Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '08

 
Kategori
İnançlar
 

İslam dini ve reenkarnasyon

İslam dini ve reenkarnasyon
 

İSLÂM DİNİ VE REENKARNASYON

15. Bölüm:

NOT : Bir önceki konumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Zamanla bu uyarıya yönelik doğru bilgilere ulaşmaya çalışmayan, yada ulaşıp onlara aldırış etmeden yaşayan insanlar da mekan değiştirip ahrete göçüp gittiklerinde “Keşke bir dönüşümüz daha olsaydı da bizde inanan müminlerden olabilseydik.” Diyerek pişmanlıklarını dile getirseler de. Allah’ım biz ettik, sen etme. bize bir hak daha ver. Bizi geri gönder. Senin dilediğin gibi doğru olup, dürüst yaşayarak geri gelelim. Diye yeni vaatlerde bulunsalar da Allah’ın onlara cevabı; siz kaç sefer giderseniz gidiniz. Sizin dünya yaşantısında bu günkünden daha farklı bir değişiklik olmaz.


Çünkü ezelde takdir ettiğim üzere sizlere dünyada önünüzü görüp işlerinizi kolaylaştıracak, bedeninize yönelik ihtiyaçlarınızın giderilmesinde size hizmet edecek olan beden gözü olarak bilinen kafanıza iki göz verildi.


Ancak asıl olan aleme ait gaibe (fizik ötesi alem) ait görüp bilmeniz gereken şeyleri de görüp bilmeniz için ayrıca ruhani (maneviyata ait) bir başka göz verilmiştir. Size verilen bu ikinci göz, dünya yaşantınızda sizlere imtihan sebebi olarak verildiğinden bilinmeyeni bilip, görünmeyeni görüp, duyulmayanı duyup, duyup görüp bilmediğini hissedip farkına varacak olan bir başka göz daha verilmiştir ki; oda kalp içindeki gönlünüze ait gönül gözüdür.


Bu göz asıl benliğinize ait olan gözdür. Size bu göz, aklınız vasıtasıyla yön verip yol gösterecektir. Dünyada doğru yaşamanızı sağlayacaktır. Ancak bu göz yaratan tarafından perdelenmiştir. Şöyle ki, ruh bedene girdiğinde üstü beden örtüsüyle örtülüp kapatılmış anlamındadır. Bu perdenin açılması kulun akılla elde edebileceği ilme bağlıdır. O da ancak okuyup öğrenip aklınıza marifet kazandırmakla olur.


Bu gözün veriliş sebebi de Allah olan yalvarış sırasında Allah’ta kuluna diyecek ki, siz daha önceden bana yaratılışınız gereği söz verdiğiniz. Siz kulluk sözleşmesi gereği sizinle yapılan bu sözleşmeyi unuttuğunuz gibi, verdiğiniz diğer tüm sözleri de unutup geldiniz, diyecektir.onun için tekrar tekrar gidip gelmeniz hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Aynı hata ve kusurları tekrar yapar. Tekrar aynı şekilde gelirsiniz diyecektir. Onun için kulun bu yalvarıp yakarışı Allah katında hiçbir işe yaramayacaktır. Denilecektir.


Çünkü Allah’ın ilminde, hikmet ve kudretinde bir boşluk, bir noksanlık, bir zaaf mı var da, yaratıp var ettiği ruhları birinci de olgunlaştıramamış. İkinci, üçüncü, dördüncü, ... seferlerde olgunlaştırılmalarını sağlasın.


Dördüncüsüne gelince, bunu açıklamadan önce şimdi sizlere konumuzun doğru açıklanmasında bize büyük yararı olacak olan, bu konuda bizleri yakından ilgilendiren ve varlıklarından Kur-an’da bahsi geçip, haklarında söz edilen CİNLERDEN bende sizlere bilgim dahilinde birkaç şey yazıp söylemek istiyorum.


Ancak bir sonraki bölümde ana başlık atında yazacağımdan şimdilik bu konuda söyleyeceklerim yeter.


Konumuzu daha iyi anlayabilmek için insan denilen canlı varlığı burada bir kez daha hatırlamakta yarar var. Onun için insanı yeniden tanımlamaya çalışalım.


Zaman içinde toprakta oluşacak biyolojik değişimle (büyük homojen yapıda) oluşan toprakta üretilenlerin yenmesiyle yeni insan bedenlerini oluşturmaya yönelik babalarımızın döl yatağında insanı oluşturacak olan hücrelerden oluşan meni denilen dölleme hücreleri oluşur. Oluşan hücreler uygun ortamda karşı cinsten bir yumurtayla birleşerek zigot denilen tek hücreden oluşmuş canlı insan hücresini oluşturur. Oluşan bu tek hücreli hücre ana rahminde belirli zaman içinde bölünüp parçalanıp çoğalıp gelişip büyüyüp olgunlaşarak meydana getirdiği canlı varlığa, bebeğe insan denir.


İşte görünüşte insan dediğimiz şey, insanın elle tutulup gözle görülen maddi varlığı olan bedenidir. Beden insanın dış kabuğunu oluşturur. Yukarda anlattığımız gibi bu kabuk zaman içinde topraktaki devir daim şeklindeki dönüşümle mekana bağlı zaman içinde oluşup gelişerek içinde oluşacak olan ruh denilen nurani özü taşıyacak kapasiteye ulaşır.


Çünkü özel varlıklar özel şeyler içinde taşınıp muhafaza edilir.


İşte dış kabuk denilen insan bedenlerinin toprakta evrim geçirip dönüşüp değişip gelişip olgunlaşarak her seferinde bir üst derecedeki (yeni nesle yönelik) tekamül etmiş ruhu içinde taşıyıp barındıracağı olgunlaşmaya ulaşma gayreti içinde toprakta sirkülasyonla bedenlerin oluşmasına yönelik oluşan bu hareketliliğe, bu canlı dönüşüme bedenin REENKARNASYONU denir.


Çünkü beden olum özelliği nedeniyle bu dünyaya aittir. topraktan oluşmuştur. Oluşum sonucu geri toprağa döner. Karışır. Dönüşümle zaman içinde geri gelir. Ama aynı şekil ve biçimde, aynı özelliklerde asla gelmez. Her seferinde yenilenir. Her seferinde değişik gelir. Hiç kimse bu benim bedenimdi diyemez.


Kıyamete kadar toprağa dönüşümde, topraktaki değişimde bu şekilde hep sürecektir.


Her işin en doğrusunu Allah bilir. Bizim aklımız ancak bu kadarına erer.


Bir sonraki 16. bölümde cin insan ilişkisini yazıp anlatamaya çalışacağız.


Sevgi ve saygılarımla.


Cahit KARAÇ

 
Toplam blog
: 322
: 1004
Kayıt tarihi
: 08.03.08
 
 

1953 Elbistan doğumluyum. Lise mezunuyum. Kamuda çalışıyorum. Evliyim ve iki çocuk babasıyım. Ken..