- Kategori
- Ben Bildiriyorum
İzmir'den bildiriyorum!...

Hey gözünü sevdiğimin İzmir’i!...
Şimdi bu laftan sonra yemin etsem de ki asla yemin etmem, nefret ederim de, lafın gelişi işte, İzmirliyim diye taraf tuttuğumu düşünürsünüz…
Ne kızlarının güzelliğinden kendime pay çıkarmışlığım vardır, doğma büyüme İzmir’liyimdir, ne gavur denilmesinden öykünmüşlüğüm vardır…
Hatta, havasına, kızına güven olmaz derler de, biraz da haklılar belki diye de düşünmüşlüğüm vardır hani zaman zaman…
Demem o ki herhangi bir ile bir paye biçilmesini, ya da lakap takılmasını sevmem…
Ama… Hey gidi İzmir’im hey!...
Referandumda göstermiş yine kendini!...
Hoş, neye yaradı diyeceksiniz ki kim bilir bazıları da evetlenmesi gerektiğini düşünür…
Bana göre hayırlanması gerekiyordu, o yüzdendir ki hey gidinin efesi tarzı naralarım var!...
On beş dakika önce, yıkılıyordu İzmir!...
Tencere, tava sesleri…
Islıklar…
Yanıp sönen ışıklar!...
Türkiye bütündür, parçalanamaz!... Haykırışları, şah damarları çatlarcasına!...
İzmir’im hey!...
Arkadaşlar, biliyorum, her birinizin ilinde… Kasabasında, köyünde… Vardır mutlaka benzer karşı koyuşlar… Yakarışlar…
Bakmayın bana, yaşadığımdandır, gözlemlediğimdendir İzmir’i yazışım!...
Kim bilir nerelerde, çalınmasa da tavalar, tencereler… Kim bilir, kimlerin ne çeşit protestoları var…
Salt protesto da değil elbet, amaç…
Yanan bunca can!... Kim sanabilir ki, canımız yanmaz, evladımız, kardeşimiz, babamız olmasalarda…
Var mı ki mümkünü arkadaşlar?
İstiklal Marşı’nı söylemenin tam da zamanıdır bu an!...
KORKMA SÖNMEZ BU ŞAFAKLARDA YÜZEN AL SANCAK….
Haydi… Hep beraber arkadaşlar… Haykırarak!...
Gülgün Karaoğlu
Ekim, 22/07