- Kategori
- Şiir
Isparta'ya yolculuk

ısparta
Isparta Ün dergisinde yayınlanan biryazıdan esinlenerek yazmış olduğum şiirimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
ISPARTA’YA YOLCULUK
Isparta’ya amcası ile eşeği satmaya gideceklerdi.
Isparta uzak düşer, varması saatler sürerdi.
Köy yerinde öküzü ile eşeği,
Bir miktar tarlası olan varlıklı sayılırdı.
Dinar pazarında Rum tüccarlara,
Davar buğday ucuz satılır,
Bu para ile çay, kahve, şeker, tuz
Bir parçada Amerikan bezi alınırdı.
Yoksullar çobanlık , ırgatlık yapar
Odun kömürü satar geçimini sağlarlardı.
Köylüler pazara Dinar’a
Devlet işi içinse Keçiborlu’ya giderlerdi.
Isparta’ya gitmek mümkün değil
Aynı gün dönmek zor idi.
Isparta masal şehri
Anlatılanlar merakla dinlenirdi.
Yüksek minareli, büyük camileri
Allı güllü basmaların satıldığı mağazaları,
Aynalı lokantaları, buzlu şerbetleri
Masada sandalye üzerinde
Çatalla kebap yendiğini
Tahin helva vepidenin yerini,
Hiçbir şeyin tutmadığı,
Anlatılır, anlatılırdı...
Gece yarısı yola çıkıldı.
Eşeğe bir süre birlikte bindiler
Daha sonra nöbetleşe bindiler,
Isparta’ya yakın hiç binmediler.
Yoksa terli eşek paraetmezdi.
Fandas belini aşarken Güneş karşılarından doğdu.
Uzaklarda koyu yeşil gölgeler arasından
Yaldızlı kubbeler göründü.
İşte, Isparta orada.
Çünür önüne geldiklerinde
Ayaklarıyorgun, dudakları çatlamıştı susuzluktan.
Yol kenarında bir çardak,
Toprağa gömülmüş bir küp, üzerinde bir bakır tas.
Susuzluğunu giderdiler.
Kimin tarafından yapıldığı belli olmayan,
Meçhul kişilerin su taşıdığı
Hayır sahiplere dua okudular.
Yol boyunca eşek yükleri,
Ardı sıra devametmekte,
Konvoy çoğalmaktaydı.
Hayvan pazarına vardılar.
Amcasının eşeği uzunbir pazarlıktan sonra
Yok pahasına sattılar.
Aynalı dükkanda kebap ve
Davraz karı ile yapılan
Buzlu şerbet içildi.
Acar’ın hanında gecekalındı.
Sabahleyin erkenden yola çıkılacaktı.
Gece olmuş , karanlık bir oda,
Yan odadan saz ve aşığın sesi
Loş havasız kalan oda nefes alınamıyordu.
Gözünü açamıyor.
Kırık Camları isli pencereden
Gelen serin hava kendine getirdi.
Yanık memleket türküleri ile hayallere daldı.
Şu anda Isparta’da olması her şeye değerdi.
Aşığı merak etti.
Nasıl biriydi bu yanık sesin sahibi acaba ?
Sabahleyin görürüm dedi.
Sağa döndü derin uykuya daldı.
Sabahleyin uyandığında aşık susmuştu.
Yan odaya baktı kimsecikler yoktu.
Ot bir yatak, ot yastık ve kirli bir yorgan
Bir toprak testi ve toprak bardak...
Aşık sevdiğinin hasretiyle yanıyor mu ?
Kavuştu mu bilemiyordu ?
Çocuk aklıyla, ileriyi düşünemiyordu...