvaletin yolunu bulamıyor. Akıllar arasında bu kadar fark olur mu hiç? Tuvaletin yolunu bulamayan adam kendi düşünmüyor ki. Eline dede baba masallarını zorla sıkıştırıyorlar. Ama işte dedeler babalar ayıp diye suyoluna nasıl gittiklerini yazmamışlar. Öteki kendi düşünüyor. Araştırıyor, deney yapıyor ve hâşâ neredeyse Tanrı’ya yakın, bir canlının benzerini yapıyor. Biz de kendimiz düşünmediğimiz, onun bunu aklıyla hareket ettiğimiz için işte böyle tuvaletin yolunu bile bulamıyoruz.

Kafama göre bir kahvaltı planlıyorum; takvim yaprağının arkasına yazmışlar. Lan Allah belanızı versin, onu bari bana bırakın. Beynim sepet kafamda paslandı. Aldırma, yok say. Mümkün değil ki aşağılık bilgi yığınları her yanımı sarmış. Tatile gittiğinizde, eğer bir de sessiz bir doğa parçasına gittiyseniz yeniden doğmuş gibi olursunuz. Nedeni budur işte. İnsanı aptal eden hayat kütüphanelerinden bir süre uzak kalmışsınızdır. Bir de bunlara para veriyoruz; beynimizi hasta ettikleri için asıl biz onlardan tazminat almalıyız. Ben onu bunu bilmem arkadaş. Yeni düzeni kurduğumuz zaman bu boş bilgi yığınları çöpe. Hayatın bilgisi olur mu ya! Ben sevgilimi nasıl öpeceğimi kitaplardan mı öğreneceğim?

 
Toplam blog
: 6332
: 653
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..