- Kategori
- Öykü
Işıktan uzakta

cep foto
Uzaktan sesler geliyordu. Usulca azalıyor ve sessizleşiyordu. Vücudunu dinliyordu. Ahengli atan kalbi, uzun ve sakin nefesi. Uzaklaşmaktaydı dış dünyadan. Yapılacaklar, edilecekler. Yarın, geçmiş yoktu. Şu an vardı. Düşünceler bulanıklaşıyor, bir sisin içine girer gibi herşey silikleşiyordu.
Kendini bir boşluğa bırakır gibiydi. Agırlığını hissetmiyordu. Duyuları duymaz oluyor, bir şey hissetmiyordu. Ne acı ne de bir tehlike. Hiçbirşey umurumda değildi. Bağlantısını koparmaktaydı görüntülerden, seslerden. Gözleri yavaş yavaş kapanıyordu. Gözkapakları ağırlaşırkan serbest bıraktığı kanın kalbe doğru sıcak ilerleyişini hissediyordu.
Sanki, durgun bir suya sırtüstü uzanmış zamanı unutmuş gibiydi. Çocukluk masumiyeti kaplamıştı yüzünü. Hiçbir şey hatırlanacak kadar yaşanmamış, hızlı unutulmaya meyilli, geleceğe dair bir planın olmadığı.
Yarım kalmış planlar, istekler, arzular, hayaller hepsi terkediyordu zihnini. Hesaplar sıfırlanıyor, boşluğa doğru çekimsizce ilerliyordu.
Nefret, sevinç, üzüntü ve kalp kırıkları hiçbiri yoktu artık. Bütün bunları geride kalanlara bırakıyordu. Hepsi sizin olsun. Bensiz bir dünya daha mı mutlu yoksa bir felaketlere hazır mı olacak.
Çevresinde kendine bakan insanların kim olduğunu hatırlamaya çalışmayı bir kenara bıraktı. Ağrılarından şikayet etmeyi bırakmış, onları hissedemez olmuştu. Ağzından garip ve anlaşılmaz sesler çıkıyordu. Son bir söz mü. Bir istek mi. Hiçbirinin anlamı kalmamıştı. Kalbi yavaşlarken o fiziki dünyadan ayrıldığının farkında bile değildi.
Bir uyku mu, yoksa bir ölüm müydü içinde olunan.
Hırsların ve tatminsizliklerin, sevgiye ve doyuma devri miydi asıl olan.