- Kategori
- Alışveriş - Moda
İstanbul’un bazı bölgeleri neden daha pahalı?

Sonuçta her yer toprak ama değerini artıran özellikler mevcutsa ev ya da arsa pahalıdır. Benim itirazım buna değil, gayrimenkulün değerini artırdığı söylenen özelliklerine. Denize yakınsa fiyat artar. Merkezi bir yer oluşu, modern semtlere yakınlık, arsa ya da binanın kendi farklı özellikleri vs gayrimenkulün fiyatını artırır.
Fakat bütün bunları gölgede bırakan başka bir fiyat artırıcı etken var. Adı da yok bu etkenin. Nasıl oluyor bilmiyorum, bazı bölgeler kendiliğinden değerli. Buralarda gayrimenkullerin satış fiyatları yüksek.
Denize yakın, modern, merkezi yerde, arsa güzel ya da ev olağanüstü… Fiyat bu nedenlerle yüksek olsun anlarım. Ama nedensiz olarak bazı yerlerin fiyatlarının kendiliğinden yüksek oluşunu anlamıyorum.
Nişantaşı’nda köylü var mı? Yok. Gecekondu var mı? Ne mümkün. Nişantaşı’nda hiç başka neden yokken evler pahalı. O zaman bir yerin fiyatını orada gecekonduda yaşayan köylüler düşürüyor. O semtte zengin, entel, kültürlü insanlar yaşıyorsa fiyat artıyor. Hiç kimse varoşlarda yaşayan köylü kılıklı insanlarla birlikte yan yana yaşamak istemiyor. İstanbul’un pahalı semtlerinde köylü, varoş, gecekondu, taşralı yok… Varsa da belli etmiyor.
Pahalı semtlerin pahalılık nedenlerini ortaya koyduk ama sanki hala bir eksiklik var. Oranın geçmişini, kültürünü ve sanatını unuttuğumuzu sanmayın. Ama her şeye rağmen lüks denilen semtlerde fiyatları patlatan başka bir şey var.
Bütün bu saydıklarımız İnsanı cezp ediyor, kendine çekiyor. Bir kere çektikten sonra da tekke gibi cüzdanını kapan bu yerlere koşuyor. Ama cüzdanı dolu olanlar koşuyor. Fakir birine piyango çıktı tüm parasına İstanbul’un lüks bir semtinden ev aldı. İkinciyi alabilir mi? Aldığını satabilir mi?
İşte buradan para sesiyle oluşan bu çekimin özellikleri olduğu anlaşılıyor. Lüks semtlerde paralı kimseler oturuyor.
Sizce bir iş adamı akılsız olabilir mi? Hayır demeyin akılsız iş adamları var maalesef. Ama normalde iş adamı bir trilyon verip daire almaz; yatırım ya da ticaret yapıp iki trilyon yapmaya çalışır. Bazıları itibarım olsun ya da çevrem genişlesin diye ( ki iş adamının reklâma ihtiyacı vardır) pek akıllıca görünmeyen bu tasarrufta bulunurlar lakin bu çok yüksek bir oran değildir. Çoğu iş adamı böyle tanınacağına TV reklâmlarını tercih eder. Öyle üç beş kişi tanıyacağına böyle bütün ülke tanır.
İş adamları lüks semtlerde milyon dolar verip ev alacak kadar akılsız olmadıklarına göre ve de para onlarda olduğuna göre İstanbul’un lüks semtlerinde oturanlar kim? Fabrikası olmayan biri trilyon verip ev almaz, alamaz. O halde tüm İstanbul’da sayıları yüz binleri aşan trilyonluk apartmanlar, villalar kimin.
Tabii ki benim gibi işporta ekonomicisi ekonomik tahlil yaparsa en önemli detayı unutur. İş adamları lüks semtlerden daire, villa almaz dedik. Oturmak için almazlar demeliydik. Yatırım amaçlı alır satarlar. Yani buralarda gayrimenkul ticari bir maldır.
Bir şey ticaretin malı olduğu zaman o mala olan talebin gidişi farklı bir sürece girer. Villayı Ahmet milyon dolara alınca Mehmet’in iştahı kabarır ve bir gün o villayı alırsa kendisinin de tekrar milyon dolar kar edeceğini hayal eder. Ama iş adamlarının hayalleri bizimkine benzemez; çoğu gerçekleşir. Ticari portföyüne İstanbul’un sayısız villalarından albüm yapan akıllı iş adamı Mehmetlerin sayısı da hiç az değildir. İstanbul’un lüks semtleri böylece ticari çekim merkezi olur. Bu apartmanların, villaların merdivenlerinden oluk oluk para akar.
Profesyonel ekonomiciler bakımından böyle bir yazının hiç kıymeti harbiyesi yoktur. Bir tane profesöre okutamazsınız. Çünkü onlar Keynes okuyarak buralara gelmiş ve yine aynı şekilde devam edeceklerdir. Hayatın Keynes’leri onları hiç ilgilendirmez. Onlar rakamları doğru okumakla sorumludurlar. Milyon dolarların nereden geldiği ekonominin konusuna girmez. Bu nedenle bugüne kadar bir tane bile ekonomist öldürülmemiştir.
Profesyonel ekonomiciler bu konuları yazmazlar. Haddizatında bu konuların hiç yazılmaması gerekir. Hacı Fettah’ın boğazdaki milyon dolarlık villasından kime ne!
İstanbul’un lüks semtlerinde ticari çekim merkezi (hiç kimse sadece oturmak için milyon dolar verip ev alacak kadar akılsız değildir) olması nedeniyle ev, daire, villa fiyatları korkunç pahalı. Bunların fiyatlarına normal diyen adamın aklından şüphe ederim. 100 bine mal olan 100 m2 bir dairenin 1 trilyona satılması normal ise ben anormalim. Ama bu fiyatlara alınıp satılıyorsa- ki satılıyor- bizlere diyecek söz kalmıyor. Öyle ya parası olan gider alır, bize ne.
Yanlış gördüğümüz şeylerin cari düzen çerçevesinde devam etmesi ya da olmuş, bitmiş, gerçekleşmiş olması gibi durumların kabulü mümkün değildir. Bu meyanda İstanbul’un bazı bölgelerinde gayrimenkul pazarı çok yönlü incelenmelidir. “Biz kaydını tutuyor, vergi yönünden incelemesini yapıyoruz” gibi malum aptal kandıran açıklamaları kale almamalıyız.
Planlı bir şekilde bazı bölgelerin ticari çekim merkezi yapılıp insanların yatırımlarını bu bölgelere yönelterek sömürü pazarı kurulması gözümüzden kaçmıyor. Aptal değiliz; ortada neler döndüğünü görüyoruz. Ali, Bostancı’dan daire alıyor. 5’e alıp 10’a satıyor. Bunu gören Veli’de paranın kokusunu alınca sazan gibi atlıyor. Ali tezgâhı kuran, Veli ise durumdan habersiz vatandaş. Bir de işte “Nişantaşı’nda oturmak ayrıcalıktır” gibi Veli’nin ayaklarını yerden kesen bir hava yaratılıyor. Böyle böyle insanlar o bölgeye çekiliyor. Ve böyle böyle 100 binlik daire oluyor 1 trilyon.
Benim ülkemde 100 bine mal ettiğin bir daireyi 1 trilyona satamazsın. Finans merkezi Ataşehir’e taşındı, gayrimenkul fiyatları fırladı. Hep bir şeyleri bir yerlere taşıyorsunuz. Niye Alibeyköy’e, Küçükyalı’ya, Haznedar’a, Kâğıthane’ye taşınmıyor? Buralarda manav Dursun’un dairesi 10 lira değerlense nolur lan! Memleketi siz mi yiyip bitireceksiniz? Çok şey dönüyor bu ülkede, çok! Ama halkımızda iş yok.
Planlı bir şekilde bazı bölgelerin ticari çekim merkezi yapılıp insanların yatırımlarını bu bölgelere yönelterek sömürü pazarı kuruluyor ya milyon dolara ev alanlara da bakmak lazım. Fabrika sahiplerinin alıp satmak dışında bir amaçla bu paralara buralardan ev almayacaklarını söyledik. O zaman fabrikası olmayan ve milyon dolara ev alan insanlar sizce de ilginç değil mi? Bunlar iş sahibi değilse o zaman tezgâh sahibiler. Çünkü bu kadar büyük paralar alın teriyle kazanılmaz. 40 lira maliyeti olan ayakkabıyı form İstanbul’da 130 liraya alıyorsunuz. Bu ne demektir? Bazılarına Maçka’da plazayı, boğazda villayı siz alıyorsunuz demektir!
Sanki sus payı almış gibi bu konularda kalem oynatmayan ekonomi Keynes’leri Conilerin borsa karını hesaplayadursun albayrağın alına bulanmış yüreğiyle Kerim Korkut Tarabya sırtlarından haykırmaya devam edecektir