- Kategori
- Gündelik Yaşam
Japonya'da yaşayan en eski Türk ailenin günlük hayatı..

Merhaba arkadaşlar, geç kalınmış olsa da blog açmayı başarmış durumdayım :)
Japonya'da yaşadığım ilk günden şu güne kadar neler yaşamışım?
Neler görmüşüm? Nelerle karşılaşmışım? Ömrümün yarısını geçirdiğim Osaka...
Eşim aşçılıkla uğraşıyor. İstanbul'da çeşit çeşit, otellerde, restaurantlarda, lokantalarda, tablot lokantalarında çalışıyordu. Evimiz kira ve yeni evlenmiştik..
Bir tane oğlumuz oldu.. 2 sene kirada kaldıktan sonra babam kendi binasında bir daire yapıp bizi içine koydu. Gül gibi geçinip giderken bir yandanda eşim yurt dışı işlerine bakıyordu.. Almanya, Fransa, Belçika diyip durdu. Ben kabul etmiyordum.
Çünkü çocuk küçüktü tek başıma nasıl bakabilirdim? Ve oğlumun toza allerjisi vardı.
Hava veriyordum evde. Adam yurtdışına çıkarsa sigorta da kesilecekti?
Öyle böyle 2 sene kaldık baba evinde.. Bir gün geldi ve bana Japonya'ya gidiyorum dedi!! Ben bakakaldım... nereye dedin???
Japonya neresi? Dünyanın neresinde?
20 sene önce bilinmeyen bir ülkeydi bizim memlekette.. Kavgalar, döğüşler, bağırmalar, çağırmalar.. Öyle böyle bir kaç ay geçti..Ve kağıtlarını yapmış bana hissettirmeden :)
ve O gün geldi çattı! Bu pasaportum, bu vizem, bu uçak biletim diye koydu önüme...
Yıl 2000-5-8 idi...
Öyle böyle kırgın ayrıldık.. Konuşmadım bir süre, cevap vermedim telefonlarına.. Çünkü 2 yaşında bir çocukla bırakıp gitmişti bizi istanbul'da.. Sonra sonra konuşmalara, özlemelere, mektuplaşmalara başladık :)) 1 sene kalacaksın o zaman. 1 sene sonra ev parasını biriktirip geleceksin geri söz mü dedim?? Söz dedi!
Yaz geldi, kış geçti, yaz geldi, kış geliyor ama adam geri gelmiyor....... Ev parasını da biriktirdin neden gelmiyorsun demelere başladım ben... O da maaşım çok iyi, yerim iyi, biraz daha biriktiriceğim dedi.. 1,5 seneyi geçiyordu ama adam geri gelmeyi istemiyordu hiç..
Ya gelirsin ya da bizide yanına alırsın demelere başladım.. Aslında onu geri getirmekdi niyetim belki cayardı da tamam geliyorum artık derdi bana..
Bu arada bende böbrek hastasıyım. 2. çocuk yasaktı bana ve ömür boyu kontrol altında kalmam gerekliydi.. Eşim aradı bir gün beni ve bana röntgen filmlerimi, raporlarımı postayla göndermemi istedi. Oradaki nefroloji doktoruna göstermek için.. Gönderdim orda bir doktora göstermişler. Doktor'da hasta burada olmadan birşey yapamayız demiş. Ve biz sıfırdan araştırıp kontrol etmek istiyoruz demişler... Eşim beni aradı. Pasaportları çıkart sizi buraya getireceğim dedi.. Ben şoklardayım.. Adam geldi gelecek derken biz gidiyoruz Japonya'ya??? Baktım çaresi yok... Ya kocasız yıllar geçireceğim, çocuk da babasız..
Ya da koca'nın yanına tıpış tıpış gidecektim..
Eşimin dayısı yeni evlendiğinde Kuveyt'e gitmiş. 30 yıldır orda hala.. Eşi ve iki kızı istanbul'da. Onlar gözümün önüne geldi ve o hırsla doğruca karakolun yolunu tuttum :)) Gittim çıkarttım pasaportları oğlanla benimkini.. Eşim de izine geldi. O arada da kız kardeşimin düğünü olacaktı.. Hem tatile hem'de düğüne gelmiş oldu.. Düğünü'de yaptık çok şükür.. Biz de düğünden bir hafta sonra bütün eşyaların üzerini örtük, kap kaçakları koliledik, kapıya kiliti vurduk ve Atatürk havaalanına doğru yola çıktık.. Ama bende nasıl bir heyecan! Nasıl bir korku! Nasıl bir tedirginlik! neden mi?? Japonları hiç tanımıyorum. Yamyam mi?:) adam mı yer? Bir japon korkusu sardı bende saçmaca :))
İşte bindik gidiyoruz..11 saat sürüyormuş uçak. İstanbul'dan Osaka'ya kadar..
Bu resimde Osaka'nın Kansai havaalanı. Aşağı bir baktım ilk gördüğüm şey bu manzara oldu.. Elim ayağım titredi. İlk kez uçağa binmişim..ilk kez uçak iniyor.. ilk kez yurtdışına çıkmıştım.. Karma karışık duygular içindeyim.. Ne yapacağımı şaşırmış vaziyette uçak indi.. Çıkıyoruz kapıdan.. Pasaport kontrolünden geçeceğiz ama bize bir sürü şey yazmamız gereken bir kâğıt verdiler.. Japonca yazıyor!! Altında da İngilizce...
Ne anlarım Japonca'dan, ne anlarım İngilizce'den :))
Yardım alarak bir saati buldu 3 kişiyiz ya ancak :)))
Neyse geçtik gümrükten. Etraf metaller, çelikler, şatafatlı mağazalar, ışıklı, pırıltılı dükkanlar.. Ağzım açık etrafa bakarak valizleri aldık.. Çıkış kapısından çıkıyoruz..
Kocaman, şatafatlı havaalanında arka kapıdan çıkarmış gibi küçücük basit bir yan kapıdan çıktık.. Bizim Atatürk hava alanındaki gibi ana kapı yok ki kocamannnnn.
Önünde 100 lerce insan topluluğu yok :)) Neyse çıktık kapıdan. 3-5 kişi bekliyor tanıdıklarını.. Bizi de eşimin patronu arabasıyla almaya gelmiş sağolsun.. Tanıştık selamlaştık, eşyaları yükledik arabaya gidiyoruz..
Nereye mi??? Yeni hayatıma....