​ İyi şanslar sevgilim (2) / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '12

 
Kategori
Deneme
 

İyi şanslar sevgilim (2)

III

  • Çatlayacağım valla! Nasıl buldun?

 

  • Neyi? Impossible Mission 5’i mi yoksa Neco’yu mu?

 

  • Neco da kim?

 

  • Necati demek istemiştim… Her ikisi de rezalet!!!

 

  • Şaka yapıyorsun herhalde…

 

  • Sence şaka yapar gibi bir halim var mı?

 

  • Evet!

 

  • Tam olarak değil Naz! İlk görüşmedeki intibam pek de olumlu değil açıkçası… Şu berbat filmden ise sözetmek bile istemem. Sen zaten benim Amerikan filmleri ile ilgili görüşlerimi bilirsin! Aslında ressam  olduğumu söylediğim an Necati’nin de bunu anlamasını beklerdim ama nafile bir bekleyişti benimkisi! Sana özet olarak beni önemsemedi diyebilirim…

 

  • Tam da Necati’ye uygun bir davranış! Kendisinden o kadar emindir ki çevresiyle hiç ilgilenmez…

 

  • İşte benim de hissettiğim bu! Beni umursamadı…

 

  • Seni sinemaya davet etti ya!

 

  • Evet Impossible Mission’a!

 

  • Özüm benim sorduğum gerçekte farklı bir şey. Ben sana onu ilk gördüğünde neler hissettin diye soruyorum…

 

  • Neyi kastettiğini pek anlamadım…

 

  • Sen her şeyi fazla rasyonel değerlendiriyorsun… Ben diyorum ki mesela Mustafa ile beni düşün; hani Mustafa’yı ilk gördüğümde ona sakar ve de şirin demiştim ve halen onu çok şirin buluyorum 4 yıldan sonra. Tıpkı test sınavında ilk düşündüğün cevabın doğru çıkması gibi bir şey bu!

 

  • Demek istediğini anlıyorum. Ayrıntılara takılmadan ilk gördüğümde ona karşı ne hissettiğimi soruyorsun…

 

  • Aynen öyle!

 

  • Kabul etmeliyim ki çok yakışıklı: Onu çok yakışıklı, kendinden emin ve en önemlisi, bakışlarını anlamlı buldum…

 

  • Peki ne hissettin?

 

  • Tam olarak bilmiyorum Naz! Onda beni ürküten bir şeyler var ve bu kesinlikle onun ukalalığı değil… Başka türlü bir şey. Şimdi adlandıramıyorum ancak ondan ürktüğümü kabul etmeliyim…

 

  • Bence bu iyi bir şey! Seni on senedir tanıyorsam ilk defa birisi için yorum yapıyorsun. Bence bu iş olacak, hiç kuşkum yok!

 

  • Belki de haklısın, ben farklıyım. Nedenini tam olarak bilmiyorum; belki de babam gibi mükemmel bir babaya sahip olmaktır ya da bunun gibi bir şey! Bu yüzden erkekleri hayatımda önemsemedim. Üniversitedeki denemelerimin sonuçlarını biliyorsun; her defasında dönüp dolanıp cinselliğe dayanmıştı her şey!

 

  • Ve ben halen bunun sakıncasını anlamış değilim Özüm! Yıllardır da anlamıyorum! Niye cinselliğe karşı bu kadar soğuksun? Tecavüz geçirdin desem geçirmedin. Nedir alıp veremediğin bu seksle ilgili?

 

  • Bana idealist diyebilirsin…

 

  • Şimdi hiç anlamıyorum! Sana ancak kız kurusu diyebilirim!

 

  • Anlaşılmayacak olan ne? Onunla bununla yatmadığım mı?

 

  • Demek istediğim hiç mi erkekleri arzulamıyorsun?

 

  • Hiç!!!

 

  • Ya kadınları????

 

  • Saçmalama Naz!

 

  • Masturbasyon yapıyor musun?

 

  • Bu ne biçim soru!

 

  • İleri gittiğimin farkındayım ancak anlamaya çalışıyorum..

 

  • Yıllardır insanların beni bu konuda anlamak için gösterdikleri çabalardan bıktım. Ben böyleyim ve beni böyle kabul edin…

 

  • Yoksa lisedeyken tecavüze mi uğradın gerçekten?

 

  • Naz artık sinirleniyorum!

 

  • Tamam, tamam! Pes ediyor ve özür diliyorum. Sınırları aştığımın farkındayım. Sadece… Neyse! Sen beni mazur gör; insan okulda Freud okuyunca sapıtıyor herhalde!!!

 

  • Bir fark, ben senin hastan değil arkadaşınım ve benden taraf olman lazım senin!

 

  • Özüm, seni sevdiğimi biliyorsun ve biliyorsun ki 5 yıldır Bakırköy Devlet’te çalışıyorum. Ne vakalarla uğraştığımı zaman zaman sana da anlatıyorum. Sadece anlamıyorum. Senin gibi modern, sosyal ve son derece sevgi ortamında yetişmiş iyi bir aile çocuğunun  firijit olmasını ben ne kitaplarda, ne de iş hayatımda gördüm!!!

 

  • Yine mi başlıyoruz!!!

 

  • Hayır ama…

 

  • Ben firijit değilim. Hiçbir zaman da olmadım. Belki de hayatımda sekse ihtiyaç duymadım olamaz mı? Ben romantik bir insanım ve benim için paylaşmak her şeyin üstünde gelir.  Gel gelelim ki Necati ile paylaşabileceğimiz pek fazla bir şey de gözükmüyor!!!

 

  • Belki de bu yüzden şimdi sekse ihtiyaç duyacaksın…

 

  • Naz! Benim de sana psikanaliz yapmamı ister misin?

 

  • Tamam, geçtiiii… Demek ki sonuç olarak sen Neco’ya ilgi duydun!

 

  • Galiba! Gözlerinde hapis oluyorum. Ve inanılmaz bir huzursuzluk duyuyorum. Bana gözlerini kaçırmadan şehvetle değil ama sevgiyle baktığını görüyorum…

 

  • Bu hiç de bizim bildiğimiz Necati tanımına uymuyor. Tecrübelerimiz der ki Necati’nin bakışları ile yatakta yaptıkları arasında birebir bir örtüşme vardır. O her seferinde, her yerde, her an sevişir.  

 

  • Naz sen ne biçim arkadaşsın? Beni soğutmaya mı çalışıyorsun…

 

  • Tabi ki hayır! Sadece gerçekleri bilmeni istiyorum.

 

  • Belki de hiç biriniz gerçek anlamda onu tanımıyorsunuzdur, hatta ailesi bile!!!

 

  • Bakıyorum da mesleğimi elimden alacaksın! Ressamlıkta para yok zaten, psikolog olursan en azından para konusunda sorun yaşamazsın! Gerçi sen zengin kızısın ya…

 

  • Naz sen ne gıcık birisin!!!

 

  • Biliyorum, biliyorum he! He! He! Bir sonraki randevu ne zaman?

 

  • Bilmiyorum açıkçası, henüz konuşmadık…

 

  • Bu sefer sen onu bir yerlere davet etsen? Bakalım senin seçimlerini beğenecek mi?

 

  • Süper fikir!
  • Telefonu sen de var mı?

 

  • Saçmalama Naz!

IV

 

           

  • Sıkılmadın değil mi?

 

  • Aksine çok eğlendim…

 

  • Gerçekten Evita müzikalini beğendin mi?

 

  • Niye şaşırdın ki!

 

  • Şey… Sadece beklemiyordum…

 

  • Daha tanışalı bir hafta oluyor ve yoksa benden beklentileriniz mi oluştu hanımefendi?

 

  • Benimle dalga geçme Neco!

 

  • Bu ismi bir yerlerden hatırlıyor gibiyim ama nereden?

 

  • Yoksa domuzcuk dememi mi tercih edersin?

 

  • Neden olmasın! Bence Neco’dan çok daha iyi, en azından beni hayvanlaştırıyor; tabiatıma uygun!!!

 

  • Peki nesini beğendin?

 

  • Teste tabi tutuluyoruz galiba! Şıkları da sayacak mısın? Ama sen sormadan ben cevaplayayım: Öncelikle müziklere bayıldım; bende Batı yakası hikayesi etkisi uyandırdı. Sonrasında oyuncular ve özellikle Cihan ünal mükemmeldi. Ben Kartal Kaan’dan hiç hazetmem ama o bile gerçekten başarılıydı. Yönetmen ise inanılmazdı: Ayrı sınıflara ait insanların tepkilerini aynı sahnede eşanlı göstermek bence dahiyane bir fikirdi. Hem sonra…

 

  • Sana inanamıyorum!!!

 

  • Niye sözümü kesiyorsun ki!  Hem sonra sembolizmden sıkça faydalanmış. Sandalye sahnesinde insanların birbirleri ile olan yarışını çok güzel vermiş.

 

  • Gerçekten inanamıyorum!!!

 

  • Ayrıca “two of a kind” olan Eva ile Bay Peron’ un bu özelliği aynı anda söyledikleri şarkılarla özellikle vurgulanmış! Eva Peron üzerindeki çelişkili gerçekler insanda şüphe uyandırıyordu. Acaba  Eva Peron bir melek mi yoksa bir şeytan mı?

 

  • Bunları farkettiğine inanamıyorum…

 

  • Nedenmiş o?

 

  • Yani Impossible Misson ve Evita pek aynı kaba sığmıyor da!

 

  • Ya bir de sana Metalci olduğumu söylersem ve eskilerden Iron Maiden hayranı olduğumu…

 

  • Pes derim sana domuzcuk…

 

  • Neyse en azından Neco’dan kurtulduk; bu da bir aşama!

 

  • Bence sana Neco çok yakışıyor…

 

  • Bana Eurosport’ta futbolcu Necati’ye Nekati dedikleri gibi Nekati dersen daha çok hoşuma gider…

 

  • Peki domuzcuk, bundan sonra sana Neco diye hitap etmeyeceğim…

 

  • Teşekkür ederim Özüm, her şey için!

 

  • Ne yaptım ki ben?!

 

  • Hayatımda ilk defa bir kadın beni kendi zevkine göre program yapıp bir yerlere davet etti ve ben bundan son derece zevk aldım. Ve bu kişi tüm gece acaba sıkılıyor muyum diye maksimum düzeyde benimle ilgilenecek kadar ince bir insandı. Ve ayrıca bu kişi son derece doğal ve inanılmaz derecede güzel bir kadın.. Bugün için bu dünyada benden daha şanslı bir erkek olamaz.

 

  • Necati

 

  • Efendim

 

  • Bütün bunları söyleyen kişi gerçekten sen misin yoksa ben rüya mı görüyorum?

 

 

Necati onu sabırsızca öptü.  Tıpkı hayatında ilk defa öpüştüğü gibi heyecanlı, nefes-nefese, süresiz ve umarsızca öptü. Öpüştüler.  Artık aralarında sen ben yoktu, sadece biz vardı. Tek vücut oldular. Karanlıkta ayırt edilemiyorlardı; biri sanki diğeri! Saatler sürdü bu ilk öpücük. Tüketmeye çalıştıkça yenileniyordu. Ayrılamadılar bir türlü. Florya sahillerine park etmiş bir araba ve içinde iki kişi sabaha kadar öpüştüler. Öpücükleri bir ömür sürdü. Bu öpücük ikisinin de ömürlerine bedeldi. Derken sabah oldu. Güneş tan vaktinde, tam vaktinde göründü. Kuşlar gözlerini açtı. Köpekler bütün gece çeteleştikten sonra yorgun düşüp uykuya dalmaya hazırlanıyordu. Balıkçılar poğça ile beraber kahvedeki ilk çaylarını yudumluyordu. Belediye otobüsleri ışıklarını yakmış 200.000 km ’lik hınca hınç trafik mücadelelerine başlıyorlardı. Geceden uykusunu alamamış İstanbul gündüzüne koşuyordu. Hayat bıraktığı yerden devam ediyordu…

 

V

 

   Öğleden sonra açık perdesinden vuran güneşle uyanmıştı Özüm. Meğerse uyuduğundan beri tamı tamına 8 saat geçmişti. ”Ne kadar çabuk!”. Uykusunu almıştı, keyfi yerindeydi. Yaz sıcağının terli gecesini üzerinden atmak üzere banyoya koştu. Yüzüne çarpan suyla beraber bir önceki gece kayalara vuran dalgaları anımsadı. Gecenin sessizliğine damgasını vuran hiç kuşkusuz dalgalardı. Aynada gözlerinin derinine baktı. Mavi gözlerini hiç bu kadar parlak görmemişti. Soğuk suyla gerilen tenine hayran kalmıştı: ne kadar duru ve pürüzsüz. Dalgalı uzun kızıl saçlarına daldırdı ellerini. Onları şekilden şekle sokuyor ve her seferinde o saç modeline uygun yeni bir bakış atıyordu aynaya. Dudak hareketleri birbirinin ardını izliyor, vücudu da bu hareketlerden feyz alarak kesik kesik dansediyordu.  Birden çılgınca soyunmaya başladı. Çıplaklık ve özgürlük! Aynadan uzaklaşıp kendini seyre daldı. Sanki ilk defa bu kadar güzeldi. Yıllardır üzerinde hemfikir oldukları güzelliğini gerçek anlamda yeni keşfediyordu. Dudağında çapkın bir gülümseme belirdi. Bu sefer utanmamıştı. Dün gece aklına geldikçe teninin pembeleştiğini hissediyordu, özellikle de boyunu ile göğsünün kesiştiği noktanın daha fazla... “Morarmış!” diye haykırdı. Zevkle parmaklarıyla noktayı belirledi. Ama dokunmadı. Dalgın bir şekilde, uzun uzadıya seyretti o noktayı ta ki kulakları da aynı rengi alıncaya değin.  Çılgınca küvetin içine sıçradı banyo perdelerini önemsemeden, suyu açtı. “Ona aşık mıyım ben gerçekten şimdi?”. ”O da  bana aşık mı?”.

 

 
Toplam blog
: 631
: 293
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..