- Kategori
- Siyaset
İttifak mı Rasyonalite mi?
AK Parti ve MHP’nin cumhur ittifakına karşın, muhalefet partileri de bir ittifak arayışı içindiler. Muhalefet partileri; sol yelpazede de olanlar sağ yelpazede de olanlar, blok halinde hareket etmenin arayışı içindeler.
İlk bakışta, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi kendi aralarında anlaşarak, ortak bir aday belirlemek için birkaç gündür görüşme içindeler.
Saadet Partisi; hem Cumhuriyet Halk Partisi ile hem de İYİ Parti ile görüşmesinde, sanırım masaya Sayın Abdullah Gül’ün adaylığını öne sürerek geldi.
Gazetelerden ve tv kanallarından edindiğimiz kanaat: İYİ Parti ne olursa olsun kendi adayıyla seçime girme kararlılığı içinde. Ki bence de, İYİ Parti’nin Sayın Meral Akşener ile seçimlere girmesi, kanımca seçmen içinde bir sinerji yaratacaktır.
Şöyle bir baktığımızda, CHP ve İYİ Parti ile Saadet Partisi arasındaki görüşmelerde, görüşmelerin tıkanarak sonuçsuz kalmasında bence en büyük handikap konusu, ittifak yapmaya meyilli olan partilerin Cumhurbaşkanı adayı hususunda ihtilafa düşmeleri olacaktır.
Bence, SAADET PARTİSİ, muhalefet tarafında bulunan partilerle diyaloga girerek kamuoyunda yarattığı heyecanı gereksiz kibre tutularak berhava etmemelidir. Açıkçası, SAADET PARTİSİ, Sayın Abdullah Gül’ü ortak/çatı aday olarak dayatmamalıdır.
Kanımca; eğer Cumhuriyet Halk Partisi bir aday belirlemede çekince yaşar veya makul sürede bir aday kamuoyuna deklare edilmez ise, en uygun adayın bu üç parti için MERAL AKŞENER olabileceğini ileri sürebiliriz.
Neden? Kanımca, Sayın Akşener’in toplumun farklı siyasal katmanlarından oy alabilmesi daha kolay olacaktır. Bu ittifakta, ittifak üzerine kafa yoranların unuttuğu bazı şeyler var:
Seçmen Davranışları...
Özellikle Sol seçmenin siyasal tutum/tavır ve nihayetinde karar aşamasındaki davranışları, pek fazla geçirgen değil ve sert.
Ortak aday Abdullah Gül’ün belirlenmesi durumunda, bence bu hareket, sol seçmenden yeterince teveccüh göremeyecektir.
***
Her şeyden önce, Sayın Abdullah Gül’ün sol seçmen indindeki kredibilitesi, seçimlerde seçimi kazanabilecek kadar üst düzeyde değildir.
İşte bu yüzden Saadet Partisi’nin görüşmeler esnasında “ortak aday” olarak Sayın Abdullah Gül’ü zorunlu adaymış gibi sunmaması gerekir. Bu durumda, hem Sayın Abdullah Gül zarar görür ve politik prestiji zayıflar, hem de ittifak daha oluşamadan çatırdamaya başlar.
Bir de kamuoyunda yapılan- basın kamuoyunda yapılan- değerlendirmelere katılmak mümkün değil. Neymiş, sağ partilerle sol partiler ittifak yapar mıymış! AK Parti ile MHP’nin yaptığı ittifak benzeşenlerin bir ittifakı ve şeffaf iken, Cumhuriyet Partisi ve diğerleri diyebileceğimiz partilerin yaptığı ittifak teşebbüsleri daha çok “karanlık işler”miş.
***
Zaten şimdiden peşinen söylemek gerek. Muhalefet bloğunun ilk etaptaki stratejisi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı seçtirmemek üzerine olacak. Tabii ki, muhalefet partilerinin de amacı, seçimlerde galip gelerek, kendi adaylarının Cumhurbaşkanı olmasıdır. Ama, şunu kabul edelim ki, 16 yıldır Türkiye’de tekbaşına iktidar olmuş, yine her seçimde seçim performansını arttırmış bir AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan gerçeği var.
Merhale merhale gidersek, Saadet Partisi tek başına bir aday çıkarsa, Cumhuriyet Halk Partisi bir aday çıkarsa, Sayın Erdoğan’ın senelerdir edindiği liderlik karizması karşısında şansları var mı? Ki daha CHP’si ortak adayla mı seçime gidecek, yoksa kendisi bir aday mı çıkaracak, hâlen bu muammanın cevabı bulunabilmiş değil.
Dediğim gibi, muhalefet bloğunun seçime yönelik strateji belirlerken, gerçekten de çok dikkatli olmaları gerekir. Her şeyden önce, burada kilit husus, sol seçmenin tavrı olacaktır. Ne denirse densin, CHP’nin siyasetin sol cenahında kemikleşmiş bir %25-30 arası bir seçmen kitlesi var. İşte, ittifak arayışlarında, ittifakın büyük ortağı, seçmen kitlesini dikkate olarak birtakım taahhütler içerisine girmelidir.
Sol seçmenin davranışları dediğim gibi çok fazla geçirgen olmadığından ve sert bir tutum belirlediklerinden, kendilerini “hayalkırıklığına” uğratacak bir durum karşısında, seçim zamanında tepkilerini hiç beklenmedik şekilde sergileyebilirler.
Bu bağlamda, bu seçimde bir başka önemli husus, bir kenarda bekleyen HDP ve bu partiye ideolojik olarak yakın olanların tutumudur. Bence, bu seçimde de Kürt yurttaşlarımızın kararları, seçimin sonucunda ağırlıklı olarak belirleyici olacaktır.