- Kategori
- Kitap
İyi bir editör olmak için

DOĞRU TÜRKÇE ŞART.
İlk önce okumayı çok seven biri olmalı. (sadece gazete ve internet değil, kitap olmalı)Öğrenmeye açık, olabildiğince çok şeyi öğrenebilmiş ve öğrenebilecek yapıda bir insan olmak gerekir. (bu işte öğrenmenin sonu yok. Doğru kelime, doğru yazım kuralını öğrenmek için bildiğini düşünmeden, sorgulamaya ve öğrenmeye devam etmeli.) Sabır ve sükunet gerekir. Çalışırken gürültülü, yüksek seste müzik ya da televizyon yayınının olmadığı ortamları seçmek gerekir.
Yazım diline de, konuya da hakim olabilmeli. Mesela özel isimlerin doğru yazılışını tam olarak bilebilmeli. Ülke, şehir ya da değişik şekilde dile getirilen yemek, giysi, etkinlik vb.isimlerine aşina olabilmeli ve nasıl yazıldığını öğrenmiş olmalı. 'Rumluk' gibi bir kelimenin yazım dilimizde olmadığını, konuşurken söylüyor olsak da, yazarken 'Rum vatandaşı' gibi bir ifade kullanılması gerektiğini bilebilmeli.
Tercüme edilmiş, bilgileri ve yazıları bizim yazı dilimize çevirirken, tercümeden kaynaklanan cümle bozukluklarını giderebilmeli. Eğer elinize verilen dosya İngilizce’den Türkçe’ye çevrilmişse, cümlelerin tam anlamıyla, bire bir çözülemeyeceğini bilip, ifadeyi bizim dilimize göre, daha akıcı ve anlaşılır hale getirebilecek kadar İngilizce bilgisi olabilmeli – ki tercüme tam olarak nasıl bir şekilde bizim dilimizle anlatılabilir, kavrayabilsin. İngilizce de “o” diye tercüme edilenin bir insanı mı, bahsi geçen bir nesneyi mi, bir özel ismi mi kasttetiğini bilerek, cümleyi anlaşılır hale getirebilecek kadar o yabancı dile ve tercüme edilmiş yazılara hakim olabilmeli.
Çok okuyan ve öğrenen bir insan olabilmeli ki, kitapta adı geçen özel isimlerin en doğru şekilde nasıl yazılacağını ve kim olduklarını bilerek, yazıya müdahale edebilmeli. Düşünürlerin, ünlü kişilerin, ya da yabancı kelime kökenli nesnelerin isimlerinin doğru yazımını bilmesi gerekir. 'Kur’an-ı Kerim' bile yazamadan 'kuranı kerim' diyenler var. Ya da ünlü düşünür 'Thales’in adını 'Taleis', ' Tales' ya da 'Platon'un adını 'Pilaton' şeklinde yazanlara denk gelebiliyoruz.
."..her şeyin temelinin meydana geldiği şey olduğunu düşünmüştür." (bu örnek cümleyi bir kitap dosyasından aldım.) Bu şekilde yazılmış bir cümlede “şey” diye bahsedilenin ne olduğunu anlayacak ve cümlelerinde ‘şey’ diye belirsizlik ifade eden kelimeyi kullanmadan, 'şey'in kastettiğinin ne olduğunu kavrayıp, doğru kelime ile değiştirerek, cümleyi toparlayabilecek düşünce yapısına sahip olabilmelidir.
'İlginçlik durum' gibi bir tanımlamanın olmadığını, bunun 'İlginç bir durum' olması gerektiğini ; aliviyon, bahnaz, reyis, yiyen, yiğen (aslında yeğen demek istiyor), bilmiyenler, söylemiyenler(-mi gibi mastar eki yoktur. Bilme, söyleme hali vardır.); dinlemeğe, söylemeğe, yazmağa (aslında ğ'lerin yerinde 'y' harfi olması gerekirdi.) türünden hataları düzeltmesi gerektiğini görebilmeli.
Örneğin "Henüz 18li yaşlarında iken… " sözündeki mantık hatasını görüp düzeltebilmeli. İnsanın kaç tane 18li yaşı olur?
Kitap çalışmasının mesleki, bilimsel, tarihi ya da halk konuşma dili ve şivesiyle yazılmış olup olmamasına dikkat edilmeli ve çalışma boyunca bu dile bağlı kalınarak, doğru kelimeler seçilmeli.
Bazı kelimelerin yazımı 'doğru olanı budur ama diğer şekliyle de kabul edilmektedir.' türünde olabilir. İki yazımın da doğru kabul edilebildiği kelimeleri de bilebilmek için Türk İmla Kılavuzundan yararlanmayı bilmeli.
İmla işaretlerinin kullanımını iyi bilmeli. Kendince kesme işaretleri, tırnaklar kullanmamalı. Ünlem işaretinin; alaycı, şakayla karışık söylenmiş sözlerde de kullanılabildiğini bilmeli.
Okuduğum, (reklamı yapıldığı için çok satmış) bir kitapta, bütün paragraf boyunca noktanın, virgülün kullanılmadığını gördüm. Çok da bildik, tanınmış bir yayınevinden çıkmasına rağmen, çok yanlış kelimelerin ve işaretlerin kullanıldığı kitapları da okuduğum oldu. Bilgili bir editör, bunları kitap çıkmış da olsa görür ama okur? Okur görmez- anlamaz, kolaycılığına kaçılmaz. Ya görüyor ve anlıyorsa?
Editör, bir kitabın yazarından da bilgili ve dikkatli olmalı. Yazar, eserini yazıp, yayıncıya teslim ettiğinde bilir ki; ardından onun için kitabını en güzel şekilde okura ulaştırmaya çalışan bir ekip var. Kendisi hata yapmış, bilmeden gözünden kaçan yanlışlara neden olmuş olsa da, güvendiği yayıncının editörleri ve redaktörleri onun çalışmasını, okura kusursuz halde iletmeye çalışacaktır.
Bunu bilen, düşünen, güvenen yazarların en büyük yardımcısı ve kurtarıcısı editörlerdir. Yayınevi de bu konuda yazarından çok editörüne güvenir. Basılacak kitabı yazarı kadar sahipleneceğine inandığı editörlerle çalışan yayıncılar, kitabın yazım kısmı tamamlandıktan sonra görsel olarak yapılması gereken işler için dosyayı kitap sayfa düzenini ve kapak çalışmasını yapacak grafikerlere iletirler.
Bir dosyanın en düzgün, en kusursuz düzenlenme şekli Word programında olur. Pdf uzantılı Acrobat Reader ile düzenlenen çalışmaların, editörel düzenlemesinde hatalar çıktığına, eski yayıncılarımdan birinde şahit oldum.
Eğer siz, bir kitap çalışması yapmış ve bunu yayınlatacak iyi bir yayınevi arıyorsanız lütfen kitap yayınlatmak konusunda da yazdığım yazımı okuyunuz. Yok, yazan değil de editör olmak istiyorsanız da, lütfen editörlüğün de sadece okuma- yazma bilmekle ya da bunları bildiğini sanmakla yapılacak bir iş olmadığını bilin. Okuma- yazma bilmek sizi editör ya da yazar yapmaz. Bilmeniz gereken ne kadar çok şey var, bir bilseniz... Geri kalanını yaşadıkça, tecrübe ettikçe, karşınıza çıktıkça anlayacağınız çok detay var. Şimdilik bu kadar.
Beni takip edin. Kitap yazmak ve yayınlatmak konusunda olduğu kadar dilimizle de ilgili yazılar yazmaya devam edeceğim.
Bilgiyle, kitaplarla, sağlıcakla kalın.