​ İşgöremez üç adam: Yılmaz Vural, Burak Yılmaz, Yusuf Yerkel / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '14

 
Kategori
Futbol
 

İşgöremez üç adam: Yılmaz Vural, Burak Yılmaz, Yusuf Yerkel

İşgöremez üç adam: Yılmaz Vural, Burak Yılmaz, Yusuf Yerkel
 

Biri saha dışında; biri tam içinde, öbürü kıyısında...

Görevleri farklı. İlk ikisi, futbolun içinde. Sonuncusu, “üst”ün “danışacağı zat”...  Tek ortak yanları, “işgöremezlik raporu" almaları.

*****

Soma’da Başbakan’ı protesto edenlerden bir genç, halkın arasından geçen araçlardan birine bir tekme sallıyor, tutturamıyor; arkadan gelene tutturuyor.

İyi de, bunun bir karşılığı olmalıydı!..

Takım elbiseli, kravatlı biri koşarak geliyor. İki özel harekatçının elinde, yerde yatan genci tekmeliyor da tekmeliyor. İşi bitince, geldiği hızla geri dönüyor.

Kim bu?

Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel...

Daha sonrası?

Varınca Ankara’ya, yallah Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne... Çıkışta elde kapı gibi “işgöremezlik raporu”...

[ "Sağ dizde yaklaşık 10X10 cm ödem (şişlik), ekimoz (kızarıklık) ve yumuşak doku şişliği, sol omuz ve göğüs ön yüzde ekimoz ve yumuşak doku şişliği mevcuttur. Extremite (kol ve bacak) hareketlerinde hassasiyet ve yürümede güçlük mevcut olup hastada yaygın yumuşak doku travması mevcuttur. Hastaya 7 gün iş göremezlik raporu verilmiştir.”]

“İşgöremez”, ertesi gün, İstanbul’da, madenciler için gıyabi cenaze namazı kılan Başbakan’ın yanı başında “işgörür” oluyor!.

Koskoca Hükümet Sözcüsü Hüseyin Çelik, görüntülere karşın, Yerkel’i savunuyor.

("Bir tek fotoğraf karesinden yola çıkarak bütün gerçeği saptamanız mümkün değildir. Yusuf Yerkel, yerde tekmelediği kimsenin kendisine saldırdığını, kendisini yaraladığını, 7 günlük rapor aldığına dair açıklama yaptı.)

*****

Mersin İdmanyurdu için, Süper Lig’e çıkma maçına bir iki gün kalmış. Başta Teknik Direktör Yılmaz Vural, futbolcular, paralarını alamadıkları için tedirginler. Çünkü söz veriliyor, tutulmuyor. Öteden beri çalınan “kapı”lar çalınıyor.

Futbolcular “isyan bayrağı”nı çekmek üzereler!..

Yılmaz Vural, olanlardan rahatsız.

(“Çıktım yukarı hocalara dedim ki 'çabuk gidelim buradan hiç kimse yok burada' ve otelden çıktım. Mersin'in içinde tur atıyoruz kendimize gelelim diye ve derken göğsüme korkunç bir ağrı girdi, dedim eyvah beni hemen İstanbul'a doktoruma götürün. Hemen aradılar havaalanından 8'de uçak var diye 10 dakika kala uçağa yetiştik. İstanbul'a eve getirdiler, derken doktorum geldi.”)

Görülüyor ki, Mersin'de bunalan, rahatsızlanan Yılmaz Vural, İstanbul'a, evine gidiyor. Eve gelen doktor, verdiği rapora, “bu rapor istek üzerine düzenlendi” notu düşüyor.

(Bu arada, antrenmana çıkmama kararı alan futbolcular karar değiştiriyor. Yılmaz Vural yok diye notere tutanak tutturuluyor. Mersin'de tutanak, İstanbul'da rapor!..)

Sorular, Yılmaz Vural'ın arkasına takılıyor:

Mersin’de doktor mu kalmadı?

Yılmaz Vural, haksız mı?

Nasrettin Hoca misali olacak ya, parasını alamadığı için haklı, sorumluluğunu unuttuğu, Mersin’de, Adana’na doktor kalmamış gibi soluğu İstanbul’da aldığı için haksız!..

****

Burak Yılmaz...

Milli Takım’a çağrılıyor; takımla birlikte Soma’ya gidiyor. Sonra, Milli Takım’dan çıkartıldığı, sakatlık haberi geliyor.

Ve “işgöremezlik raporu”...

[.... sağ ayağında 1 ay önce başlayan ve tam performansla antrenman yapmasını engelleyen peroneal tendon traksiyon tendinopatisi (ayak tendonu kemik yapışma yerinde ağrılı reaksiyon) nedeniyle kadrodan çıkarılırken yerine,...]

Yani, “maç yapmasını” değil, “antrenman yapmasını engelleyen” durum varmış!. İlki olsaydı, son güne kadarki maçlarda olmazdı.

Neresinden bakarsan bak, tam karamizah!..

*****

“Sıkıntı” sözcüğüyle adlandırılan “para”sını vermeme, alamama, sadece Mersin İdmanyurdu’nda yok.

(Burnundan kıl aldırmayan kimi başkanların, başta teknik adamlara, futbolculara hak ettikleri paraları vermedikleri, “Ben kovdum” misali tavırları bilinmiyormuş gibi...)

Futbolculara kulak veren var mı?

Bu sezon düşen bir takımda geçen yıl oynayan bir futbolcunun, o takımda alacağının yüzde 90‘ının kaldığını söylemesini duyan var mı?

Kurtarışlarıyla Mersin İdmanyurdu’nu kurtaran kalecinin üç buçuk yıl öncesinden takımı olan o günkü rakibinden alacaklı olduğunu söylemesine ne diyeceğiz?

Sorun, geniş kapsamlı olduğuna göre, TFF’nin bu konulara el atması gerekemez mi?

*****

Soma’da ocaktan dirisi çıkanlar ne diyor?

“Ocağa yine gireceğim; çünkü çalışmak zorundayım!”

O işçilerle futbolcular arasındaki benzerlik aynı.

Kuşkusuz, "Çalışmak zorundayım.” cümlesi, kimi futbolcunun dilinde, "İmza atmak zorundayım." oluyor.

Sonuç:

İkisi de aldatılıyor, ikisinin de emeğine el konuyor!

Onlara kim sahip çıkacak?

Hak arasalar, başlarına gelecek belli: iş/ takım bulamama, bulunca da işte öylesine...

*****

Bu üç adamdan en masumu: Burak Yılmaz.

Soma'da "göstermelik gelmedik"  diyen,"göstermelik maçlar"a niye gitsin ki?

Bu üç adamdan en mağduru: Yılmaz Vural.

Hem Mersin İdmanyurdu’nu Süper Lig’e taşıyan “ünvan”ından, hem de o kadar “sıkıntı”dan oldu!.

Bu üç adamdan çevresini “yalan beyan”a alet eden adam: Yusuf Yerkel...

Ne masum, ne de mağdur!..

Son söz:

İlgisiz olaylar, kişiler arasında “ilgi ortaklığı” bazen ne ilginç oluyor değil mi?

 

http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..