- Kategori
- İstanbul
İstanbul-Ankara ..

Bir şehir insanı bu kadar değiştirebilir mi ?
Doğduğum,nefes aldığım, tüm hücerelerimle yaşadığım şehrimi özlüyorum. orada kalan kişiliğimi belki de.
Yedi göbek ya da daha fazla istanbul'da olan ailemin(ki başka şehirden gelen kimse yok) yaşantısıyla bende yoğruldum.
İstanbul demek; benim için sıradan bir şehirdi içinde yaşarken. Tatile gittiğimizde "ay o trafiğe nasıl katlanıyorsunuz " diyenlere bakıyordum şaşkınlıkla. İçinde yaşayınca anlayamıyor ki insan.
Kadıköy'ün parke taşlarının izlerini sürsem benden izler çıkacaktır mutlaka. Ya da Beşiktaş-Üsküdar motorunun kırık sandalyeleri beni taşıyacaktır yine. Hiç gitmemişim gibi.
Ortaköy'ün kumpirini yemeden durabilmek. Boğazın derin sularına salıverdiğim hayallerimi düşünmek. Hasırlarda simit çay senası yapıp, içine batırdığım simitlerin susamlarından resimler çizmek usumda. Bana düşen bu ancak şimdi.
Gökkuşağı bir şehir olduğunu iddia ettiğim İstanbul . İçinde her tür insanın olduğu, iyi-kötü,doğru-yanlış,zengin-fakir kavramlarının canlı örneği
Gri şehir Ankara'ya geldğimde anlayabildim tüm bunları. Nasıl bir kaos içinde yaaşdığımı. Nasıl olupda yorulmadığımı. Oysa ben hiç şikayet etmezdim ki trafikten, kalabalıktan. Öyle alışagelmiş gitmiş.
Metro merdiveninde duran bir tek kişi göremezsiniz. Herkes koşar o merdivenlerde. Dolmuş kuyruğu çok sıradandır. Lodosu, canlılığı ile hep benim şehirim olarak kalacak İstanbul.
Karşılaştırmalar yapıyorum Ankara'ya geldiğimden beri. Ankara'lı : aa oraya gitmen en az bir saat. diyor ağzını doldurarak. Bahsettiği şehirin bir ucundan bir ucuna. İstanbul'da iki semt öteye gitmenin en az iki saat olduğunu anlatabilmek öyle zorki. Akşam trafiği dedikleri Ankaralıların, İstanbulun ara sokaklarında ki kalabalık sadece.
Ankara'ya geldiğimde daha sakin yürüdüğümü fark ettim. Sanki acele olan işlerimi halletmem çok kalay gibi geldi bana. Öylede oldu zaten. Yürürken çantamı birisi hopp diye alıp gidecekmiş hissine kapılmıyorum sanki.
İstanbuldayken yapışık yaşıyordum çantama . Herkesin aynı giyimde olduğunu görüyorum sanki burada. İstanbul'da tinercisi, sosyetesi, orta hallisi hep bir anda aynı kaldırımdan yürürken, Ankarada sanki herkes aynı eşitlikte. Memur şehiri derlerdi gelmeden önce bana. Ben de düşünürdüm bu ne demek diye . Düzenli olduğunu inkar edemem. Hatta çok düzenli Ankara !
İlk geldiğimde Kızılayda karşıdan karşıya geçmek için beklerken tek bendim hopp diye arabaların önüne atlayan. herkes bekliyordu . İstanbulda mümkünmü ışığın yanmasını beklemek. Aynı anda insan ve araba buluşmalı mutlaka caddenin ortasında. Kornalar çalınır, yaya şöföre kızar "beklesene" diye. Ama burada tam tersi. Birbirine saygılı yaya'da şöförde !
Tüm bu güzelliklerinin yanında bir de denizi olsa ! Ah işte o zaman tam olacak ama !
Özlediğim çok şey var İstanbul'a dair. Ama en çok da deniz!. Yosun kokusunu ciğerlerime çekmek istiyorum her canım sıkıldığında. Tüm sorunlarımı salıvermek boğazın derin sularına..