İslam düşmanlığı veya Haçlı zihniyeti / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '12

 
Kategori
Tarih
 

İslam düşmanlığı veya Haçlı zihniyeti

Dünyada insanları birbirine zararlı olmaya iten ve düşmanca tavırlar sergilenmesine yol açan hep kendi bulunduğu duruma rıza göstermeyip, başkalarına zarar verici bir pozisyon sergilemektir. Kendini üstün görüp, başkalarını hakir görme geleneğini kendinde gören Avrupa zihniyeti olmuştur. Zor duruma düşünce deyim yerindeyse köpekleşip, yaranmaya çalışırken ipin ucunu eline alınca da ezmekten vazgeçmeyen bir davranış sergilemekten kaçınmamaktadır.

Batının haçlı zihniyeti olarak ortaya koyduğu Ortaçağ döneminden günümüze kalan bu başkalarını inançları dolayısıyla harcama alışkanlığı günümüzde bile devam etmektedir. İsrail’in kendi sınırları içerinde yaşayan Müslümanlara karşı tahamülsüzlüğü geçmişte ise onlara karşı gösterilen hoşgörüden eser kalmadığını göstermektedir.

İnsanlara insan oldukları için gerekli hoşgörünün ve değerin verilmesi gerektiği söylenirken, kendi çıkarları için her şeyi mübah sayan bir anlayış ile yok etme ve ezme üzerine kurulu olan bir anlayış ile davranılması insanlığın faydasına olacak bir tutum olarak gözükmemektedir. Her şeyi kendi çıkarları doğrultusunda yontmak, haçlı zihniyeti iel yok etmek ve kendilerine yeni ortamlar oluşturmak bencillik olarak gözüken davranışlar sergilemek hep İslam düşmanlığını körüklemektedir.

Avrupa’nın göbeğinde olan Bosna Hersek ve Kosova gibi yerlerde Müslümanların katledilmesini normal görerek, diğer Hıristiyanların bunu yapmalarına göz yummak anlayışı hiçbir zaman insancıl olarak ele alınacak bir anlayış olarak değerlendirilemez. Ermenilerin Azerbaycan’da Azerilere karşı katliamı normal görülürken, Osmanlının tenkil hareketlerinde bir kısım Ermeni’nin öldürülmesini soykırım olarak değerlendirmek ne kadar tutarlı olabilir. Savaş esnasında olanları, o durumun şartlarına göre değerlendirmek ve tarihi vesikaların ışığında incelemek yerinde olacaktır. Önyargılardan uzak yaklaşımlarla ele almak ve haçlı zihniyeti veya tarafgirliği ile değerlendirmemek gerekir.

Tarihi olayları tarihi bilimsel değerlendirmelerle ele almak gerekmektedir. Güncel siyasi mülahazalar ve hesaplar ile değerlendirmek kimseye fayda sağlamaz. Batılı değer yargıları olarak bilinen modern yapı insanları tatmin etmekten uzak kalmaktdır. Bunun ise tek sebebi hep kendimize göre değerlendirmeye çalışmaktan kaynaklanmaktadır. Genel ve herkesi bağlayan yaklaşımlardan uzak durdukça faydalı olandan çok zararlı yapılara doğru gitmekteyiz.

Savaşlar sonucu geçtikleri halka zarar vermeyen İslami kültür nerede? Bir de geçtikleri yerlerde halka her türlü kötülüğü yapmaktan çekinmeyen haçlı zihniyeti nerede? Bunu değerlendirdiğimizde göreceğiz ki amaç insanlık için bir şeyler üretmekten çok sadece kendi geleceğimiz için faydalı olabileceğimiz yapı olarak kendini göstermektedir.

Savaşların temelinde insanların toplumsal ve ferdi çıkarlarını gözetmesi, geleceklerini teminat altına almasıdır. İnanca dayalı savaşlarda kendi inancını daha ilerilere götürmek anlayışı, İslam inancını yani ilayı kelimetullahı daha ilerilere duyurmak, Allah inancını oralara ulaştırmak olarak telaffuz edilmektedir. Bu gaye ile yapılan çalışmalar ve mücadeleleri yerine getirirken inancından dolayı kimseye zarar verilmemesi gayesi güdülüyordu. İnsanlara zarar vermek kul hakkı olarak kabul edilmekte ve bunun ancak hak sahibinin affedilmesi ile gerçekleşebileceği inancıyla hareket edilmektedir. Birde kendi çıkarlarını elde etmek için yoluna çıkan bütün engelleri yok sayan, yok eden haçlı anlayışını gözden geçirelim. Etrafa zarar veren hiç mi Müslümanlar veya Müslüman asker olmamıştır? Elbette olmuştur.

Zalim Haccac, ordusuyla Medine’yi ve halkını Mekke ve halkına çok zararlar vermiş, kan dökmüş, namusu yok saymış, her türlü kötülüğü işlemiştir. Yine her tarihte bazı yanlışlıklar olmuştur. Son asırda çok hatalar olmuştur. Müslüman köylere saldıran Ermenilere karşı Müslümanlarda onlara saldırmış ve onların ölümüne sebep olmuştur. Hatta çok sayıda ermeni zarar görmüş olabilir. Adeta Kürtlerin zarar görmesi gibi. Çok sayıda Müslüman ve Kürt istiklal mahkemelerinde, sonraki dönemlerde Devlet Güvenlik Mahkemelerinde kimliklerinden dolayı zarar görmüş ve hatta öldürülmüş olabilirler. Dersim olayları işin başka bir boyutunu gün yüzüne çıkarmaya yeter.

İşte bunlar biraz tarih seyri içerisinde olan olaylar ve yanlışlıklar olarak söylenebilir. Burada ise Haçlı zihniyeti ile yapılanlardan bahsetmek ve hala bu yanlışlığın arkasından gitme endişesi ile yola çıkma zihniyeti yanlıştır. Ermeni iddialarını genelleyerek doğru kabul edip hatta kanun metinlerinde suç sayma mücadelesi haçlı zihniyeti olarak algılanacak bir davranış değil midir?

Ordularının geçtiği güzergahta her şeye zarar vermeyi adeta kutsal savaşın eseri olarak haklı ve mazur görme anlayışı oluşmuş olan durumları normal kabul etmek ne kadar haklı olabilir? Kendi tarihlerinde insanlarına yaptıkları zararları görmeyen, yaptıkları savaşlarda insanlara verdikleri zararları gözden geçirmeyip, başkalarını kanuni suç sayma endişesi ve mücadelesi haçlı geleneğinin hala devam ettiğini göstermektedir.

 
Toplam blog
: 35
: 1258
Kayıt tarihi
: 17.08.12
 
 

Türkiye meselelerine duyarlı, çeşitli alanlarda yazan ve araştırmayı seven bir eğitimci...T ..