Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '07

 
Kategori
Tarih
 

İslam coğrafyasın da hikmet geleneği (1)

İslam’ın ilk inen vahyi Alak Suresine ait ilk beş ayettir. Orada ilk emir “oku” dur. Bu ilahi emrin peygamberimiz için anlamı; tebliğ et, açıkla demektir. Dinimiz daha ilk inen ayetlerle birlikte inanan insanları bir şeyler öğrenerek maddi ve manevi anlamda her tür yeteneklerini geliştirmelerini istemiştir onlardan. Peygamberimiz (a.s.) “ ilim öğrenmek kadın erkek bütün Müslümanlara farzdır ” buyurmuşlardır. Eğitim ve öğretim faaliyetlerinin günümüz şartlarında taşıdığı değer göz önünde bulundurulacak olursa Hadisi şerifin daha altılı yüzyıllarda hem kendisi ve hem de cinsiyete dair sıralamada, kadının erkekten önce belirtilmesi, dikkate değer bir husustur. Eğitim ve öğretim adına peygamberimizin bizzat kendisinin yaptığı çalışmaları bir ara ayrıca ele alarak anlatmak gerekecek fakat biz şimdilik, yaklaşık binli yıllara karşılık gelen dönemde İslam dünyasında ilmi ( hikmet) yaklaşımlara bakışın ne olduğu hakkında bildiklerimizi anlatmaya çalışalım.

Fütuhat dönemi biter bitmez oluşan sükûnet ortamından faydalanarak Müslümanlar, ilmi ve felsefi çalışmalara başladılar. 9.yüzyılda Bağdat’ta kurulan Beyt’ül- Hikme enstitüsünde barınan Arap ve Süryani bilginler, Yunan filozoflarının kitaplarını Arapçaya çevirdiler. Hindistan ve İran’ın tanınmış eserlerini tercüme ettiler. İslam filozoflarından, el Kindî, Farabî, ve İbn-i Sinâ gibi isimler, görüşlerini İslam’a yakın buldukları Aristo ve Sokrates’in ahlak öğretilerini esas alarak kendi felsefi sistemlerini kurdular. Kelam ve tasavvufî çevreler ise, Pithagoras, Revakiye, Yeni Plâtonculuk ekollerinin ahlak anlayışlarından etkilendiler. Ahlak filozoflarından Ebu Ali Meskuyeh tarafından yazılan “ Tehzib-i Ahlak ” yaygın bir şekilde kabul görerek kendisinden sonraki düşünürlere örnek oluşturur. Bu dönem de maalesef ahlak biliminin asıl kaynağı olan Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i şerifler’e yeteri kadar öncelik verilememiştir. O dönemde ele alınan ahlak anlayışlarına kısaca bir göz atalım;

Sokrates’te Ahlak Anlayışı;

Delf Tapınağına yazılan meşhur sözü; “ Kendini tanı ” onun ahlak anlayışını özetler. İnsan kendisini tanıyabildiği oranda yaşamını düzenleyebilmektedir. Hayatını düzenleyebilmiş olan, aynı zamanda faziletli olandır. Faziletli olanın hem kendisine ve hem de başkasına faydası dokunmaktadır. Mutluluk, faziletli olmakla elde edilir. Eğer bedeni ruha, duyguları akla, özel olanı genele tâbi kılabilirsek mükemmel olana yaklaşabiliriz. Mükemmel olan ise ancak tanrı’dır. Hikmet, Ilımlılık, cesaret ve adalet, dört fazilettir. Yalnız bunlardan adalet, diğerlerini bir uyum içinde birleştirebilir. Bilgi fazilettir.

Önümüzdeki yazıda sırasıyla diğer filozofların ahlaki görüşlerine değinerek bu konuya devam etmek düşüncesindeyim.

 
Toplam blog
: 177
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

1965 Almanya doğumluyum. Atatürk üniversitesi İlahiyat fakültesi mezunu olup, öğretmen olarak çalışm..