- Kategori
- İstanbul
İstanbul, Kar, Trafik ve Yaşam

Haberleri izliyorum… Saat henüz 20.00 suları… İstanbul ekranlarda. Feci bir trafik, feci bir keşmekeş… İstanbul’un dört bir yanı kara ve trafiğe teslim olmuş akşam saatlerinde. “Yazık” dedim kendi kendime. İstanbul’da insanların hali harap… Bir perişanlık hali İstanbul hayatı… Buna yaşamak denmediği kesin. Başka şeyler söylemek gerekiyor. Mesela “Çileler Şehri” gibi bir şey.
Düşünseniz e, basit bir kar veyahut yağmur yağışı sonrasında, ulaşımın tümüyle durduğu, insanların kıpırdayamadığı ve bütün zamanını işine veyahut evine gidebilmek için harcadığı bir yaşam… Böyle bir yaşam ne kadar süre çekilebilir?
Daha yakın zamanda İstanbul’daydım. Henüz havalar soğumamıştı. Puslu ve gri bir hava… Kurşuni…
Ulaşım tam bir komedi misaliydi… Nereye nasıl gittiği mi ve ne kadar zaman kaybettiği mi net olarak hatırlamıyorum. Lakin zamanımın önemli bir kısmını trafik cangılı içerisinde geçirdiğim muhakkaktı. Şimdi ise vaziyet daha bir vahim göründü gözüme. Bütün köprü giriş ve çıkışları kapalı… Araçlar üst üste bir halde… Ana arterler tıkalı… Ve araçlar hiç kıpırdamadan bekliyor. Hava kararmış, insanlar evlerine ulaşabilmek için çaba sarf ediyor. Bu durumun belki biraz daha iyi haline yağışsız günlerde tanık olabiliyoruz.
Evet… İstanbul bir çileler şehri. Hem de alabildiğine çileler.
Havası, suyu, trafiği, ulaşımı, çarpık yapılaşması, hayat pahalılığı… İstanbul’u sanırım en güzel anlatan özellikler bu saymış olduklarımdır. Hani İstanbul bir tarihti ya… İstanbul’un her zerresinde ciğerlerinize, tarihin havasını dolu dolu çekerdiniz ya… Öyle olmasına öyle ama artık İstanbul’da bütün bir hedef, sadece ulaşabilmek ve yaşayabilmek haline dönüşmüş. Çalışanlar işlerine ulaşabilmek için çabalıyor. Öğrenciler okullarına ulaşabilmek için çabalıyor. Ve sonra gerisin geri, hem çalışanlar, hem öğrenciler evlerine ulaşabilmenin çabasına girişiyorlar.
Ayhan anlatmıştı daha birkaç yıl öncesinde. Oğlu, Levent’te bir okula gidiyor muş Ayhan’ın. Okmeydanı’nda oturuyorlar. Oğlu sabah gün ışımadan 05.30 ila 06.00 sıralarında yataktan kalkıyor, servise yetişmeye çalışıyor ve uzun bir zaman servis yolculuğu yaptıktan sonra okuluna ulaşabiliyor muş. Böyle bir eğitim sistemi ve böyle bir kent yapılanmasından, çocuklar ne türden bir fayda görebilir ki?
İstanbul’a ve İstanbul halkına yazık…
Bir tarafta koca bir tarih gün be gün yok oluyor, diğer tarafta yaşayan halkı gün be gün eriyor. İnsanları gülmüyor, çocukları çocukluklarını yaşayamıyor, engelliler eve kapanmış, yaşlıları sokağa çıkamaz olmuş ve biz halen yönetenlerimizin, nasıl geliştiğimize dair verdiği fetvaları dinliyoruz.
Vaziyet ortada…