- Kategori
- TV Programları
İZ TV

Sen yatağında mışıl mışıl uyurken, Coşkun Aral binbir belanın içinden geçiyor. Sırf insanlar gerçekleri öğrenebilsin diye.
Hani klasik bir geyik vardır; sen de bilrsin muhakkak güzel okuyucum. Kime uzatsan mikrofonu " Belgesel izliyorum." der de... Nedense belgesel programları, izlenme oranları ve izlenme süreleri bakımından ilk 100'e bile giremez; rayting listelerinde!... Çünkü; Mikrofon karşısında " Belgesel izliyorum." diye kasım kasım kasılanlar, dört duvar arasında, kendiyle, televizyonuyla başbaşa kaldığında; ya magazin ya evlilik programı; ya futbol programı ya Yetenek Sizsiniz'i ya da Muhteşem Yüzyıl'ı izliyordur muhakkak!...
Belgeseller genellikle maliyeti yüksek, çekim süreleri de uzun olan programlar... Can damarı rayting, hayat suyu prime time'da ses getiren programlar olan özel tv kanalları; tutup tutmayacağı belli olmayan, uzun süreli ve maliyeti yüksek bir belgesel çekmektense; en kısa yoldan yerli dizilere, evlilik programlarına atıyor kapağı.
Ee, sosyal sorumluluk kaygısı taşımayan sorumsuz yayıncılık anlayışlarını, RTÜK'ün ceza niyetine belgesel yayınlatan anlaşılmaz yayıncılık felsefesini, ülkede sadece TRT'nin yıllardır ve istikrarla kaliteli belgeseller yapan ve yayınlayan kurum olduğunu üst üste koyarsanız; Türkiye'de Belgesel Televizyonculuğu'nun nasıl bir haksızlığa uğradığını, içine düştüğü içler acısı durumu siz de hiç zorlanmadan kendi gözlerinizle görürsünüz.
İZ TV'yi önceleri, uydudan yayın yaptığı dönemlerde, şöyle bir izlemiştim. Ve ne yalan söyliyim; ne kadar kaliteli yayınlar yaptığını o dönemde farkedememiştim; maaalesef! Bu da benim eşekliğim! diyelim. Ya da Digiturk ailesine katıldıktan sonra, Digitürk'ün de katkılarıyla kanalın toplam kalitesi yükseltilmişti. İşin orasını ben de çok iyi bimiyorum doğrusu.
Günlerden bir gün, Evde öylesine oyalandığım bir pazar günü, Digiturk kanallarında öylesine gezinirken takıldı gözüm; İZ TV'nin bir programına. Takılış o takılış... Şimdilerde her pazar ve tv'de izleyecek bir şeyler bulamadığım her anımda İZ TV izlerken buluyorum kendimi.Hem de gözümü bir saniye bile ekrandan ayırmamacasına.
Kimler yok ki İZ TV'de... Freelance gazeteciliğin duayeni Coşkun Aral, AKUT'un kurucusu Nasuh Mahruki, profesyonel fotorafçılığı tartışılmaz Wilko Van Herpen, Sanat Tarihi'ne olan hakimiyeti, gurmeliği ve uçsuz bucaksız Dünya kültürleri ve coğrafya bilgisiyle Ayhan Sicimoğlu, Türkiye'nin en iyi biyologlarından Rıfat Çığ, doyumsuz sohbetleri, neredeyse koy koy anlattığı denizleriyle Aydın Boysan ve de ayak basmadık dağ bayır, çayır çimen bırakmayan doğa emekçisi İsmail Şahinbaş...
Bir gün, Türkiye'deki boz ayıların sorunlarını, bir gün, sadece Kıbrıs'ta bulunan Kıbrıs Lale'sini izliyorum. Bir gün, eşsiz deniz manzaralarına dalıp gidiyorum; bir gün, doyumsuz Anadolu topraklarına... Bir gün, önümden geçen insan yüzlerine değiyor dalgın gözlerim; bir gün, eşsiz bir ana kilitleniveriyorum. Bir gün, hızla azalan ormanlarına ülkemin yanıyor içim; diğer bir gün, hızla tükenen su kaynaklarımıza isyan ediyor yüreğim.
Lafı daha fazla uzatmadan şunu idda ediyorum sana güzel okuyucum:
Senin de içinde azıcık doğa sevgisi varsa, sen de hayvanları kendi yaşam ortakların olarak görüyorsan, ülkende ve Dünya'da geri dönmemek üzere bizlerle vedalaşmak zorunda kalan doğal güzellikler, ma aile gösterilen ilgisizlik yüzünden yaşanan doğal hayat ve çevre sorunları, kirlenen denizler, göller, nehirler, yok olan hayvan türleri azıcık senin de vicdanını sızlatıyorsa eğer...
Emin ol ki, sen de tıpkı benim gibi gözlerini İZ TV'den bir saniye bile ayıramayacaksın. Ben sana bildiğimi, gördüğümü söyleyeyim de... Gerisi sana kalmış güzel arkadaşım.
Not: Yazıda kullanılan görsel www.gundemgazetesi.net adresinden alınmıştır.