- Kategori
- Dünya
Irak komşumuz İran..

1987 yılında Van'a tayin olup gittiğim de ilk dikkatimi çeken yollardaki levhalar olmuştu.
Şehrin tam merkezinde bulunan yön levhalarında birinde "İran" yazıyordu. Bu benim çok şaşırtmıştı. Demek ki, İran çok yakınımızda. Van'dan sonra İran..
Coğrafi olarak böyle olsa bile, bugün İran bize çok uzak. Beş yüz yıllık bir anlaşma var aramızda; hiç bir sınır sorunu yaşamamışız; ama İran'la bir garip ilgisizlik içerisindeyiz.
Üstelik bu İran'la edebiyat ve kültür alınında da çok kuvvetli bir geçmişimiz var. Bizim altı asırlık Divan Edebiyatımız, İran edebiyatı temelleri üzerine inşa edilmiştir. Dilimizde bugün bile, yüzde kırka yakın Farsça asıllı kelime bulunmaktadır.
Ama bütün bunlara rağmen İran bize çok ıraktır. Irak'tan bile ıraktır.
İran'ın 12 Haziran tarihli seçimleri üzerine yazılarları aradım internet medyasında. Çok az sayıda yazı var. Onlar da salında bir bilinmezlikten bahsediyorlar.
Bunlar içinde en dikkate şayan olanı da Yeni Şafak yazarı Kürşat Bumin'in yazısı.. Sayın Bumin de köşesinde, bu kadar yakın olmamıza rağmen İran'a uzak duruşumuzu irdelemiş..
Amerika başta olmak üzere tüm Avrupa ve Arap alemi İran'ı yakından takip eder. İran aslında dünya siyasetinde önemli bir aktör olarak rol alıyor. Ama bizim yanıbaşımızdaki bu komşumuzla ilgimiz, apartman komşumuzla olan ilgimiz gibi tıpkı..Ancak, asansör kapılarında karşılaşıyoruz.
I2 Haziran seçimlerini Ahmedinecat büyük bir farkla kazandı. Reformist diye nitelenen Musavi kaybetti. Batı'nın reformist olduğu için kendisine bel bağladığı Musavi beklenmeyen bir yenilgi aldı. Şimdi İran'da seçimlere hile karıştırılmasından dem vuruluyor.
Ahmedinecat'a niçin muhafazakar deniyor, Musavi neden reformisttir.. Bunlara dair bizi aydınlatacak bir bilgi, bir inceleme, bir soruşturma yok bizim Medyada..Reformist denilenler, seçim sonuçlarını şikayet için Humeyni'nin mezarına gitmişler. Ahmedinecat da zaferini kutlamak için ilkin Humeyni'nin mezarını ziyaret edecektir kuşkusuz.
Öyleyse, İranda kim kimdir? Şunun şundan farkı nedir? Bir bilen olsa da anlatsa, bizde en yakın ama çok uzak komşumuz hakkında biraz fikir edinsek..
Ahmedinecat'ın özellikle "nükleer enerji" konusundak dik duruşu, İran halkının onurunu okşadı. Ahmedinecat, küresel zulme karşı, otantik tepkiler vermekten sakınmadı. Bütün bunlar İran halkının onun yanında yer almasını sağladı.
Peki, reformistler ne yapacaktı. Onların dış politika yaklaşımları Ahmedinecat'tan nasıl farklı olacaktı. Örneğin, ABD ile uzlaşma adına "nükleer enerji" programlarından vaz mı geçeceklerdi. İsrail için tehdit olmaktan çıkacaklar mıydı??
Bilmiyoruz!..
Bilmiyoruz; çünkü bizi bilgilendirmesi gereken Medya'mız, kendini Batı'ya ayarlamış, tüm antenlerini Batı'ya yönlendirmiş. Avrupa Parlementosu seçimlerinde sağcıların kazandığını, bunun AB'nin geleceği açısından neler ifade ettiğini bol bol okuduk. Okumaya da devam ediyoruz. Ama Doğumuzda neler oluyor, gözümüz görmüyor; kulağımız duymuyor.
Gerçekten de gövdesi Asyada kafası Avrupada bir ülkeyiz. Biz böyle, bütün duyargalarımızı Avrupaya ayarlayıp başka hiç bir şeyi görmezsek, nasıl bölgemizin merkezi ülkesi olacağız?
Bir kaç muhabirinizi de İran'a gönderseydiniz; seçimleri ve sonrası durumu canlı yansıtsaydınız; halkın ve yetkililerin görüşlerini aktarsaydınız..Çok mu zor olurdu?
Muhabirleriniz içerisinde "sürgün" suçu işleyen de mi çıkmıyor hiç?
Sürgün cezasını çekmesi için gönderseniz İran'a!...