- Kategori
- Aile
İyi ki büyüdün be kuzen !!!....

dedem ve kuzi... ailemin en yaşlı ve engenç erkeği.. İkisde süperdir laf aramızda :)) İyi ki varlar
Sevgili dostlar,
Geçtiğimiz günler yazılarımdan da anladığınız gibi az biraz yalnızlık , hüzün ve kırık kalbin verdiği sızılarla geçti. Belki biraz daha fazla...
Hani şu yalnızlıkla ilgili yazımı yazdığım gün yaşadıklarım ise artık acının en tepesindeki gündü. Kendimi bomboş fırlatılıp atılmış, yıpranmış, önemsiz ve kimse için bir özelliği olmayan gereksiz hissettiğim o tepe günlerden biri. İşten çıkmışım, fiziksel ağrı ve yorgunluğum kalp acılarımla birleşip kaynaşmış. Servisteyim elimde telefonum birilerine ihtiyaç duyuyorum, ama kim ? kim olmalı o an yanımda... Beni tanıyan her şeyimi bilen biri mi? yok sa öylesine "geyik muhabbeti" yapıp konuyu benden ve her şeyden uzaklaştırabileceğim biri mi ?
Elim telefonun rehber tuşunda sırayla isimler geçiyor, derken kuzeni arıyorum... Kuzen benden 12 yaş küçük ama olsun...
Bu yazı şu meşhur Homelink sistemi yüzünden kuzenin evinde mülteci olarak geçirdim. Bu sayede üniversite öğrencisi olan kuzen stajını yaptığı iş yerinden her akşam eve döndüğünde mizah kabiliyeti ile süslediği günlük olayları aktarabileceği, ben ise tek başıma olsam asla yapmayacağım yemekleri yapabileceğim ve besleyip içimdeki abla, anne arası şefkati aktarabileceğim bir beden buldum. Kısacası ikimizde karlı çıktık bu mülteci yaşamdan...
Dedim ya 12 yaş küçük benden ...
Hatırlıyorum hala dün gibi üniversite öğrencisi olduğum yıllarda beraber geçirdiğimiz yaz tatillerini. Gözleri hafif bozuk olduğu için kocaman gözlükleri vardı. Hiper aktif, yaramaz , sevimli bir hayduttu o yıllarda. Akşam oldu mu yanıma gelir "hadi biraz dinazorlardan bahsedelim " derdi. Malum yıllar meşhur dinazor filmlerinin revançta olduğu yıllar, her erkek çocuğunda T- rex cinsi dinazorun minyatür bir modeli var . Her nedense en çok bu model sevilip alınıyor , sanırım en vahşisi ve akıllısı olduğu için...
Aradan yıllar geçti, geçerken araya zorunlu ayrılıklar girdi. 6 yıl öncesi nihayet aynı şehirde buluştuk ama bu kez ; onun zorunlu ayrılıkları başladı.
Sevgili kuzenim o yıllarda başladı aşk acısı çekmeye, ergenlik sorunları beraberinde ve bir de eline bagetlerini o yıllarda aldı . Okuduğu işletme bölümüne inat tüm harçlıklarını, olan ve olmayan parasını bateri parçaları toparlayıp öğrenmeye adadı.
O zamanlar ben hala nasihat veren konumundayım.
Derken;
Telefon açıyorum. Cevap veriyor , "Kuzen" diyorum, "Kafaları çekelim senle nicedir görüşmüyoruz". "olur" diyor. "Gelir alırım arabayla evden seni ". Afallıyorum kuzenim büyümüş genç bir adam olmuş ve beni arabayla evden alıcak ... heytttttt ! kim tuttar beni ... Onca sıkıntı çektiğim o gün mizah katıyor bu düşünce duygularıma.
Buluşuyoruz, ne yapsak ? Alıyoruz kutu biralarımızı ve çerezimizi Antalya' nın nimetleri parklardan birine gidiyoruz. Yakınımızda bir bar var hafif gitar melodileri yükseliyor o sıra. Bir piknik masası buluyoruz denize nazır... Hava nefis... meltem dağıtıyor vücudumuzu içten içe küflendiren ağır nemi...
Hava nefis kokular taşıyor burnumuza, bizse karşılıklı oturup anlatmaya başlıyoruz kaldığımız yerden.
Kuzenim büyümüş. Kuzenim büyümüş ve bana tavsiyelerde bulunuyor aşk meşk hayatıma dair. Son derece yerinde tespitler erkek bakış açısıyla şekillendirilmiş. O kadar doğal ve içten ki sanki akranmışız ve yakın arkadaşımmış gibi anlatıyorum detayları, kırgınlıklarımı .
İçiyoruz, denize nazır... Keyiflenmeye başladığımı hissediyorum, yaşadığımı nefes aldığımı . Yani yaşadıklarıma dair vardığımız sonuç pek iç açıcı olmasa da öldürmeyecek cinsten de olduğu konusunda fikir birliğine varıyoruz... Taktikler veriyor bana , ara ara erkek egosunun komik taraflarına dair kendi hayatından verdiği örneklerle güldürüyor beni. Düşünüyorum kuzen büyümüş bir ara , büyümüş....
Gece ilerliyor o yorgun ben yorgun , ama keyifler gıcır, kafalar iyi. Beni eve bırakıyor...
İyi ki büyümüşsün be KUZEN !