Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

04 Ekim '08

 
Kategori
Şiir
 

Isparta'ya yolculuk

Isparta'ya yolculuk
 

ısparta


Isparta Ün dergisinde yayınlanan biryazıdan esinlenerek yazmış olduğum şiirimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

ISPARTA’YA YOLCULUK

Isparta’ya amcası ile eşeği satmaya gideceklerdi.

Isparta uzak düşer, varması saatler sürerdi.

Köy yerinde öküzü ile eşeği,

Bir miktar tarlası olan varlıklı sayılırdı.

Dinar pazarında Rum tüccarlara,

Davar buğday ucuz satılır,

Bu para ile çay, kahve, şeker, tuz

Bir parçada Amerikan bezi alınırdı.

Yoksullar çobanlık , ırgatlık yapar

Odun kömürü satar geçimini sağlarlardı.

Köylüler pazara Dinar’a

Devlet işi içinse Keçiborlu’ya giderlerdi.

Isparta’ya gitmek mümkün değil

Aynı gün dönmek zor idi.

Isparta masal şehri

Anlatılanlar merakla dinlenirdi.

Yüksek minareli, büyük camileri

Allı güllü basmaların satıldığı mağazaları,

Aynalı lokantaları, buzlu şerbetleri

Masada sandalye üzerinde

Çatalla kebap yendiğini

Tahin helva vepidenin yerini,

Hiçbir şeyin tutmadığı,

Anlatılır, anlatılırdı...

Gece yarısı yola çıkıldı.

Eşeğe bir süre birlikte bindiler

Daha sonra nöbetleşe bindiler,

Isparta’ya yakın hiç binmediler.

Yoksa terli eşek paraetmezdi.

Fandas belini aşarken Güneş karşılarından doğdu.

Uzaklarda koyu yeşil gölgeler arasından

Yaldızlı kubbeler göründü.

İşte, Isparta orada.

Çünür önüne geldiklerinde

Ayaklarıyorgun, dudakları çatlamıştı susuzluktan.

Yol kenarında bir çardak,

Toprağa gömülmüş bir küp, üzerinde bir bakır tas.

Susuzluğunu giderdiler.

Kimin tarafından yapıldığı belli olmayan,

Meçhul kişilerin su taşıdığı

Hayır sahiplere dua okudular.

Yol boyunca eşek yükleri,

Ardı sıra devametmekte,

Konvoy çoğalmaktaydı.

Hayvan pazarına vardılar.

Amcasının eşeği uzunbir pazarlıktan sonra

Yok pahasına sattılar.

Aynalı dükkanda kebap ve

Davraz karı ile yapılan

Buzlu şerbet içildi.

Acar’ın hanında gecekalındı.

Sabahleyin erkenden yola çıkılacaktı.

Gece olmuş , karanlık bir oda,

Yan odadan saz ve aşığın sesi

Loş havasız kalan oda nefes alınamıyordu.

Gözünü açamıyor.

Kırık Camları isli pencereden

Gelen serin hava kendine getirdi.

Yanık memleket türküleri ile hayallere daldı.

Şu anda Isparta’da olması her şeye değerdi.

Aşığı merak etti.

Nasıl biriydi bu yanık sesin sahibi acaba ?

Sabahleyin görürüm dedi.

Sağa döndü derin uykuya daldı.

Sabahleyin uyandığında aşık susmuştu.

Yan odaya baktı kimsecikler yoktu.

Ot bir yatak, ot yastık ve kirli bir yorgan

Bir toprak testi ve toprak bardak...

Aşık sevdiğinin hasretiyle yanıyor mu ?

Kavuştu mu bilemiyordu ?

Çocuk aklıyla, ileriyi düşünemiyordu...

 
Toplam blog
: 15
: 999
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

Yazmayı ve okumayı çok seviyorum. Nostalji ile yaşamak çok güzel... Geriye dönüp baktığımızda anılac..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara