- Kategori
- Güncel
İpotek altına alınmış gençlik...

Ağır bir cümle oldu ama şu kargaşa hayatın ortasında tutunmaya çalışılan gelecek dalını, bizler gençlik üzerindeyken kesmeye çalışıyoruz.
Gençliğin üzerine geceyi giydiriyoruz.
Hâlbuki onlar gündüzü geceye giydirenler.
Umut olamıyoruz.
Ufacık bir umut ışığı, gençlik için ne demek anlamıyoruz.
Onları gecenin kör karanlığında oturtup, birazdan güneşin selamıyla aydınlanacak kentte yapayalnız, bir başına ve ne yapacağını bilemez şekilde bırakmak.
Bizden öncekilerin bize yapamadıklarını eleştirmesini iyi biliyoruz ama bizler. ne yazık ki bizden öncekilerin yaptıklarını bile yapamamanın acizliğimizi göremiyoruz. Hakkâri’nin Çukurca ilçesinden gelmiş, 18 yaşında genç bir
kadını izledim 5 aylık bebeğini eşi şiddet uyguladığı için kaybetmiş. Eşi hapiste. Kaçarak evlendiği için ailesine de dönemiyor, eşinin tarafı da açık açık kendisine bakamayacağını söylüyor.
Bir şekilde kendisine yardım eli uzanır ama asıl beni etkileyen bu küçük kadını sözleriydi.
Küçük diyorum, çünkü onun yaşındakiler daha ana kuzusu...
Bu çocuk kadın bir gelincik kadar saftı... Sağa sola savurmuştu hayat onu.
Dik duruyordu .
-Ben Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde büyüdüm.
-Yoksulluk vardı, okumadım,
-Çocukluğumu da, gençliğimi de yaşayamadım.
-Şimdi en ağır iş bile olsa; kimseye el açmam çalışır, ayaklarımın üzerinde dururum diyecek kadarda yetişkinler gibi hatta onlardan da fazla, olgunluk gösteriyordu.
Yüreğindeki burukluk aydınlık gözlerinde kayboluyordu.
Vakur duruşu, hayata meydan okuyuşu, yetişkinleri bile kıskandıracak güçteydi ve gerçekten etkilendim.
Yoksulluktan ve bilmem hangi dertten kaçış gibi görmüştü evliliği.
Eğer imkân verirse; belki de imkân verilen yaşıtlarından daha başarılı olacaktı.
Çalışma azmi ve zekâya sahipti.
Ama bizim, balık tutmayı öğretmek yerine, pişmiş balığı oda belli gün ve haftalarda vermeye alışmış hükümetlerimiz, bu kızımız ve bu kızımız gibilerinin geleceklerini ellerinden alıyorlar.
Oysaki ülkenin batısına, kuzeyine, güneyine, doğusuna uzanan bir el Gazi Mustafa Kemal’in değer verdiği kadın için ne güzel örnekleri çıkaracak.
Okumayan kızımız kalmasın.
Güzelde ilkokuldan sonra devam etmeyen okuma ne işe yarayacak?
Devlet baba ipotekli gençlik (evlatlar) değil, geleceğini garanti ettiği evlatlar yetiştirmekle yükümlüdür.
Sonuçta devlet babadır.
Bu genç kadını izlerken, ne eşime, nede babama muhtaç olmamak için çalışmak istiyorum demesi, Medeni Kanunun kabul edilmesinin yıldönümü zamanına rastlıyor olması da anlamlıydı.
Beni aldı götürdü. Yazmaya kalkarsam, eyvah! Bir daha siz değerli okuyucularımı bulamam. Çünkü sayfalar sürer.
Ağarında bırakmak en güzeli...
Evet, bir konuda hafif siteme değinerek bugünlük misafirliğime son veriyorum.
Malum; misafirliğin kısası makbuldür.