- Kategori
- Güncel
İstedikleri olmayınca sancısı tutan dediğim dedikçileri takdimimdir

Ne zaman bir adım atılsa, biraz mesafe katedilse birileri mutlaka bundan rahatsız oluyor.
Anında sancıları tutuyor, kıvranmaya başlıyorlar.
Belli ki, bunlar eski alışkanlıklarını bir türlü unutamıyorlar. Kendi istek ve arzularını, (modern hayatın gereği iddiasıyla) topluma dayatma inadından vazgeçmiyorlar. İnanç özgürlüğüyle alakalı her girişimin önünü kesmeye çalışıyorlar. Bu kez de orta öğretim yönetmeliğinden, "başları açık" ibaresinin kaldırılmasına takmış bulunuyorlar.
Neymiş? Hükümet, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık Ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik'te değişiklik yaparak, kız talebelere zorla başörtüsü taktırıyormuş.
Neymiş? Başörtüsü serbestmiş ama diğer yasaklar devam ediyormuş! Çünkü, "Vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler ile diz üstü etek, derin yırtmaçlı etek, kısa pantolon, kolsuz tişört ve kolsuz gömlek gibi yasaklara dövme ve piercing yasakları da eklenerek kıyafet konusunda ayrımcılık yapılıyor" muş! (1)
Neymiş? "Başörtüsü takma, ... kimliklerinin henüz geliştiği bir dönemde ... kız çocuğunun artık cinsel bir nesne durumuna geldiği mesajını da verecektir(miş). ... cinselliği ... henüz bilmeyen ... çocuklar, bu uygulamayla gereğinden erken bir yaşta cinsellik konusuna ilişkin sorgulamalara maruz bırakılacaklardır(mış). Bu yaşlarda cinselliği de sağlıklı biçimde anlamaları, algılamaları ve kimlikleriyle bütünleştirmeleri mümkün değildir(miş)". (2)
Önce henüz değişmemiş yönetmeliğin ilgili maddesini okuyalım sonra da bu konuları değerlendirmeye çalışalım.
Kılık ve kıyafet sınırlamaları
MADDE 4 – (1) Öğrenciler;
a) Öğrenim gördükleri okulun arması ve rozeti dışında nişan, arma, sembol, rozet ve benzeri takılar takamaz,
b) İnsan sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve mevsim şartlarına uygun olmayan kıyafetler giyemez,
c) Yırtık veya delikli kıyafetler ile şeffaf kıyafetler giyemez, (Bu fıkra, özel olarak yırtılıp delinerek absürt tipler için satışa sunulan sıfır kıyafetleri anlatmaktadır. Fakirlerin eskimiş giysileriyle alakası yoktur.)
ç) Vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler ile diz üstü etek, derin yırtmaçlı etek, kısa pantolon, kolsuz tişört ve kolsuz gömlek giyemez,
d) Siyasî sembol içeren simge, şekil ve yazıların yer aldığı fular, bere, şapka, çanta ve benzeri materyalleri
kullanamaz ve giysileri giyemez,
e) Okul içinde baş açık, saçlar temiz ve boyasız olarak bulunur, makyaj yapamaz, ..."
Görüldüğü üzere bu maddede bir dizi yasak var. Esasen, özgürlük yanlısı ve demokrat olduklarını iddia eden insanlardan bu yasaklara karşı çıkmaları beklenir değil mi? Nerde? Bizim demokratlar, yasaklara değil getirilen özgürlüklere karşı çıkarlar! Bildirilerinde her ne kadar, getirileceği söylenen dövme ve persing yasağından bahis açsalar da isyanlarının asıl amacı orta öğretimdeki kız öğrencilere başörtüsü serbestisi tanınmasıdır.
Bunların başörtüsü serbestliğini dövme ve persing yasağıyla kıyaslayarak haklı çıkmaya kalkmaları da ibretlik vak'adır. Herhalde bunlar hükümetten, "çocuklar, dillerine ve göbeklerine persing takmalı, takının görünmesi için de göbek kısmını açık bırakan kıyafetler giymelidirler" demesini bekliyorlar.
Yaptığım ironiye bakarak kimse yönetmelikteki yasakların kaldırılmasını istediğimi sanmasın. Ülkeler kanun ve nizamlarla yönetilir. Beğenelim ya da beğenmeyelim tüm devlet yönetimlerinde, tanınmış hakların yanında geçerli yasaklar da mevcuttur. Ancak bu yasaklar, toplumun temel değerleriyle hatta bazı ülkelerde (mesela İngiltere) evrensel değerlerle çelişmez. Demokrat yönetimler vatandaşlarının giyim tarzları, kılık, kıyafetleri ve inançlarıyla alakalı konulara yasak getirmezler. Bu konuda bizim tek istisna olduğumuz söylenebilir. Belki bir de, bize bakarak liselere başörtüsü yasağı getiren Fransa'yı sayabiliriz.
Ortaöğretimden başörtüsü yasağının kaldırılmasını istemeyenlerin iddialarından biri şöyle:
"...kısa pantolon, kolsuz tişört ve kolsuz gömlek gibi yasaklara dövme ve piercing yasakları da eklenerek kıyafet konusunda ayrımcılık yapılıyor."
Anladığım kadarıyla burada, "bir taraftan başı örtmeye serbestlik tanınırken, diğer taraftan dövme ve persinge yasak getirilerek bir çeşit ayrımcılık yapılıyor" denmek isteniyor. Bildiriyi yazanlar her ne kadar, kıyafetten sözetmiş olsalar da dövme ve persingin giyimle alakası olmadığını biliyoruz. Belki de "kıyafet konusunda ayrım yapılıyor" derken, göbeğe takılan persingleri açıkta bırakan giysilere de yasak getirileceğini düşündükleri için böyle demişlerdir. Neyse, biz konumuza dönelim.
Sosyal hayatımızın bir gerçeği olan başörtüsünü, dövme ve persing gibi absürt, hatta sorunlu trendlerle bir tutmak hangi aklın ürünüdür bilmiyorum. Doğrusu, inançla bağlantılı olan bir olgu, gelip geçici çılgınlıklarla (aynı terazide tartılamaz ve) kıyaslanamaz. Buradan, ortaöğretimde başörtüsü yasağının devamını haklı çıkaracak bir argüman üretilemez. Çünkü bin yıllık gelenek, bu gün var yarın yok şeklindeki mevsimlik modalarla bir tutulamaz. Ayrıca, hayati ve hassas organlarını deldirerek kocaman metaller taktıran ya da vücuduna silinmesi zor dövmeler yaptıran insanların ruh sağlıkları tartışılabilir. Kanaatim bu yöndedir.
Diğer taraftan tabipler ve psikiyatristler konuyu bilimsel açıdan incelemişler ve küçük yaşta baş örtmenin bazı sorunlar getireceğini anlatan ortak bir bildiri yayınlamışlar. Şöyle demekteler:
"Başörtüsü takma, ... kimliklerinin henüz geliştiği bir dönemde ... kız çocuğunun artık cinsel bir nesne durumuna geldiği mesajını da verecektir. ... (Ancak onların) bu yaşlarda cinselliği de sağlıklı biçimde anlamaları, algılamaları ve kimlikleriyle bütünleştirmeleri mümkün değildir."
Ne kadar güzel değil mi? Tabipler ve psikiyatrisler çalışıp çabalamışlır, araştırıp denemişler, ölçüp biçmişler ve bir karara varmışlar. Başörtüsü, çocuklarda erken yaşta cinselliği çağrıştırıyormuş. Ancak bu yaşlarda onların bunu, kimlikleriyle bütünleştirmeleri mümkün olmuyormuş.
Ben bu karara varan sayın doktor ve psikiyatristlerimizden yaşamakta olduğumuz hayata, bir de ideolojik gözlüklerini çıkararak bakmalarını rica ediyorum. Onlardan, nerdeyse, yedi yaşından itibaren herkesin telefonla bütünleştiği, kimin elinin kimin cebine girdiğinin bilinmediği, eş aldatmalarının ayyuka çıktığı, bu yüzden ailelerin parçalandığı, cinayetlerin işlendiği, on oniki yaşındaki kız çocuklarının saç ve makyaj yapıp, şuh kadın havalarıyla sokakları arşınladığı sosyal ortamı da görmelerini istiyorum.
Her akşam maaile seyredilen dizi filmlerdeki sevişme sahnelerinin, yarıdan fazlası çıplak sunucu bayanların, cinselliği çağrıştıran söz ve davranışların çocuklar üzerinde hiç bir olumsuz etkisi yok mudur? Metrolarda, otobüslerde, duraklarda ve sair halka açık mekanlarda alenen sarılıp/öpüşenleri gören çocukların, bunları kimlikleriyle bütünleştirme sorunu yaşama olasılıkları yok mudur?
Doğrusu, kız çocuklarının tansparan kıyafet ve aşırı makyajla televizyonlarda şarkı söyleyip dansetmelerini hayranlıkla izleyenlerin, aynı yerde başörtüsüyle ilahi okumalarına tepki göstermelerinin sırrını merak ediyorum. Cinselliği çağrıştırması noktasından baktığımızda neden açıklık normalin, kapalılık anormalin örneği olmaktadır? Bunun bilimsel ölçüsü nedir? Acaba açıkta olan daha az mı ilgi çekmektedir?
Aynı düşüncedeki kişiler, gençleri ve çocukları durmaksızın günaha çağıran ahlaksız internet sitelerinin engellenmesiyle ilgili yasal düzenlemelere de karşı çıkmışlardı. "İnternetimi geri ver!" sloganlarıyla yeri göğü inletmişlerdi. Halbuki bu yasak siteler sadece cinseliği çağrıştırmıyor, onu izlemeye ve uygulamaya da davet ediyordu. Konuya taraf olanlar yani, "başörtüsü cinselliği çağrıştırıyor" diye kazan kaldıranlar, ahlaksız sitelere gelince kol kanat germişler, onlara müahele edilmesini istememişler, direnmişlerdi. Onlar, içine düştükleri bu tezadın farkındalar mı bilmiyorum.
Ancak, farkında olsalar bile bundan hicap duyarak fikir değiştireceklerini sanmıyorum. Çünkü böyle kişilerin, toplum hayatını normalleştirmek, ahlaki olanı ciddiye alıp, toplumsal insicamı sağlamak gibi bir niyet ve amaç taşımadıklarını adım gibi biliyorum. Onların tek istediği, "benim dediğim olmalı" dır.
(1)- http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=17629
(2)- http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/basortusu-4797.html