​ İran’da özgürlükler molla savaşına emanet! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '09

 
Kategori
Güncel
 

İran’da özgürlükler molla savaşına emanet!

İran’da özgürlükler molla savaşına emanet!
 

İRAN'DA SİVİL ÖZGÜRLÜKLER İÇİN ZAMAN ERKEN !


İran halkı 1979 yılında gerçekleşen “İslam Devrimi”nin ardından ilk kez milyonlar düzeyinde sokağa çıktı.

Görünen ya da ortaya konan gerekçe, Cumhurbaşkanlığı seçiminde yolsuzluklar yapılarak reformcu lider Hüseyin Musavi’nin iktidarının engellenmesi.

İki yıl önce Trabzon Sanat Tiyatrosu Yönetmeni Necati Zengin’le birlikte Tahran Tiyatro Festivali’ni izlemek üzere bir haftalığına İran’a gitmiştik.

Ne denli farklı bilgilere sahip olsak da, Batı medyası tarafından üretilen yargıların etkisinden kurtulmuş değildik.

Başkent Tahran’da yaşadıklarımız İran’la ilgili pek çok önyargımızın değişmesine yol açtı.

İran, aşiret ve ailelerin etkin olduğu doğu ülkelerinin aksine, geçmiş tecrübeleri içinde barındıran büyük ve etkin bir devlet tarafından yönetiliyordu.

Şii mezhebinin ve onu tarihsel olarak besleyen kültürlerin halk üzerinde büyük etkisi vardı.

Türkiye’de savunulan “İslami siyaset”le, İran devletinin inşa ettiği dini rejim arasında çok az paralellikler bulunuyordu.

Kadının İran toplum yaşamındaki etkinliği ve rolü, bildik “şeriat rejimleri” ile kıyas edilemeyecek kadar farklıydı.

İran devleti ekonominin dümenini elinde tutuyor, ülke çapında tekelleşmeye yol açacak sermaye örgütlenmesine izin vermiyordu.

Yüzlerce yılın oluşturduğu İranlılık bilinci, yeni İslami söylemlerle harmanlanıp daha da güçlendirilmişti.

Denilebilir ki topluma enjekte edilen bu ulusal refleks, pek çok eşitsizliğin görmezden gelinmesini sağlıyordu.

Uygulanan devlet kontrollü kapitalist model, ülkedeki yaşam kalitesini dikkate almıyor; bu nedenle İran halkı her geçen yıl yoksullaşıyordu.

İran’ın bölgesel güç olma yolunda dışarıya akıttığı paralar, ekonomisindeki açıkları büyütüyordu.

Tahran’da değişik kesimlerle yaptığımız sohbetler sırasında rejimin değilse de, siyaset kurumlarının, siyasetçilerin yıpranmakta olduğunu görmek mümkündü.

Ülkenin ürettiği zenginlikler adil şekilde halka yansıtılıyor muydu?

“Yeryüzü cenneti” hayaliyle İran halkını sokaklara taşıyan Mollalar ve onların devletteki kadroları “dünya malı” ile ne denli ilişkiliydi?

Yabancıların ve Şah döneminde zenginleşen iş adamlarının bankacılık, otomotiv, inşaat, ilaç, kimya gibi dev malvarlıkları devrim sonrası mollaların yönettiği vakıfların denetimine geçmişti.

Humeyni sonrası İran’a damgasını vuran ve son gösterilerde Musavi’nin destekçisi durumundaki Rafsancani’nin profili aslında her şeyi özetliyor.

Forbes dergisinin Rusya baskısı Yayın Yönetmeni olan ve en son Rusya’daki yolsuzlukları belgelediği için bir cinayete kurban giden yazar Paul Klebnikov, İran üzerine de ciddi bir analiz yayımlamıştı.

Klebnikov, araştırmasında çarpıcı iddialarda bulunmuştu:

“Rafsancani’nin ağabeyi İran’ın en büyük bakır madenini aldı.

Bir diğer kardeşi İran televizyonunu ele geçirdi.

Kayınbiraderi Kerman bölgesinin valisi oldu, kuzeni İran’ın 400 milyon dolarlık fıstık ihracatını kontrol etmeye başladı.

Yeğenini ve küçük oğlunu ise Petrol Bakanlığı’na yerleştirdi. 1 milyar doları aşan Tahran metrosu ihalesi de Rafsancani’nin büyük oğluna verildi.

Rafsancani ailesinin kontrol ettiği ekonomi bununla da bitmiyor.

İnkâr etse de dini liderin İran’ın en büyük petrol işleme fabrikasına, bir büyük otomobil üretim tesisine ve İran’ın en iyi özel havayolu şirketine sahip olduğu belirtiliyor.”

Anlaşılan Rafsancani ve zengin molla oligarşisinin, beş parasız bir üniversite profesörü olan Ahmedinejad’ın ulusal duyarlılıkları ve yoksullara dönük vaatlerle yeniden siyaset dümenine geçmesini içlerine sindirmesi kolay olmayacak.

İran’da yaşananları, elbette ve öncelikle halkın, demokrasi ve özgürlük talepleri olarak görmek mümkündür.

Ben İran gerçekliğinin biraz daha farklı olduğuna inananlardanım.

Olayları halkın özgürlük ve demokrasi taleplerini istismar eden bir kısım mollaların çıkar savaşı olarak değerlendirmek, bana daha mantıklı geliyor.

 
Toplam blog
: 152
: 700
Kayıt tarihi
: 17.07.08
 
 

Trabzonluyum ve bu kentte yaşıyorum. Kamuda inşaat mühendisi olarak çalışıyorum. Resmi görevimin..