Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
 

İşte milli irade. Mübarek, sana güle güle...

İşte milli irade. Mübarek, sana güle güle...
 

Haydi Mübarek olsun yeni yolun. Güle güle.


Dün akşam herkes gibi bende Mısır diktatörünün, pardon cumhurbaşkanının ne diyeceğini Mısırlı isyancılar! Kadar merak içinde bekledim.  

Sonunda ekranda yüzünü gördük, sesini işittik. 

Tam bir diktatör edası ile,  

"Tabi ki daha iyi bir hayat için, bu değişikliğe kendini adamış olan bir kuşak var. Şunu söyleyeyim ki bu şahadetler, bu şehitlerin kanı boşuna akmış olmayacak. Bunları cezalandırma konusunda çok sert cezalar verilecek.” Dedi. 

Adam 30 yıldır iktidarda kalmakla, zaten halkına büyük cezalar çektirmemişti sanki. 

“Hiçbir şekilde dış güçlerden gelmekte olan müdahaleleri, kaynakları, bahaneleri, gerekçeleri ne olursa olsun, kulak asmayacağım.” Dedi Amerika’ya kafa tuttu. Bu ne iktidar hırsıdır ya, dedim kendi kendime. 

“ Bu kurbanların ailelerine, onlar için ne kadar büyük bir acı çektiğimi ifade etmek istiyorum.” Dedi. 

17 gündür sokaklarda kendisini istemeyen, perişan olan halkına garezinden başka bir şey hissetmemişti bence. 

Allahtan bu halkın üzerine biber gazları sıktırmadı, coplatmadı diye düşündüm. 

“Sizin talepleriniz adil ve meşru taleplerdir. Bu sorunlar tüm siyasi sistemlerde çıkabilir, önemli olan bunu fark edip önlem almaktır. Aynı zamanda utanıyorum.” Dedi. 

Neden utanıyorum dedi acaba? Kendisi ile baş başa kaldığında, kırpıntısı kalmış vicdanının sesimiydi acaba onu böyle konuşturan? Yoksa bu acıklı sözlerle halkı tekrar kandırabileceğini mi düşünmüştü bilemem. 

Sonuç olarak istifasını bekleyen halkına yine bir sürü maval okuyarak yetkilerinin bir kısmını yardımcısı Süleyman’ a devrettiğini söyledi. 

Ya bu iktidar ne tatlı şeymiş böyle! Adama DEFOL ARTIK GİT, YETER diyorlar, halen bana ne, ben gitmem diye direniyor yüzsüzlüğün bu kadarına pes vallahi, pes… 

Halkın halini gördükçe ona olan garezim gittikçe artıyordu. 

Düşünebiliyor musunuz 30 yıldır halkına karşı, gözünü kör, kulağını sağır etmiş sorunlarını halletmemişte şimdi aklı başına gelmişçesine vaatler veriyor diye düşündüm. 

Nihayet… 

Bu akşam saatlerinde ise nihayet halkın gücü, direnişi onu yendi. Saltanatının sonunun geldiğini ancak halk saraya yürüdüğünde anladı, can korkusu sardı bedenini. Nasılsa dünyalığını 7 göbek öteye yetecek kadar yapmış hazineyi boşaltmış tamtakır bırakmıştı belki de. O zaman kendisi için en iyi olanı yaptı ve istifasını açıkladı. O bir videoydu belki de kendisi çoktan kaçmıştı. 

Yazımı bitirmiştim ki bu haberi televizyon kanalları anlatıyor görüntüler veriyorlardı. Mecburen yazımın bazı bölümlerini değiştirdim ben de. 

Şimdi düşünüyorum da, yine çok şanslı bir adammış, sonu Saddam gibi olmadı. Mısır halkının bu dirençlerinden ötürü kutlarım. Yeni oluşacak yönetimleri hayırlı uğurlu olsun inşallah. 

Güya12 Eylül’ü yargılayacaklardı. 

Darbecilerden hesap sorulacağı ve bir sürü vaatler, sahte gözyaşları, şiirler ile halk resmen kandırıldı. Bizler bu vaatlere inanmayanlar arasındaydık. Dilimizin döndüğünce anlatmaya çalıştık ama olmadı. Milletin çoğu neyi oyladığını bile anlamadan seçim havasına sokulan referandumda iyi bir şeyler olacak umuduyla AKP ye oy verdiler. 

O zamanlar CHP için AKP ve yandaşları “Darbe Şakşakçıları” demişti. 

Sanki CHP darbelerden en çok çeken, kapatılan parti değilmiş gibi. 

12 Eylül döneminde zindanlara atılanlar, öldürülenler hepsi devrimci sol görüşlü insanlardı. Bunları iyi anlatamadık sanırım. 

AKP bunu hep yapıyor! 

Aradan aylar geçti ve gördük ki, bu referandum dediğimiz gibi bir aldatmaca ile sadece yargıya el koymak içinmiş. İnşallah bunu bazıları anlarlar artık. 

Meclis'te darbe yapanların yargılanmasına ilişkin kanun önerisinin gündeme alınması, MHP ve AKP'li milletvekillerin oylarıyla reddedildi. Haydi, AKP yi anlıyoruz da, bu MHP ne yapmak istiyor onu anlayamıyoruz. 

Darbecilerin yargılanması masalına AKP böylece noktayı koymuş oldu. 

(10. Şubat.2011) sevgili Bekir Coşkun’un dediği gibi “Dün gece herkes uyurken eller kalktı ve indi, Danıştay ile Yargıtay’ın yapısını değiştiren yasa Meclis’te kabul edildi…” 

Böylece referandumda evet diyenler bir gol yedi. Afiyet olsun. Ama bizlerin suçu ne yahu? 

Bir şey daha gördük, meğer darbeyi yapan Kenan Evren’in avukatı AKP li TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya beyefendiymiş. 

Bunu belgeleriyle TBMM sinde CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce ispat etti. 

İyimaya kürsüde kendisini savundu ve dedi ki; 

Evet, avukatlığını ben yaptım ama para almadım. Özrü kabahatinden büyük derler ya aynen öyle. 

Helal olsun İnce’ye “Kim darbe şakşakçısı? Buna söylemeye insan utanır. Bundan sonra hiç biriniz CHP hakkında tek bir laf etmeyeceksiniz. Darbecinin avukatını komisyon başkanı yapmışsınız, daha ne yapacaksınız. Siz darbecilerle iç içesiniz. Darbecileri koruyorsunuz, darbecilerin avukatısınız ’ diye seslendi. 

İşte böyle sevgili okurlarım. Anlayana saz… 

32. Gün. 

Mehmet Ali Birand’ın sunuculuğunu yaptığı 32. Gün, dün beni delirtiyordu adeta. Uğur Dündar farklılığını bir kez daha anladım ve onu bir kez daha sevdim. 

Ya, ne biçim idareydi o öyle? Ey Sayın Birand, evvela şunu söyleyeyim, sorular arkandan atlı kovalar gibi ağzının içerisinde dolanıyordu. Cevap vermek isteyenlerden sadece Mümtazer Türköne' ye zaman tanıdın.. Adam istediği gibi rahatça konuştu, sözünü hiç kesmedin.( E.. Tabi ne olsa AKP Milletvekili Özlem Türköne’nin eşi. Onun kollarını kavuşturmuş alaylı sırıtık haliyle, sözleri kesilmeden aleyhte konuşması kim bilir kaç kişiyi mutlu etmiştir. Onda kabahat yok elbette, o bir misyon üstlenmiş görevini de rahatça yapıyor.) 

Diğer konuklara o hakkı tanımadın. Beni esas sinir eden de bu oldu zaten. 

Elbette tartışılan konu da muhalefet yapacak birilerinin olması normaldi ama ne var ki bu zatı muhterem de aylar önce köşesinde "Bir tek subayın terfi alamadığı için, kağıttan kaplan gibi yere serebileceği bir orduyla, bu kadar çaresiz bir ordu ile, ülke savunulur mu?'' diye yazmamış mıydı? 

Program yöneticisi olarak ne için ona da bunun sorulmasını istemediniz ve Bedri Baykam’ı susturdunuz? 

Yani Batum’un söylediği hakaret veya darbe için askeri kışkırtmak oluyor da, bu adamın söylediği şaka mı oluyor? Ne yüz ile oraya çıkıp ta fetva verebiliyor ve buna maalesef 32.Gün de fırsat tanınıyor. 

Ben aslında CHP nin böyle programlarda tartışılmasından hiç hoşlanmıyorum. Gerekirse genel başkan veya genel sekreter çıkar soruları yanıtlar. 

Hürriyet yazarı Tufan Türenç sık, sık Türköne’ye bir yandaş olmayıp AKP adına misyon yüklendiğini söyledi. O bile doğru dürüst anlaşılmadı, çünkü meydan vermediniz. Bunun size hiç yakıştıramadım. 

Daha önceki yazılarında Türk askerinin şerefini, Türkiye’nin birliğini korumak için bu kurumsal yapıya son vememiz yeni bir ordu kurmamız gibi sözleri söyleyen kendisi değilmiş gibi orada kalkmış Süheyl Batum’u eleştiriyordu. 

Süheyl Batum için TCK 301'den soruşturma açılırken, acaba Sn. Başbakan, Adalet Bakanı bu bey için neden soruşturma istemediler dersiniz? 

Böyle çifte standart olur mu ya? 

Sn. Birand’ın bir gün de AKP lilerin başta başbakan olmak üzere ordu ve askerimiz için söyledikleri üzerine program yapmasını isterim. 

İnşallah bu sesimi duyar Sn. Birand umuduyla, hoşça ve sevgiyle kalın. 

 
Toplam blog
: 375
: 801
Kayıt tarihi
: 30.04.08
 
 

İstanbul Kadıköy doğumluyum. Herhangi bir menfaat grubuna bağlanmadan, açık fikirli, dürüst, önya..