- Kategori
- Deneme
işi basit tut
Ayrıntılarla boğulduğum zaman; çevremden çok sık duyduğum bir eleştiriyi anımsatıyorum kendime ve kendi kendime sesleniyorum: “ İşi basit tut! “
Yeni bir yıl ve var olanlara eklenen yeni yeni umutlar… Bunlardan biri; ideal formuma ulaşmak ve onu koruyabilmek. Bunu kendime anımsatmak adına yeni bir kitap aldım:” Neden Açım Neden Şişmanım “ Yazarı; Dr. Gönül Ateşsaçan
Kitapta geldiğim bölüm; “Hayatımızı Yöneten, Yönlendiren Genlerimiz Değil, Zihnimizdir”
Şöyle bir giriş yapmış bölüme yazar:
“Dr. Lipton 1982 yılında yaptığı bir araştırmada kuantum fiziği prensiplerini ve hücrenin bilgiyi işleyiş sistemini incelemiştir. Hücre zarı üzerinde yaptığı çalışmalar sonunda hücrenin dış katmanın organik bir kompüter çipinin homoloğu, yani hücrenin beyni olduğunu açıkladı.”
Yazar bununla ilgili savını çeşitli örneklerle zenginleştirmiş bölüm boyunca. Bir yerinde verdiği örneği de paylaşmak istiyorum. Şöyle ki:
“ Korku ve stres, hücrelerin kendisini yenilemesini önlüyor. Bunu şöyle örneklendireyim ki anlaşılır olsun. Ülkedeki tüm fabrikaların tam randımanla çalıştığını ve ürettiğini düşünün. Ama bir anda sirenler çalıyor. Savaşın başladığı, herkesin acilen sığınaklara saklanması gerektiği anonsu yapılıyor. Fabrikalarda çalışan işçi kalır mı? Üretim duru ve herkes önce kendini koruma telaşına düşer. Savaş uzun sürerse ve sığınaktaki erzaklar biterse hastalıklar ve ölümler de artar değil mi? “
Bölüm boyunca “ bütünsel tıp “ ile ilgili görüşlerini paylaşmış yazar. Bu kadar önemsediğim ve ciddi olduğunu düşündüğüm bu konu ile ilgili satırları okurken, peki benim aklımdan geçenler neydi?
Dr. Adına takıldım kaldım; çayı ne kadar çok sevdiğimi ve “ Lipton “ un bir çay markası olduğunu düşünmek beni gülümsetti. Üstelik beğendiğim bir marka. Kendimle ilgili bir ayrıntıyı yakalamak ise sevindirdi.
Başka? Köye yerleşme konusunu benimle paylaşan köyün öğretmeni bayanın söyledikleri geldi aklıma: “ Sanki tüm bayan arkadaşlarımla bir araya geldiğimde kuantum fiziğini konuşuyorum. Onlarla da konuştuğum kocam ve çocuklarım; köylü kadınlarla da konuştuğum onlar. Niye köyde yaşamayayım ki?”
İlgi alanlarım ve şu an odak noktalarım belli oldu değil mi? Çayla resmen kafa buluyorum, köye yerleşme konusunda ise resmen boğuluyorum. Bu da aşırı yemem konusunda beni tetikliyor. Gel de çık işin içinden!
“ İşi basit tut “ diyorum kendi kendime; fakat o kadar çok haklı nedenler buluyorum ki kendimi sabote etmek için; gerçekten uygulamakta zorlanıyorum. Dualarım kendimle!