- Kategori
- Güncel
İslam Dünyasının yürek burkan tablosu

Suudi Arabistan'ın Irak sınırına yaptırmayı planladığı duvar
Takdir-i İlahiye bakın: Kur’an’daki bozguncu Yecüc - Mecüc gibi durdurulamayan, en gerçek Müslüman olduğu iddiasındaki IŞİD’e karşı, en Müslüman Suudi Arabistan, Irak sınırına duvar ördürecekmiş!
Dünyadaki petrolün %70’ini elini tutan Müslüman ülkelerin hali, yani halkın malından ve devletin olanaklarından sefa süren, adaleti yok sayan yöneticilerinin değil de, çoğunluğun hali içler acısı.
Yöneticiler için infak, israf, adalet gibi konulardaki ayetler çok önemli değil gibi görünüyor. “Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin.” (Bakara, 219)
“Fakat saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleri olurlar. ”(İsra, 26)
“Ey iman edenler! Öz benliğiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin veya fakir de olsalar, adaleti dimdik ayakta tutarak Allah için tanıklık edenler olun.”(Nisa, 135)
İslam alemi, aklını kullanıp Kur’an’ın gerçeklerini yaşamadıkça battıkça batacak:
1.) Kur’an’a göre yönetici seçilmeli ve danışma meclisi olmalı. İlk dört halife seçilmişti. Saltanatı İslam’a sokan, Peygamber akrabalarını, torunlarını şehit eden Emeviler, Muaviye ve Yezit oldu.
İster Arap, ister Osmanlı vd. saltanatın İslam’da yeri yoktur.
2.) Yaptığı yanlışlar vahiyle düzeltilmeyen, yani Peygamber olmayan hiç kimse Allah adına insanları yönetmez. Dolayısıyla Peygamber olmayan, Peygamber’in halifesi de olamaz.
3.) Kur’an, Hz.Muhammet’in yanlışlarının düzeltildiği ayetlere yer verir. Seçilmiş Peygamberler dâhil olmak üzere, yanılmaz, kutsal insan, kurum yoktur. Sadece Yaratan’a kul olunur. Peygamberler de Allah tarafından yaratılmışlardır.
4.) Kur’an, Peygamberler arasında ayrım yapanları “gerçek kâfirler” olarak adlandırır. Başka dinden olanlara düşmanlığın yeri yoktur.
5.) Kur’an başka dinden olanlara, hatta onların “putlarına sövmeyi” bile yasaklar. Kur’an ve Allah, Peygamberleriyle alay edilirse sadece söylenenleri duymazdan gelmeyi emreder. Böylece, Charlie Hebdo olayındaki gibi, onların reklamını yaparak 60 binlik tirajı 5 milyona çıkarıp, İslam karşıtlarını birleştirip, İslam’ı hoşgörüsüz bir din olduğu ön yargısını pekiştirmeye izin vermez.
6.) Kur’an “hiziplere/fırkalara” ayrılmayı, yani günlük yaşamdaki mezhep, tarikat, cemaat ayrımını yasaklar. Bölünmenin temelinde güç kazanma ve menfaat olduğunu söyler.
7.) “Sürü”leşmeyi, kendi aklını kullanmak yerine birilerinin peşine takılıp gitmeyi yasaklar. Kendi aklını kullanmayanın, değil insan, şeytan tarafından aldatılması bile yapılan yanlışlar için Allah’a karşı mazeret değildir. Unutmamak gerekir ki, şeytan yakalanıp hapsedilemez, dövülüp öldürülemez. İnsan iradesini kullanarak kötülüklerden kurtulabilir.
8.) İnanç ve ibadet konusunda, Allah ile kul arasına girmeyi, inanan-inanmayan, ibadet eden veya etmeyenlere karışmayı yasaklar. Din bekçiliğini Peygamberine bile yasaklar.
İbadet, arınmak, sonsuz güçten güç almak, eksiğini tamamlamak, yanlışını düzeltmek, kişisel ve toplum olarak pozitif düşünüp-pozitif yaşam alanı oluşturmak, Allah’a yakın olmak isteyenler için sunulmuş bir fırsattır. İsteyen bu olanağı kullanır, istemeyen kullanmaz. Bu zorla olacak bir şey değildir de zaten. Örneğin, kimseye zorla meditasyon yaptırılamaz.
9.) Şekli değil, özü, akıldan geçenleri ve yapılanları esas alır. Saçtan, kıldan tüyden söz etmez. Erkeğe hiçbir koşulda kadına taciz, tecavüz hakkı tanımaz.
Başı örtülü, uzun etekli kadın veya karısı örtülü olan koca cennete gider demez. Hatta ibadet etmeyenlere bile bir şey demez, insanlara gösteriş olsun diye ibadet edenleri uyarır.
Ölümden sonraki yaşamda, insanın yaptıklarının “rakamlanmış” belli bir sistemle korunan kayıtlarına göre yer alacağını belirtir. Sonuçta her kişi sadece kendi yaptıklarından ve düşündüklerinden sorumludur.
10.) Saldırıya, gaspa, talana izin vermez. Saldırıyı başlatan taraf olmadan, saldıranın saldırdığı tarz ve ölçüde savunmaya izin verir.
a. Mücadele ediyorum veya şu veya bu ülkeyi cezalandırıyorum diye, bombayla, mayınla, silahla suçsuz, silahsız insanların öldürülmesini, terörü İslam’a yamamak mümkün değildir. Onlara destek vermek suçlarına ortak olmaktır.
Suç kişiseldir. Hiç kimse, babası-akrabası olsa bile, başkasının yaptığından, günahından sorumlu değildir.
b.Kendini savunmak, saldırı karşısında ölmemek için öldürmek veya mahkeme edilerek kanıtlanmış bir cinayette, eğer öldürülenin yakınları isterse, katilin cezası olarak ölüm cezası verilebilir.
10. )Cehaleti değil, bilimi ve öğrenmeyi esas alır. “Kitap” yaratılmış olan tüm evrendir. İnsana akıl sadece vahiyler yoluyla değil, aklıyla da Allah’ın varlığını bilsin diye verilmiştir.
İslam’ın ilk iki yüzyılında İslam, Hıristiyanları Orta Çağ karanlığından çıkaracak bilim ve sanat üretmiş, daha sonra bilimden, Kur’an’dan uzaklaşıp “atalar dinini” din edinerek, kadını dışlayarak, özü bırakıp şekli esas alarak, şeyhin-şıhın, hurafenin yolunu tutarak bugünkü duruma düşmüştür.
11.) Kur’an, evrimi, geleceği göremediğimiz için, ölümden sonraki yaşamda “bilemeyeceğimiz bir başka şekilde yeniden yaratılmanın” mümkün olduğunu anlamamız için bir örnek olarak ortaya koyar.
12.) Geçmiş toplumları anlatır. Tarihi bir övünme ve üstünlük veya utanma vesilesi olsun diye değil, geçmiş toplumların yaptığından ders çıkarıp aynı yanlışlarla aynı kötü sona ulaşmamamız için öğrenilmesi gereken bir alan olarak gösterir.
“Firavun”lara, kendisi lüks içinde yaşayan yöneticilere, global oyunculara boyun eğmenin çoğunluğun yoksulluğuna ve ezilmesine neden olacağını bildirir.
Sadece kendisi için biriktirmenin veya israfın, sınırsızca tüketmenin düzeni bozacağını, doğru olanın “paylaşmak” olduğunu özellikle vurgular.
13.) “Allah’ın yarattığını değiştirmenin”, Allah’ın insanlar “şükretsinler”, faydalansınlar diye sayısız bitkilerle ve hayvanlarla donattığı Dünyayı yok edişimizin kendi sonumuzu hazırlamak olduğu konusunda uyarır.
Çevreyi kirletmenin, tohumu- toprağı, havayı-suyu değiştirip bozmanın, iklim değişiklerinin, buzulların eriyerek “Dünyanın uçlarından eksilmesini” kaygısızca izlemenin bedelinin tümden yok oluş olduğunu bildirir.
14.) Bilime, teknolojiye, “örümcek ağı” gibi iletişim ağına güvenmenin, “boş ve gereksiz laflarla” ömür tüketmenin yanlışlığını, insanları bekleyen kötü sondan kurtaramayacağını vurgular.
Sonuçta, kula kul olarak, büyük firmaların, güçlü ülkelerin planlarının parçası olarak, sürüleşerek, bölünerek, düşmanlıkla, şiddetle, cehaletle, dünya çıkarı için adaleti yok ederek, biriktirerek ve yoksullukla dünyaya barış gelemez.
Ancak sadece Allah’a kul olup özgürleşerek, bilgiyle, hoşgörüyle, adaletle yuvaya, yurda ve dünyaya barış gelebilir.
Evrende yüz milyardan fazla galaksi var.
Dünya Samanyolu Galaksisindeki yüz milyar gök cisminden biri.
İnsanlar ya aynı gezegenin, aynı yaratılıştaki canlılardan biri olarak eşitliği kabul edecek globalizme değil de Globa, Dünyaya sahip çıkacak, ya da yok olup gidecekler.
Ticarette olduğu gibi barışta ve savaşta da globalizm söz konusu artık. Başka ülkelerde savaş çıkaranların kendi ülkelerinde de sorunlar çıkmaya başladı.
Ya terör, ya da barış ihraç ve ithal edecekler.
Seçim insanların kendilerinin. Çoğunluk ne isterse öyle olacak. İster güçlerini gösterecek, düzeni çoğunluğun lehine değiştirecekler, istemezlerse de sürünün parçası olarak sürünecekler.
Ancak, karar verip uygulamak için önümüzde çok uzun bir süre yok!
“Kıyametin ansızın tepelerine inmesinden başka neyi bekliyorlar? Onun belirtileri zaten gelmiştir. O onlara gelip çatınca ibret almaları neye yarar?”( Muhammed, 18)
“Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.” (Ali İmran,103)
“Gerçek şu ki Allah, bir toplumun maruz kaldığı şeyleri, onlar birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir topluma perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur.”(Ra’d, 11)
*Yukarıdaki maddelerde ilgili ayetler daha önceki yazılarımda verilmişti. İsteyen belli konu başlıkları altında, ilgilendikleri konuda yazılmış yazılarımda daha fazla detay ve ilgili ayetleri okuyabilirler.