İzmir'in İrfan'ı / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '13

 
Kategori
Güncel
 

İzmir'in İrfan'ı

İzmir'in İrfan'ı
 

Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ


"…İzmir’in farklı bir dindarlığı var. İzmir'in bu dindarlığının biraz irfan geleneğine ihtiyacı var. Öyle olduğu için bu tesadüf değil, çok güzel bir tevafuk. Bir tasavvuf profesörünün, irfan geleneğinden gelmiş, onu hayatında özümsemiş bir arkadaşımızın İzmir’e atanması tesadüf değildir… "

Kim mi söylüyor bunları? Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez. Nerede söylüyor? İzmir Müftülüğü’ne atanan Ramazan Muslu’nun göreve başlaması nedeniyle yapılan toplantıda söylüyor. İslam inancına hiç uyuşmayan, daha çok katolik inancında görülen bir şekilde, birinin hatta tüm bir kentin inanç düzeyi ile ilgili kendince yorum yapıyor.  

İrfan nedir?

1. Bilme, anlama, biliş, anlayış.

2. Gerçeği anlama hususunda güçlü seziş yeteneği, görgü ve sezişten gelen ruh uyanıklığı.

3. Kültür.

4. (tasavvuf) Allah’ın gizli sırlarına ve eşyanın hakikatine tefekkür, keşif ve ilham yoluyla vakıf olma, tevhit ilmini zevk edinme.

(Misalli Büyük Türkçe Sözlük, Kubbealtı Lügati, İstanbul, 2010)

Sayın Diyanet İşleri Başkanı’nın İzmirlilerde eksik bulduğu ‘irfan’ yukarıdakilerden hangisi acaba? İzmirlilerin ilk üç anlamda irfanının diğer illerimize göre az olduğunu iddia etmek pek olasılı görünmüyor. İzmirliler ne kadar irfanlı olduklarını son dört-beş seçimde gösteriyorlar zaten. Öyleyse irfanımızda ki eksiklik büyük bir ihtimalle yukarıdaki dördüncü anlamda olsa gerek. Fakat bu konuda da çok emin değilim, çünkü Diyanet İşleri Başkanının da çok iyi bildiği bir söz vardır:

“İmanın kimde olduğu, kimin Allah’ın hayırlı ve cennetlik kulu olduğu bilinemez.”

Diyanet İşleri Başkanı’nın ve diğer din görevlilerinin kıyafetleri

En son yeni Papa'nın göreve başlama törenlerinde kendilerince çeşitli derecelerdeki din adamlarının rengarenk kıyafetleri gördüğümde 'bunların Hz. İsa'nın tebliğ ettiği Hak dinle ne ilgisi var' diye düşünmüştüm. Sonra son zamanlarda bizim din adamlarımızın da değişik kıyafetler giymeye başladığı dikkatimi çekti.  Uzun süredir aklımı kurcalayan bir soruyu Sayın Başkan’a sormak istiyorum: Başta Başkan olmak üzere, din görevlilerin giydikleri kıyafetlerin dünyevi bir anlamı, hiyerarşik bir göstergesi veya dini bir anlamı var mıdır? Her din görevlisi istediği kıyafeti giyebilir mi? Sizin giydiğiniz kıyafet nasıl bir  geleneğin ürünüdür?

Bu soruya diyanet.gov.tr’den yanıt aradım. Başkanlığın 28.11.2007 tarihli ve “İdari işlemler” konulu iç genelgenin, ‘Kılık ve kıyafet’ başlıklı dördüncü maddesi aynen şöyle:

MADDE 4 - (1) Her sınıf ve derecedeki personelin kılık ve kıyafeti; “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik”te belirtilen esaslara ve Başbakanlıkça bu konuda yayımlanan genelgelere uygun olacaktır.

Sayın Mehmet GÖRMEZ’in Başkanlığın resmi sitesinde kullandığı resimde giydiği kıyafet bir tesadüf müdür? Yoksa tevafuk mudur?

Tevafuk nedir?

Başkan tarafından, yeni İzmir Müftüsünün atanması için, tesadüf değil  ‘tevafuk’tur nitelendirmesi yapması boşuna değil elbette.

Tevafuk, iki şeyin birbirine uygun ve denk gelmesi, tesadüfe verilme ihtimali olmayan ve arkasında İlâhî bir kasıt ve iradenin varlığı hissedilen denk gelmelere tevafuk denir. Ayrıca,  muvafık olmak, münasip düşerek cereyan etmek, bir İlâhî maksat, bir İlâhî hikmet için cereyan etmiş olmak anlamlarına da gelir.

Sayın Başkan konuşmasında, kendi imzalayıp yaptığı sıradan bir atamaya ‘tevafuk’ anlamı yüklüyor. Herhalde ‘denk geldi’ demek istemiştir. Yoksa bu atamanın hâşâ, ‘İlâhî bir maksat ve İlâhî bir hikmet’ vasıtasıyla olduğunu kastediyorsa, durum çok vahim demektir ki, bu bir irfan sorunudur.

Atatürk ve İzmir:

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün İzmir ve İzmirliler hakkındaki düşüncelerinden bazıları:

İzmir, kırk yüzyıllık bir ata yurdudur. İzmir, bu kadar derin bir tarihe sahip olmakla beraber coğrafî durumu sebebiyle ekonomik ve siyasî çok büyük bir öneme sahiptir. İşte bunun içindir ki, Türkiye’yi mahvetmek isteyen düşmanların, her şeyden evvel gözleri bu tarihî, bu önemli beldeye döner. Nitekim düşmanlarımız en evvel burasını işgal etmişler, ondan sonra daha doğuya ilerlemişlerdir. İzmir’in işgali, bütün milletin kalbinde derin bir yara oluşturmuştur. Herkes İzmir için feryat ediyordu. İzmir, halkın elemlerini, feryatlarını, kararlılık ve imanını ifade etmek için bir parola olmuştu. Çeşitli görüş noktalarından çok değerli olan İzmir, elbette düşmanların elinde bırakılamazdı ve nitekim bırakılmadı. 1923 (Atatürk’ün S.D.II, s.84)

Ben, bütün İzmir’i ve bütün İzmirlileri severim. Güzel İzmir’in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim. Yalnız bir tesadüf, beni Karşıyaka’ya daha fazla bağlamıştır. Karşıyakalılar, annem sizin bağrınızda, sizin topraklarınızda yatıyor. Karşıyakalılar, İzmir’i gördüğüm gün evvelâ Karşıyaka’yı ve orada da sizin Türk topraklarınızda yatan annemin mezarını gördüm! 1925 (Atatürk’ün S.D.II, s.227)

Bütün cihan işitsin ki efendiler, artık İzmir hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı kutsal bir topraktır! 1925 (Atatürk’ün S.D.II, s.227)

İzmir içlerine niye dert oluyor anladınız mı?

İZMİR, 27 Mart 2013

Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti

Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.

not: Kullanılan görsel www.diyanet.gov.tr 'den alınmıştır.

 
Toplam blog
: 159
: 1303
Kayıt tarihi
: 19.06.12
 
 

1963 yılında Balıkesir'in şirin ilçesi Erdek'te doğdum. Yüksek lisans eğitimimi Dokuz Eylül Ünive..