- Kategori
- Blog
İzne tabi olmadan Blog’a girmek, dolaşmak, yazmak....

Yasak bölge, askeri bir terim olarak bilinir. İzinsiz girilemez. Etrafı telörgülerle çevrilidir. O bölgeye girmek isteyenler, girmeye teşebbüs edenler, suçlu sayılır. Onun için o bölgelerden uzak durulur.
Askeri bölgeler dışında da yasak gölgelere vardır. Oralarda “izinsiz” sözü kullanılır:
İzinsiz inşaata girilmez!
Bu da bir yasaktır. İzin alırsan girersin, seni gezdirirler. İzinsiz girersen, kovalarlar, yakalarsalar, döverler.
Milliyet Blog, büyük bir aile. Aile, yazım bakımından kategorilere ayrılmış. İsteyen kendine bir kategori seçiyor, oranın yazarı oluyor. Bazen de öbür kategorileri girmek, oralarda dolaşmak, oraların havasını koklamak istiyor.
Ben de “Güncel”den “Blog”a üç yazıyla girdim. Fikir beyan ettim. Görüşlerimi ifade ettim. Yorum yazanlardan tepkiler, oraya izinsiz girdiğimi gösterdi.
Blog’a izinle girilir, izinsiz girilmez gibi bir algılama oluşturdu.
Blog kategorisi imtiyazlı gibi. Belki de bendeki kuruntu. Fakat, Blog’da dolaşmak, fikir beyan etmek, hareket ve bereket sağlayacak gibi.
Blog’u sevdim.
Hareketin, bereketin ve tepkinin olduğu yerde kavga da vardır. Kavga edenler etsin. Kavgada seyirci olmakta doğru değil. Ya oradan uzaklaşacaksın veya kavgayı önlemek için çaba göstereceksin.
En doğrusu, kavgalı alanlarda dolaşmamak, açık havada, kırlarda, sahillerde hava almak. Yazmak, içinden geldiği gibi, söylenenleri duymazlıktan gelmek, normal karşılamak. Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşırmış.