- Kategori
- Deneme
İnsanlık yetim kaldı

Bırakmasan keşke...
Gök siyah, taş kara. Başka renk yok aslında... Gece, tüm pencereler kapalı. Perdeler sıkı sıkı örtülmüş. Gerçek içeriye sinsice sızmasın diye. Fakat gerçeği delen bir ağlama sesi... Ayak sesleri... İnsanı ürperten bir erkek sesi en böğüreninden... Bir de yürek sesi solumda atan... Perdeyi açmayı red eden sağ elim... Görmek istemeyen gözlerim, bedenimi cama doğru iten ruhum... Ruhum üstün geldi ve perde aralandı...
Yerde yatan bir genç kız. Onu tekmeleyen ruhunu bu sokaklarda çaldırmış bir beden. Tehditkar erkek sesi. Siyahın içindeki tek sıcak renk, ebruli yüzde kırmızıya karışmış yanaklardan süzülen damlalar . Sadece ağlıyor. Etrafta yüzlerce hane, sokak dar. Ortada sahne. Kız sadece ağlıyor. Yardım istemiyor, bağırmıyor. Ortada sahne. Tam karşılarında inşaatı bekleyen bir bekçi, onlara bakıyor. Bir aşağı bir yukarı volta atıyor sahnenin kenarında hemem sokak lambasının altında. Kollarından tuttu böğüren bedenle bir başka beden, sürükleyerek götürdüler bir genç kızı meçhule. Titrediğimi farkettim.Pencere kenarına yığılıverdim. Bir genç kızın kudret ve bilgeliği karşısında karşısında gözyaşlarıma karıştım. Yardım istemedi... Rolünü oynadı... Dekor 'boş' haneler, başrolünde ise insan suretinde iki beden. Konuk oyuncu kendisi bir sonraki sahneye kadar ancak... Bu genç yaşında çözmüştü hayatın şifrelerini. Öyle ya Yüce kudret çoktan çekmişti elini insanlıktan. Dünya artık sahipsiz başı boş bir yaratıktı bundan böyle. Yatağıma yattım. Geceden korktum, gün ışıgından daha çok korktum. Gece örter derler tüm pisliği. Bu da bir aldatmacaymış. Asıl güneş gözlerimizi kamaştırıp uyuşturuyor bedenlerimizi. Yüzler gülüyor, kuşlar ötüyor, güzel havayı ciğerlerimize çekip, 'hayat ne kadar güzel' diyor insanlık. Bu bir uyku hali... Bu bir illüzyon... Yaşamın gerçeğinden bir kaçış. İlahi Güç'ten bir terapi herşeye rağmen. Oyunu ve oyalanmayı tamamlayabilmemiz için.