​ Japon konuklarımla bir gün geçirdik... / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '08

 
Kategori
İlişkiler
 

Japon konuklarımla bir gün geçirdik...

Japon konuklarımla bir gün geçirdik...
 

İki gün önce ablamın görev yaptığı üniversitedeki bir öğrencisi ve onun dört arkadaşını evimde misafir ettim. Normal koşullarda öyle yoğun çalışıyoruz ve evin düzenini sağlamakta zorlanıyoruz ki, açıkcası misafir kabul etmekten korkabiliyorum. Ama hem kilometrelerce uzaktan gelen insanlara konukseverlik yapmak, hem de ablamı memnun edebilmek için mutlulukla öğrencileri evime davet edebileceğimi ablama söyledim. Daha önce de başka öğrencileri kabul etmiştik, genelde kaprissiz ve uyumlu kişiler olduklarını görmüştüm, ama yine de rahat etmelerini ve hoş zaman geçirmelerini sağlamak için özen gerekiyordu.

Birkaç gün önce de izin alıp kalabilecekleri ortamı hazırladım ve aile ortamında farklı bir akşam yemeği yiyebilmeleri için eşimin ablasına yemek hazırlamasını rica ettim.

Yabancı dili çok akıcı konuşamasam da, gençlerin de İngilizceleri benimkinden pek farklı değil di, bu yüzden anlaşmamız kolay oldu. Ablamın öğrencisi zaten Türkçe bölümünden olduğu için onunla daha da rahat anlaşabildik.

İlk kez bir araya gelen kişilerdik, ama bizlerin genel misafirperver hali, onların da kibar ve doğal halleri ile bir ara da olunca kaynaşabilmemiz kolay oldu. Yemek hazırlığı yapılırken katılmak istediler, kızlar hamur kızartma ve köfte yaparken yardım ettiler, erkekler de sofrayı hazırlarken malzemeleri getirdiler. Günümüz genç kızlarının kendi evlerinde bile ev işlerine yardım etme isteksizliğini düşününce bu gençlerin böylesine yabancı ortamda katılımcı olmaları çok hoşuma gitti. Belki de hep sakin ve zarif olmaya çalıştıklarından bilemiyorum ama ellerine iş çok da yakışıyordu. Kendi ev yaşantılarında da yerde oturmayı çok sevdikleri için, onlara yer sofrası hazırladık ve büyük bir aile olarak yemeğimizi yedik. Özellikle ablamın eşi başta olarak, tanıdığım Japonlar bizim yemeklerimizi az miktarda ve seçici yerlerdi. Ama bu gençler itirazsız ve zevkle her şeyden yediler. Açıkçası yemek yemeyi seven misafir ağırlamak daha büyük zevk veriyor insana.

Seyahat programlarına göre turistik ve tarihi mekanları kendileri gezecekleri için ben de yanlızca bulunduğumuz çevrede gezdirdim. Birlikte pide almaya gittik, Japonya’da ekmek fırınına gidip ekmek alma alışkanlığı olmadığı için, onlar için değişik bir tecrübe oldu. Özellikle de pidecinin bir pideyi hediye vermesi de hoş oldu. Çocukluğumuzun hoş anılarından olan macun, gençlerin de çok hoşuna gitti. Onların dilince tatlı anlamına gelen ‘oişi’ diye diye yaladılar macunları. Ertesi gün kahvaltı da, sıcacık simitler ve tatlı lokma aldım onlara. Kahvaltı sofrasını hazırlarken hepsi yardımcı olmak istedi. Kimi masayı hazırladı, kimi domates ve salatalık doğradı. Normal de kahvaltı da özel bir çorba içebilen, pirinç yiyen ve hatta balık tüketen bir toplumun gençler mutlu mutlu bizim kahvaltı soframıza oturdular. Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer denir, ama yine de hazırladığım her şey için teşekkür edip, keyifle yemeleri mutlu etti beni. Özellikle simit ilginç geldi onlara, simit’in arasına peynir ve domates koyarak yemeye de bayıldılar. Lokma çok tatlı gelse de hoşlarına gitti. Demleme çay da çok ilginç geldi onlara, diğer bitki çaylarını da hazırladım, nane, limon ve ıhlamur da içtiler.

Gidecekleri zaman bağlı oldukları seyahat ajentası ile konuşmam gerekti, konuştuğum kişilerin tarzlarında tuhaflık hissettim. Bana bu öğrencileri neden kabul ettiğimi sordular, anladığım kadarıyla her şey o kadar ticari olmuş ki, herhangi birinin yalnızca konuk etmek adına birileri ile ilgilenmesi çok inandırıcı gelmiyor bu insanlara. Öğrencileri yollayana kadar birkaç kez daha bu kişileri yalnızca konukseverlik ve dostluk adına ağırladığımı ifade etmek durumunda da kaldım.

Yola çıkmalarından önce değişik pideler , lahmacun ve limonatalı bir sofra ile de ikramımızı yaptık. Pideye bayıldılar, kırıntı bırakmadıklarını, bunu özellikle de yiyeceklere olan saygılarından yaptıklarını söylemek istiyorum.

Gitmeden önce ben her birine nazarlıklı anahtarlıkları hediye ettim, onlarda bana bir kart hazırlamışlar. Beşinin de ayrı ayrı yazıları var, içlerinden geldiği gibi yazmışlar ve teşekkür etmişler. Özellikle Yasemin’in ki Türkçe yazdığı için de çok anlamlı idi benim için. Gerçek bir aile ortamını gördükleri için mutlu olduğunu yazmış ve ‘Bilmez Japonca 5 insan yatırdınız..’ demiş.

Telaşlı ve heyecanlı bir gün olsa da, katılan herkesin candan, mütevazi ve katılımcı olması ile nasıl geçtiğini anlamadığımız güzel bir gün olarak kaldı içimiz de. Böyle gençler gelecekse yine bir çok konukla ilgilenmek mutlu edecek beni.

Yeni bir haftanın başlangıcında, sağlık ve mutluluk dolu günlerin bizlerle olmasını diliyorum, sevgilerimle

 
Toplam blog
: 196
: 6404
Kayıt tarihi
: 30.03.07
 
 

Uzman doktorum, kendimi bildim bileli çalışıyorum. Kendi adıma  yaşamdan beklentim, huzurlu ve ko..