- Kategori
- Çalışma Yaşamı
İş güvenliği çelişkisi–3 (Çözüm önerileri)

Her yıl oluşan iş kazalarında binin üzerinde insan, meslek hastalıklarında veriler istatistiksel olarak yansımadığından iş gücü kaybı, insan kaynakları kaybı milyarlarca lira maddi, bir o kadar manevi kayıp yaşanıyor. Hâlbuki Mevcut yasalar geliştirilerek İş sağlığı ve güvenliği alanında daha etkin denetim sağlanması ve kayıpların azaltılması mümkündür. Bu hususta yapılması gereken bazı olmazsa olmazlar var. Bunlar; İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin doğrudan patronla anlaşma imzalama, patronu patron uzmanı ise sıradan çalışan durumuna getiren zorunluluğunun giderilmesi. İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin eğitimi. İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin çalışmalarının denetimi. İş yerleri bina, atölye ve eklentilerinin işin özelliğine göre tasarlanırken mimarlarla, iş güvenliği uzmanlarının yeni bir bakış açısı geliştirilmesi, İşletmelerde yapılan eğitimlerin denetimi ve İş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulması şeklinde başlıklar halinde toplanacak ilavelerin yapılmasının mevcut durumu bir basamak yukarıya taşıyacağı kanaatindeyiz.
Ücretlendirme konusu bir fon oluşturularak, iş güvenliği uzmanın işyeri hekiminin işverenin maaşlı çalışanı pozisyonundan çıkarılmalıdır. Bu konuda Tüketici Hakem Heyetlerinde bilirkişilere ödenen ücretlerde olduğu gibi işverenden bağımsız ancak iş kazası meslek hastalıklarından tam sorumlu bir yapıya kavuşturulabilir. Bu konu ile ilgili uzmanlara, meslek odalarına işveren odaları, sendikalar, iş güvenliği uzmanları, dernekler, okullar, üniversiteler, işyeri hekimlerinin ortak katılımıyla alınacak kararlar ile adil bir yönetmelikle ile düzenlenmelidir.
İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimlerinin yetişmesinde uzmanlaşma çok önemlidir. Meslek odalarının paydaş olduğu yeni meslek odası kurulabilir. Bu hususta çalışmalar, eğitim programları devlet tarafından desteklenmelidir. Desteklenmediğini söylemek haksızlık olur. Ancak bu konu yeni projeler ile geliştirilebilir. İş kazası ve meslek hastalıklarının ülkeye maliyeti düşünüldüğünde ciddi yatırımlar yapılması bu konuda ileride sağlayacağı faydalar göz önüne alındığında kamunun yatırım yapmasına oldukça değer bir yatırım alanı olacağı açıktır. Sistemin kurumsallaşması, EMO, TUBİTAK tarzı karma bir kuruluş tarafından desteklenmesi, uzmanların saha eğitimlerinin geliştirilmesi gerekir. İş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimlerinin yaptığı çalışmalar eğitimler daha nitelikli hale getirilmelidir. İş yerlerinde çalışanlar için düzenlenen “Mesleki Yeterlilik” , “Hijyen Eğitimi” gibi hali hazırda verilen eğitimler vardır. Bu eğitimlerin denetimlerinin artırılması, tam yetkili kurum ve kuruluşların eğitimleri tamamlamaları gerekir. Eğitimlerin nasıl yapıldığı taraflarca bilindiğinden aslında özünde ne demek istediğimi konuyla alakalı olanların çok iyi özümsediklerini düşünüyorum.
Türkiye’de üretimin ciddi bir kısmı KOBİ’ler tarafından gerçekleştirilmektedir. KOBİ’ler adı üstünde ciddi bir sermaye birikimi olmayan kuruluşlardır. Ciddi anlamda iş yeri binası için yatırım yapabilme kabiliyetleri yoktur. Çoğunlukla kiralama yöntemi izleyen işletmeler kiracı oldukları binayı işe uygun hale getirmeleri çoğunlukla imkânsızdır. Bu konuda en azından bundan sonra yapılacak OSB (Organize Sanayi Bölgesi) projelerinde işletmelerin mimari planları yapacakları işe göre planlanması, uygun olacaktır.
İş sağlığı ve güvenliği ülkemizin önemli sorunlarından biridir. Avrupa ve dünyadaki bu konudaki kötü sicilimiz acilen toplumun tüm kesimlerinin el birliği ile düzeltilmelidir. Anaokullarından, eğitimin her kademesine toplumun tüm bireylerine ulaşacak eğitimler yapılmalı, bu konuda gönüllü kuruluşların yapacağı projeler tarafsızca desteklenmelidir. Zira iş kazasının partisi, ırkı fikri yoktur. Ülkemizdeki sendikalar, dernekler, okullar, kamu kurumları İş sağlığı ve güvenliği paneller, konferanslar, düzenlemeli ilgili bakanlık bizzat bu konuda çalışan kurum ve kuruluşlara aktif, tarafsız, kesintisiz destek vermelidir.
“1860’lı yıllardan itibaren otoriter Çarlık rejimine karşı örgütlenen Rus İşçi Hareketi Çar’dan maddi şartlarının iyileştirilmesini, kendilerine eğitim imkânının tanınmasını, herkese eşit oy hakkının sağlanmasını; işyerlerinde kütüphane ve okuma odalarının açılmasını talep etmiştir.”(1) Söz konusu işçi taleplerden en ilginç olanları eğitim, kütüphane ve okuma salonu isteklerinin, özellikle ilgimi çektiğini belirtmeliyim. Mesajın yerlerine ulaştığına inanıyorum. Toplumumuzun ciddi bilinçlenmelere ve toplumsal sorunlara birlik içinde duyarlı olmaya ihtiyacı var.
(1) Ferit Temur Cambridge Beşlisi adlı eseri s.5
İlhan Aydın
Yönetim Kurulu Üyesi
(A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı)