- Kategori
- İstanbul
İstanbul'u yaşıyorum...

İstanbul'dan
Beykoz'dan Yenibosna'ya Maltepe'den Silivri'ye hayatım İstanbul'un semtleri arasında geçiyor. Kimi zaman eğlenenmek için kimi zaman ise işim düştüğü için ziyaret emek durumunda kalıyorum buraları. İşte bundan sonra yaşadığım iyi ya da kötü izlenimleri, eleştirileri, hayal kırıklıklarını ya da memnuniyetimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kimbilir belki bir gün bazı bozukluklar düzelir...
Kullandığım güzergahlarla işe başlamak en iyisi. Böylece birebir gelişmeleri aktarabilirim. Yaklaşık 1 yıldır Nişantaşı-Esenler güzergahını kullanıyorum. Bu güzergahın başlangıcı eğlenceli çünkü Nişantaşı gibi bir bayanın olmaktan mutluluk duyacağı sokaklardan geçiyorum ve yürümeyi sevdiğimden bu bana hiç zor gelmiyor. Genelde Harbiye durağını kullanıyorum. Oradan tıklım tıklım olan Yenikapı otobüslerine biniyorum ve ver elini Taksim, Şishane ve Aksaray. İşte bu kısım beni çok üzüyor. Özellikle Şishane'den itibaren kafanızı sağa doğru çevirdiğinizde bir beton yığını sizi karşılıyor. Aslında bu özellikte bir yere baktığınızda sizi mutlu edecek şeyler olmalıydı. En başta deniz var orada. Deniz olan yerin çevresi yeşillikler, parklar bahçeler ile çevrilmiş olmalı. Renk olmalı. Ama ne yazık ki çarpık yapılaşmayı görüyoruz tabiri caizse, İstanbul'un göbeğinde.
Bu güzergah tarihi yapılarla da zengin bir yerde. Çeşitli camiler, Aksaray'daki Kemer, Valide Sultan Camii, türbeler. Yani koruma altında olması gereken yapılar. Biz ne yapıyoruz? Burayı şehrin en yoğun araç trafiğine açıyoruz ve bu yapıları egzoz gibi çeşitli kirliliklere açık bırakıyoruz ki aşınsınlar, zarar görsünler diye. Hergün bu olay defalarca tekrarlanıyor. Onlar bize emanet aslında ve bizim bu emanetleri en iyi şekilde gelecek kuşaklara aktarmamız gerekir.
Sonraki güzergahım ise Aksaray Esenler hattı. Bunu bir sonraki yazımda aktaracağım.
Sağlıcakla kalın.
SK