- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
İştah ve kilo düzenlemesinde etkili olan Hormonlar

OBEZİTE
Bir yıllık bir süreçte ortalama bir insan bir milyon kalori eksi (- ) ya da daha fazlasını eksi (-) tüketir. Buna rağmen yinede kişi kilosunu istikrarlı, kontrollu bir şekilde koruyabilir.
Bunu nasıl başarabiliriz?
Bedenimizin günlük alacağımız günlük besin miktarını düzenlemesinde ve besin alımı ile enerji çıktısını uzun süre dengeleyebilir. Bu enerjinin, bu denge sisteminin temel unsuru ‘’LEPTİN ‘’adı verilen bir hormondur.
Leptin, yağ hücreleri tarafından üretilir ve en önemli özelliği yemek alınımını azaltmaktır. Bedenimizdeki yağ arttışı besin alınımının azalmasına yol açar. Leptin hormonunu engelleyen ender genetik mutasyonlar(değişim) insanlarda doyumsuz bir iştah artışına ve buna bağlı olarak da Morbid obeziteye yol açar. Burada hemen kısaca Morbid obezitenin tanımını kısaca yapalım.
Obezite, aşırı şişmanlık, vücutta normalden fazla yağ birikmesi, Morbid(hastalıklı) kısacası aşırı şişmanlama sonucu bir dizi hastalıklara yol açarak, kişiyi bir takım riskler ile karşı karşıya bırakabilecek ve hatta ölümcül sonuçlar ike karşılaşılabilecek yaşam süresini kısaltan aşırı şişmanlık denilebilir.
Okuduğum bir bilimsel makale, İngiltere'de yaşayan ve kol, bacakları aşırı kalın olan 9 yaşındaki bir kız çocuğundan bahsediliyordu. Bu kız çocuğu 90 kilogram ağırlığında kol ve bacakları çok kalın olduğu için yürümekte zorluk çekiyordu. Bu çocukta Leptin hormon eksikliği olduğu anlaşılınca hormon tedavisi uygulanmaya başlanmıştır. Tedavi sonucunda kilo normale döndürülmüştür. Fakat leptin fazla kilolu insanlara verildiği zaman çoğu vakalarda çok etkisi görülemeyebilir. Uzmanların yaptıkları gözlem ve araştırmalar sonucu fazla kilolu insanların genelde kan dolaşımında Leptin düzeyinin çoğunlukla yüksek olduğudur. Buradaki sıkıntı ise, bu kişilerin leptin hormonunun etkilerine dirençli olmalarıdır.(Fridman, 2004)
Obeziteye karşı ciddi ilaç araştırmaları yapılmaya devam etmektedir. Araştırmacıların dikkatini çeken diğer bir hormonda Grehlin hormonudur. Mide tarafından üretilen Grehlin (hintçe gelişim anlamına gelir.) hormonu iştahı güçlü bir şekilde uyarır. İncelemeler eşliğinde Grehlin hormonunun seviyesi normal şartlarda öğünden önce artar. Yemek yedikten sonra da düştüğü söylenir. Grehlin hormonunu denemek için gönüllü denekler bulunmuştur. Deneklerin üzerinde hormon enjekte edilerek sonuçları gözlenmiştir. Yapılan gözlemde enjekte sonrası kişilerde aşırı acıkma görülmüştür. Bu da Grehli’nin iştah denetim sistemindeki kilit noktası olduğunu göstermektedir. Ender görülen ‘’PRADER WİLLİ ‘’ Sendromunda bir çok sorun yaratan kromozom anormallikleri görülür.
Bu anormalliklerden biri de yüksek Grehlin düzeyleridir. Prader Willi sendromu(PWS) başta zeka geriliği, duygulanım bozukluğu ( duygusal dengesizlik) kaslarda güç kaybı ,kas gevşekliği ( hipotonus), kısa boyla beraber iştah bozukluğu ile genetik bir bozukluktur. Genetik bozukluk olarak gözlemlerin Rroder Willi sendromu doyurulmaz bir açlığa sebebiyet vermektedir. Bu sendromu sergileyen kişilerde şiddetli obezite görülmekte ve genellikle obezle ilişkili nedenlerden dolayı 30 yaşından önce öldükleri ile ilgili bilgilerdir. Bu kişilerin yemek isteği o derece vardır ki tıkanırcasına yemeklerinin önlemini almak için yiyeceklerin kilit altına alınması gerekebilir. Bu ender görüllen genetik bir bozukluk olsada bunun gibi bulgular yeme davranışı ve kilonun düzenlenmesinde genlerin rolünü açığa çıkarmaktadır.
Genetik yapımız leptin geni, mutasyon örnekleri, vb.etkenler ile birlikte çoğu kişilerde gözardı edilemez. Çevresel faktörlerin ve stresin bir o kadar kilo üzerinde etkili olduğudur. Sosyal etkiler, sosyal yaşam, ailenin davranışları kilo üzerinde etkisini tetiklemektedir. Bununla başa çıkabilmek, ya da obeziteden kaçış, kurtuluş için önceliğimiz sağlığımız ve fazlalıklarımızdan nasıl kurtulabiliriz düşüncesi olmalıdır. Bunun için de ilk adım sorunun fakında olabilmek ve buna nasıl çözüm yolu getirebilmektir. Stresten uzak durmaya çalışmak, sosyal aktivitelere katılmak, sıkıldıkça, üzüldükçe yemek yeme dürtüsünü bastırmak, dolaba koşup bir şeyler atıştırmaktan kaçınmak için bir uzmandan yardım almalıyız. Bu yardım ile birlikte yeme düzenimizi ve yaşam şeklimizi de değiştirmeliyiz.