Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '06

 
Kategori
İstanbul
 

İstanbul'dan izlenimler

İstanbul'dan izlenimler
 

İşim gereği uluslararası projelerde yurtdışında görev alıyorum. Çalıştığım projelerin kapsamına göre yabancı bir ülkede kaldığım süre de değişiyor. Başlangıçta kısa süreliğine yurtdışına gönderilmişken şartlar beni bir seyyah misali bir projeden başka bir projeye, bir ülkeden başka bir ülkeye sürükledi. Geçen Cuma günü Istanbul’a geri döndüm. Tabii kısa bir süreliğine olacak bu eve dönüş. Yakın bir zamanda tekrar yeni bir ülkeye, yeni bir projeye yelken açacağım. Yaklaşık 3.5 yıl Avrupa’da yaşayıp çalıştığımın bugün farkına vardım. Daha evvel ne kadar olduğuna dikkat etmemiştim. Bugün farkettim ki güzel Istanbul’umda birşeyler farklılaşmıştı, değişmişti. Bunun adını hemen koyamıyordum ama bir yapboz oyunundaki gibi parçalar yavaş yavaş birleşiyordu ve resim anlam kazanmaya başladı. Bu 3.5 yıl beni kendi ülkeme kendi şehrime yabancılaştırmıştı. Bu dönemde birçok defa Istanbul’a gelmeme rağmen kendimi turist gibi hissettiğimi farkettim.

Peki ne olmuştu? Değişen ben olmalıydım. Belki hayata bakış açım değişmişti ya da son 2 yılımı geçirdiğim ülkeye çok alışmıştım. Başka sebepler de olabilir ama esas önemli nokta benim bulunduğum ortamı dışardan gelen bir turist gibi gözlemleyebilecek nesnelliğe çok yakın olduğumdu. Istanbul’da trafik hergün daha da yoğunlaşmaktaydı. Nüfus sürekli artmaktaydı. Suç oranı hızla dünyanın diğer metropolleriyle yarışır seviyelere varmıştı. Hayat daha da zorlaşmaktaydı. Çocukluğumun güzel anılarıyla dolu bu büyüleyici şehir bir canavara benzemekteydi. Fakat onu bu hale getiren bizlerdik yani hepimiz.

Trafiğe bakmam genel bir fikir edinmeme yeterli oldu. Kimsenin kimseye saygısı ve hoşgörüsü kalmamıştı. Kurallara uymayarak trafik kuyruğunda avantaj sağlamak marifet haline gelmişti. İnsanlar patlamaya hazır birer bomba gibiydi. Küçük bir olay bile gereken o kıvılcımı çakıyordu ve sonuç bağırış, çağırış, küfür, hakaret veya kavga seçeneklerinden biriyle sonuçlanıyordu. Heryerde o tarifsiz gerginliği hissedebiliyordunuz. Buna mantıklı bir açıklama getirmek zordu belki, fakat durum ortadaydı: Bu eşsiz şehri bir cehenneme çevirmiştik. Sadece güçlü gladyatörlerin ayakta kalacağı ve zayıfların yitip gideceği koca bir arenaya dönmüştü Istanbul. Büyüklerimizden dinlediğimiz, çocukluğumuzdan bölük pörçük hatırladığımız Istanbul’un, şu anda gördüğüm hale gelmesi çok üzücüydü.

Bunu hissedenin yalnız ben olmadığımdan emindim. Ama ne yapabilirdim? Biraz düşününce, sürekli bu zor yaşam koşullarıyla mücadele eden ve yaşadıkları çaresizlikten, kızgınlıktan, haksızlıktan dolayı hoşgörüsünü kaybeden o kadar çok insan vardı ki uzun süre bunlara ben de maruz kalsam bu satırları daha farklı yazardım. Hayat kavgasında ayakta kalabilmek için herşeyini ortaya koyan bizler, gittikçe yaşamdan kopuyoruz. Güzel anlar yaratmak, hayattan keyif almak yasaklanmış sanki. Hepimiz kurulu saat gibi günlük mücadelemizi veriyoruz ama yaşamıyoruz. Hem de bize lütfedilmiş bu güzel şehirde.

Kendi hayatımızı da başkalarınınkini de güzelleştirmek elimizde. Saygı göstermeliyiz birbirimize ama başkalarından bize saygı göstermelerini beklemeden biz yapmalıyız bunu. Hoşgörü göstermek de çok kolaylaştırabilir hayatlarımızı. İnsanlar güzel örnekler görmeli ki bunları kendileri de uygulasınlar. Yine oyunbozanlar çıkacak hatta onların sayısı çok fazla bizden ama pes etmeyeceğiz. Bizden sonrakilere güzel ve yaşanabilir bir Istanbul bırakmak bizim görevimiz. Belki biz o güzel günleri göremeyeceğiz ama o günlerin tohumlarını atmış olmak da o güzel günleri yaşamak kadar değerli bence.

 
Toplam blog
: 19
: 3149
Kayıt tarihi
: 08.12.06
 
 

1977 İstanbul doğumluyum. Teşvikiye Işık Lisesi'nden 1994'te mezun oldum. 1998'de Uçak Mühendisi ola..