- Kategori
- İlişkiler
İskelede kaldı aklım

Derinlerden gelen bir sessin ,
Antik çağlarda bırakma beni...
Yanaştırma limanına benden başka gemileri ,
Delinir , su dolar , batarım gidişinle...
Ne sen kurtarabilirsin beni ,
Ne benden ümit bekleyenlerin sevdası...
Alıştırdığın limanın gölgesidir , yüklerimi atmak isteyişim. Avuçlarına kalbimi bırakırken, hep yanımda olacaktın...
Şimdi taşınma hevesinde rıhtımının kulübesi, sen başka şehrin gölgesi olmaya yol verirken, ben ayakta durabilecek gücü bulmanın telaşındayım...
Gemim barut yemiş sanki; delindikçe deliniyor...
Batıyorum... Son çırpınışların zavallılığı çekiyor diplere , her yüzeye çıkmak istedikçe, yediğim barutların yarası güçsüzleştiriyor...
Yakmıyorum ışıkları şimdilik; korkulara bürünüp, tedirgin olursam, çakarım kibriti aydınlanırım mumla...
Anne olma özlemimi de sen giderken, terkeyledim öksüzlerin feryatları arasında...
Elimde olmadan öfkem kabarıyor , her bu iskeleye adım attığım anlarda...
Madem ; barutları dayayacaktın alnıma, bu kadar hevesliydin batışımın hayranlığına. Alıştırıp, inandırmasaydın ya !... Rıhtımının güvenli kollarına...
Düşüyorum... Zamanı belirsiz takvimlerin yaprağına, gömülüyorum o yaprakların arasına...
Bendeki takvimler aynı rakamlarda, saatlerse, yokluğunun duraklarında...
Pili bitmiş sanki, yelkovanda adım atmıyor, akrepte, saliseler ise; görünmüyor bile... duvarda asılı , antik çağdan kalan, asma saat tablomda...
Barut yediğim, su dolup battışımın çırpınışlarında yok olduğumu izlediğim iskelede, kendimi teslim verdiğim günün saatlerindeyim...
Ne bir adım ileri, ne bir adım geride, parçalarımı toplamaktan aciz, bıraktığın yerdeyim...
Bekliyorum... Kapansın yaralarım, nasır tutup acıtamadığı anları yakalarsam, dönerim aşka... Aklımı teslim vermeden bu iskelenin yamacında...