İşini sev! / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

İşini sev!

İşini sev!
 

Şu sıralar sıkça duyduğum birkaç cümle var. “Yeni nesil tembel…. Yeni nesil işi sahiplenmiyor.” Bu cümleleri çoğunlukla yönetici ya da patron arkadaşlarımdan duyuyorum. Sonrası tabi ki bendeki bitmez tükenmez sorgu sürecinin başlaması… Önce kendimi sorgulamaya başlıyorum. Şükür ki yeni nesil değilim kanısına varıp bitiriyorum bu sorguyu!

1990 yılı doğumlulardan başlıyor bahsettikleri yeni nesil… Hangi özellikleri nedeniyle bu şekilde etiketleniyorlar?

·         Az çalışıp çok para kazanmak isterler(miş).

·         Öğrenmek ve kendini geliştirmek gibi hedefler koymazlar(mış).

·         Daha önlerine iş sözleşmesi konulmadan fazla mesai var mı diye sorarlar(mış).

·         Eleştiriye kapalı ama yapmaya açıklar(mış).

·         Mobbing kelimesini anlamını çok da iyi bilmeden en iyi kullananlar(mış).

·         Hafta sonu mesaisine asla sıcak bakmazlar(mış).

·         Daha anlaşma yapmadan işyeri giriş ve çıkış saatlerine bakarlar(mış).

·         Binanın güzelliğini dahi sorgulayanlar olur(muş).

 

 

Bu bilgilere dost sohbetleri sayesinde eriştim. İşine sahip çıkmamak kısmı en takıldığım nokta. İşimize nasıl sahip çıkarız o halde? Sahip çıkmamız için sevmemiz şart. Seven sahip çıkar, madde 1. Seven nasıl sahip çıkar?

 

·         -mış gibi yapmak yerine titiz ve detaylara önem verdiği çalışmalar yapar.

·         İşinin kendi etiketi olduğunu da unutmaz. İşimizle anılırız, değil mi?

·         İş nasıl biter? diye çözümler aramaktansa bu işi daha kaliteli biçimde nasıl yaparım der.

 

Size güzel bir örnek de verebilirim aslında. Ataköy 7-8-9. kısım bilindiği üzere hakim ve savcıların lojmanlarının olduğu bir bölge ve makam araçlarına sıklıkla rastlamak mümkün. Her sabah gördüğüm bir makam şoförü var. Araba park halinde yolcusunu beklerken arabada oturup telefonla oynamak ya da selfie çekmek yerine ( tembel kuşak hareketleri) mütemadiyen arabayı temizliyor. Elindeki bezle arabanın jantlarından tutun camlarının kenarlarındaki çıtalara kadar pırıl pırıl yapıyor. Bir sabah durdum özel olarak izledim. Acaba dostlar alışverişte görsün var mıydı bu işte diye. Hayır yoktu. Kesinlikle gözlerimle şahit oldum. Arabanın iç döşemesine kadar sildi. Sildiği bez tertemizdi oysa. Yani araba her gün aynı temizlik sürecinden geçtiği için bu bez temizdi ama şoför bunu rutin haline getirmişti. İşini seviyordu ve önemsiyordu. Bu yüzden o araba pırıl pırıldı.

 

Size tavsiyem işinizi siz de pırıl pırıl yapın. Mutsuzluk, enerjisizlik ve negatiflik hayatınızda mevcutsa önce işinize odaklanın. Durun, hemen söylenmeyin “İşe odaklanmak da neymiş ?!” diye. İşinizi iyi yaptığınızda kendinizi daha motive hissedecek ve kendinizi daha değerli hissedeceksiniz. Bunu lütfen deneyin. İşini iyi yapmak başarıyı getirir ve başarı da insanı mutlu eder. Ne iş yapıyorsanız yapın, fark etmez… Hep söylenen ama uygulanmayan bir söz vardır, “Bardağa dolu tarafından bakmak.” İş hayatı kabusunuz olmasın, dolu tarafından görün. Bugün de bitti çok şükürlerle hayat geçmez. Bugün kendime ve çevreme nasıl bir faydam oldu diye kendinize öz eleştiri yapmayı asla ihmal etmeyin. Faydalı insan mutluluğunu tatmanız dileklerimle…

 
Toplam blog
: 25
: 245
Kayıt tarihi
: 07.01.16
 
 

Hakkımda neler biliyorum, bir bilseniz... ..