- Kategori
- Kent Yaşamı
İstanbul yaşlı ve bilge kent

Gülhane'den Boğaz Manzarası
-İstanbul!
-Ne de çok severim İstabul’u.
-Hayatımın 20 yıldan fazlasını geçirdiğim büyüleyici kent.
-İstanbul’u düşündüğümde hüzünlenirim nedense.
-Yüreğimde, inceden inceye bir erime olur.
-Kalabalık caddeleri.
-Çamurlu sokakları.
-Tarihi atmosferi.
-Tarihi yapıları.
-İç içe geçmiş binaları.
-Binaların önündeki kırık dökük kaldırımları.
-Sinemaları.
-Kitapçıları.
-Kaset ve cd satıcıları.
-İnsanları.
-Caddelerden akıp giden kalabalıkları.
-İstanbul’da yaşadığım dönemlerin vazgeçilmez tutkularından biriside zaman zaman kafam estiğinde Gülhane Parkına gitmekti.
-Yalnız.
-Tek başına.
-Kendimle baş başa.
-Keyfe keder bir tutku.
-Ve Gülhane Parkının o en tepesindeki çay bahçeleri.
-İhtişamlı manzaranın tam ortasında çay keyfi.
-Böyle bir güzellik nerede bulunur?
-Doğrusu bilemiyorum.
-Sanırım başka hiçbir coğrafyada yoktur böyle enfes görüntüler.
-Tam karşınızda geçen heybetli bir gemiyi izleyerek çay yudumlamak.
-Tarifi imkânsız bir şey.
-Veya bir açık hava müzesini incelemek.
-Tek bir noktadan.
-Ve bütün o tarihi mekânları izlemek.
-Bir bardak çay eşliğinde.
-Tam karşınızda o muhteşem boğaz.
-Kız Kulesi.
-Harem.
-Tarihi Selimiye Kışlası.
-Marmara Üniversitesi.
-Haydarpaşa Garı.
-Boğaziçi Köprüsü.
-Kafanızı bir başka noktaya çevirdiğinizde daha da büyüleyici görüntüler gözünüzün içine girmeye başlıyor.
-Galata Kulesi.
-Düşünsenize 1384 yılında yapılmış.
-Cenevizliler tarafından.
-Ve tam karşınızda.
-O muhteşem yapıyı izleme ayrıcalığını tadıyorsunuz.
-Eskiden tarihi Galata Köprüsü vardı.
-Bira içmeye giderdik meyhanelerinde.
-Nede keyifli olurdu.
-Sultan Abdülmecit tarafından 1845'te yapılmış tarihi Galata Köprüsü.
-1992 yılında yanmıştı.
-Ve yerine yenisi yapıldı.
-Tarihi köprü Sütlüce’ye taşındı.
-Yenisi tad vermedi.
-Tarih kokusu yoktu belki de ondan.
-Ne bileyim.
-Doğrusu tasavvur edemiyorum.
-Ama eski köprü çok hoşuma giderdi.
* * * * *
-Gülhane Parkındaki çay bahçelerinde oturupta İstanbul’u seyre daldığımda beni büyüleyen en muhteşem bölge nedense hep Galata Kulesi ve civarı olurdu.
-O yapıları saatlerce izlemekten doyumsuz bir tad alırdım.
-Tophane.
-Fındıklı.
-Galatasaray.
-Müthiş ilgimi çekerdi.
-Tarifi imkânsız bir çekicilikti.
-Sokaklarında dolaşmakta müthişti.
-Dapdaracık sokaklar.
-Eski ve döküntü tarihi yapılar.
-Eski taş kaldırımlar.
-Karşılıklı binalar arasında atılan ipler.
-Ve iplere serilen çamaşırlar.
-Sokakların kimi noktalarında gökyüzünü görmek imkânsız.
-Çocuklar.
-Her yanda.
-Çıplak ayaklı.
-Yırtık pantolonlu çocuklar.
-Sökük kazaklar üzerlerinde.
-İster istemez gözümün önünden film şeridi gibi geçerdi.
-O değişik dünyaya o denli yakın olmak.
-İnsanları ile olsun.
-Yapıları ile olsun.
-İhtiyar bir kent.
-Tarih kokan.
-Bilgelik kokan.
-Heybetli ve ağır bir kent.
* * * * *
-Gülhane Parkından İstanbul izlencesi.
-Semaverde çay.
-Karşınızda duran tarihi yarımada.
* * * * *
-Belki de bir şeylerin ne denli değerli olduğu gerçeği, elinizden kayıp gittiğinde kendisini gösteriyor.
-Ama her zaman büyüledi İstanbul beni.
-Yaşadığım dönemlerde de.
-Ve kendime kızıyorum çoğu zaman.
-Neden karış karış gezmedin diye İstanbul’u.
-Uzakta olunca daha ne kadarda çok gezilecek yerleri varmış gerçeği ile karşılaşıyorsunuz.
-Ve o geride bıraktığınız zaman diliminde eksik bıraktıklarınıza hayıflanıyorsunuz.
-Sanki tekrar İstanbul’da olsam ve geniş geniş zamanlarım olsa, bütün bir İstanbul’un gezmediğim mekânı kalmayacak.
* * * * *
-İstanbul’da yaşayanlar fırsatı kaçırmasalar iyi olur.
-Başka İstanbul yok.
-Boş anın her saniyesini İstanbul’u keşfe adasalar, inanılmaz bir kazanım elde ederler.