- Kategori
- İş Yaşamı - Kariyer
İş yaşamında küslük...

Her türlü insanla karşılaşıyoruz çalışırken. Garip garip bin türlü insanla muhattabız bütün gün. Bazıları gerçekten iyi insanlar olabilir, bazıları içten pazarlıklı olabilir ki onların analizini yapmak biraz zaman alabilir, bazıları kendi halinde “bana dokunmayan bin yaşasın” havasında çalışmaya devam eder, kimisi dedikodu delisidir orada burada milletin arkasından söylemediğini bırakmaz, kimisi yalakanın ta kendisidir ama sorarsan ona göre herkes yalakadır, kimisi paranoyaktır her an birileri onun kuyusunu kazacakmış gibi düşünür ve öyle hareket eder ki bu da genelde bulunduğu yeri zor elde etmiş, basit bir evraka bile imza atmaya korkan müdürlerdir. Kimisinin yaşı büyüktür ama asla yaşının gerektirdiği gibi davranmaz herkesle atışır, kavga eder, kimisi inanılmaz sosyaldir işyerinde herkes ile arası inanılmaz iyidir ve burası dünyadaki insan topluluklarının küçük birer modeli gibidir. Burası iş yerinizdir. Bu insanlardan kimisini özel hayatımıza alırız, iş dışında görüşürüz, kimisiyle sadece işyerinde arkadaşızdır, kimisini ise hiç haz etmeyiz.
Şimdi bu hazetmediğimiz insaları hayatlarımızdan söküp atabilir miyiz? Kaldı ki bu insanlarla iş ilişkisi içersindeysek, istemesekte onları hergün görmek zorundaysak ve orası kendi işyerimiz değilse “çek git!” diyemiyorsak, evet onlarla birlikte yaşamak zorundayız. Öyle veya böyle yaşamak zorundayız. En azından işlerin yolunda devam etmesi adına görüşmek zorundayız.
Yukarıda anlattığım insan modelleri hayatlarımızda hep varolacaklar. Biz istemesekte, bizimle birlikte hayatımızın içinde hep bir rolleri olacak. Daha acısı, onları görmeyi çok istediğimiz insanlardan bile fazla görmüş olacağız.
Bir işyerinde çalışıyorsan ve burası kalabalık bir yerse, herkesle iyi ilişkiler kurmak biraz zordur. Hele hele etrafında küçük hesaplar peşinde koşan, kötü niyetli, oturup iki yetişkin gibi problem diye görülen şeyleri de konuşamıyorsan üstelik, iletişim diye birşeyden haberi de yoksa bu insanların, kendi kurallarını koyup, kendi dünyalarında yaşıyorlarsa ve iyilik hatta insiyatif denen olgulardan haberleri de yoksa, bu insanlarla ne konuşursanız konuşun hiçbir şey anlamazlar. Kompleksleri boylarını aşmıştır. Zaten duymuyor ve görmüyorlardır. Kulakları tıkalı olduğu gibi gönül kapılarıda kapalıdır. İyilik denen şeyden nasiblerini almamıştır bu insanlar. Kendileri kötü olduğu için etrafındaki herkesi de kendileri gibi sanıp ona göre hareket ederler ona buna küserler, işleri bilerek ve isteyerek aksatırlar, işi yokuşa sürerler, işin yürümemesi için ellerinden geleni yaparlar.
Gönül ister ki ; bu ve bu gibi insanları dünya üzerinden kaldırmak, başka bir gezene göndermek, kendi kurdukları küçük dünyalarında yalnız başlarına yaşamaları ve yaptıkları hataları kendi kendilerine bulmaları için. Böyle birşey söz konusu değildir elbet. O yüzden bu insanlarla aynı şirkette yaşamayı öğrenmek gerekir.
Nasıl?
Çok zor değil aslında. Sadece iş gereği konuşup, yapılması gerekenleri yapıp onları küçük dünyaları ile başbaşa bırakmak. Bu arada emin olun ki yalnız kalmayacaklardır. İyi insanların nesli tükendiği için size de sadece işinizi en doğru ve dürüst bir şekilde yapıp, çalışma saatiniz bittiğinde çantanızı alıp, bir sonraki mesai saatine kadar onları ve yaptıkları haksızlıkları unutup, özgür olan saatlerinizi en güzel şekilde değerlendirip, mümkünse başka işler arayıp, hayatınıza devam etmek düşer.
Sevgiyle kalın...