- Kategori
- İnançlar
Kader - Bölüm -2
Allah, yaratıp var ettiği bu doğal hayat içindeki her şeyin oluşmasını doğal akıl yada şuur denilen, doğanın (evrenin genel oluşumunu sağladığı ruhla) ruhuyla oluşturup sağladığından olacak ki, herşeyde bir uyum, bir ahenk, bir ölçü mevcut olduğu gibi aynı zamanda da herşey birbirinin devamına yönelik tamamlayıcısı olan karşıtlardan (birbirinin zıtlarından) oluşturulmuştur.
Oluşturulan bu doğal hayatın kıyamete kadar devam edip sürdürülmesine yönelik, her türlü oluşumun tedbirlerini ilahi kader (projesi) hükmünce, evvelde kayıt altına alan Allah, kullarının zaman zaman (bu evvelde oluşturduğu projeden) gösterdikleri (akıllarının nefse yönelmesinden dolayı) sapmalarına karşı onları, yaşadıkları zaman ve mekan içinde halden hale sokarak olgunlaşmaları yönünde terbiye eder.
Çünkü insanların yada tüm varlıkların her türlü oluşumlarını sağlayan içlerinde taşıdıkları ruh denilen ışıksal hayat enerjisi, aynı zamanda tüm doğal hayatın da oluşumunu sağlayan enerjiyle aynı olması evren içindeki bütün oluşumları birbiriyle komplike yapmaktadır.
Dolayısıyla Tanrı’nın oluşturduğu bu dönüşken ve değişken ışıksal enerji, atmosferde oluşturduğu enerji yüküne bağlı kainattaki her varlığa her an her hali yaşatabilecek güç ve kuvvettedir.
Onun için insanı da bu varlıklar içinde düşündüğümüzde, onun da nerde ne zaman dönüşüp değişerek hangi hali yaşayacağı önceden bilinemeyeceğinden, nerde, ne zaman ne yapacağı, önceden bilinemeyen insanoğluna da bu dünya yaşantısındaki dönüşüm ve değişkenliğinden dolayı pek fazla güven olmaz.
Dış ve iç yapısı her an içinde taşıdığı ışıksal hayat enerjisinin dönüşümüyle tüm uzuvları değişikliğe uğrayabilen bir varlığın sizce kaderi sabit olabilir mi? Hayır dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Bir insanın dönüşüm ve değişkenliğini: Yaratılış özellikleri olan; huyuna, mizacına, zamanla oluşan karakterine, iç ve dış duyu ve his organlarına, akli ve ilmi yeteneklerine ve ayrıca tüm uzuvlarının bu değişikliğe etkisi olacağından, onu çevreleyen o günkü tüm varlıkların enerjileri onun dönüşüm ve değişikliğine sebep olacakların yanı sıra bir de tüm evrenin dönüştürülüp değiştirilmesini sağlayan doğanın ruhu denilen ışıksal hayat enerjileri var.
Demek ki, insanoğlunun her türlü dönüşüm değişkenliği, genel hayatı oluşturan tüm ışıksal enerjilerin birbirini tetiklemesiyle atmosferde oluşturdukları sürekli dönüşüm ve değişkenliğe bağlı olarak doğal hayat içinde oluşturacakları her türlü dönüşüm ve değişkenliklere açık olmasındandır.
İnsanlar, cüzi akıl ve iradeleri ile yukarıdaki doğal hayatın akışına uygun oluşturacakları kendi küçük hayat hikayelerini, ilahi ilimden kazanıp elde edebildikleri cüzi ilimleri oranında geliştirip olgunlaştırırlar.
Kazandıkları olgunluklara bağlı olarak oluşturacakları yetenekleri ve becerileri ölçüsündeki bir hayatı da yaşarlar. Bunu basit bir örnekle açıklamak istiyorum.
Yaratılarak oluşturulan doğadaki herşeyin zaman içindeki oluşup gelişmesine ait oluşumun genel kuralı. Dıştan, enerjik bir müdahaleyle (yaratanın “ol” demesiyle) başlayan varlıkların oluşum süreci, varlığın iç enerjisinin harekete geçmesiyle birlikte oluşmaya başlar.
İçten dışa doğru açılım gösteren varlığın gelişip olgunlaşmasına yönelik oluşum süreci, (yaratılanın, yaratanın “ol” emrine uygun, ruh denilen ışıksal enerjiyle içsel oluşturup geliştirdiği, oluşumuna yönelik oluşum iletişimiyle oluşup, gelişip, büyüyerek hayatının tüm evrelerini bu şekilde yaşar.) varlığın kendisine özgü (ilahi kader projesi çerçevesinde, fıtratı gereği) bünyesinde (iki karşıt varlıktan) oluşturup geliştirdiği içsel enerji oranında oluşan yeni varlık, gelişip büyüyerek olgunlaşırlar.
Oluşturabildikleri olgunlaşmanın ardından, zamanla buruşup bozulan (dış kabuk yada beden denilen) fiziksel varlık içinden dönüşüp değişerek çıkan bu ışıksal enerji, tekamül yolundaki ilerleyişte, terbiyesine devam edilmek üzere gelişip olgunlaşması yönündeki hal değişikliklerini gideceği diğer alemlerde de yaşamak üzere bu alemdeki hayattan çekilir.
Demek ki doğada, yaratanla yaratılan arasında, (evren içindeki) genel oluşumu (doğal hayatı) sağlamaya yönelik ilahi kader hükmünce evvelde oluşturulmuş olan bu, doğal hayatın akışını ve düzenini sağlayan, ruh denilen ışıksal (Hayat enerjisini kısacası; birbirinin karşıtı iki ayrı oluşumun, birbiriyle uygun bir ortamda kafa kafaya çarpışmaları sonucunda çıkardıkları ışıksal enerjinin oluşturduğu varlıktaki sıkıştırılmış hali diyebiliriz.) enerjiyle oluşturulmuş doğal bir iletişim mevcuttur.
Yaratan, yarattığı herşeyin oluşumunu bu ışıksal enerjinin oluşturduğu karşılıklı iletişimle sağlamaktadır. Tüm bu oluşumlar içerisinde oluşacak olan kaderlerimizi, sizlere daha kolay anlatıp tarif edebilmem için aşağıda vereceğim şu örneğe dikkatinizi çekmek istiyorum. Gölet halindeki durgun bir suya atılan taşın, su yüzeyinde içten dışa doğru, gittikçe büyüyüp genişleyerek su yüzeyini kaplayan, halka halka dalgaların oluştuğunu bilmeyenimiz yoktur.
Kader denilen olayda da tam bu sudaki oluşumun tersi bir oluşum evrende (doğal hayat içinde) oluşmaktadır. Şöyle ki, doğadaki tüm enerjik oluşumlar kaynağını bir yerden (Allah’tan) alırlar. (Biğ _Bang’denilen karanlıkta patlayan ışıktan da denilebilir.
Karanlıkta oluşan ışık patlamasıyla oluşan doğadaki karşıt (zıt) oluşumların ilk aşamasının burada oluşturulduğuna da, bu bir işarettir.) Onun için bu ışıksal enerji, her varlığa nükseder. Oluşan her varlığı zerresine kadar kuşatıp kapsar. Yaşadığımız doğal hayat içindeki her türlü varlığın oluşmasını, oluşan varlıkların doğal hayat içindeki dönüşüm ve değişkenliklerini sağlar.
Bu özelliğinden dolayı da kainatta yaratılıp var edilmiş olan, tüm varlıklara her hali yaşatır.
Genel hayatın içindeki cereyan eden her türlü enerjik çalkantılar, doğal hayat içinde yaşayıp var olan bizleri, ister istemez oluşturduğu doğal iletişim etkisinden dolayı tesiri altına alır.
Doğal hayat içinde oluşan değişik enerjiler, doğal hayatın akışını her an değiştirebilecekleri gibi. Doğal hayatın içerisinde, bizler onun birer zerresi de olsak, doğal hayatın akışına paralel bizler onun birer parçası olmamızdan dolayı bizler istesek de istemesek de yine oluşan bu enerji akımlarından nasibimizce etkileniriz.
Bu etkilenme bizim doğa ile kader birliği yapmamızı da sağlar.
Çünkü doğa ile iç içe yaşamaktayız. Bu iç içelikten dolayı da doğadaki her türlü enerjik çalkantılar her an kaderimizi yeniden değiştirerek oluşturmaktadır.
Sevgi ve saygılarımla arz ederim.
Cahit KARAÇ
Oluşturulan bu doğal hayatın kıyamete kadar devam edip sürdürülmesine yönelik, her türlü oluşumun tedbirlerini ilahi kader (projesi) hükmünce, evvelde kayıt altına alan Allah, kullarının zaman zaman (bu evvelde oluşturduğu projeden) gösterdikleri (akıllarının nefse yönelmesinden dolayı) sapmalarına karşı onları, yaşadıkları zaman ve mekan içinde halden hale sokarak olgunlaşmaları yönünde terbiye eder.
Çünkü insanların yada tüm varlıkların her türlü oluşumlarını sağlayan içlerinde taşıdıkları ruh denilen ışıksal hayat enerjisi, aynı zamanda tüm doğal hayatın da oluşumunu sağlayan enerjiyle aynı olması evren içindeki bütün oluşumları birbiriyle komplike yapmaktadır.
Dolayısıyla Tanrı’nın oluşturduğu bu dönüşken ve değişken ışıksal enerji, atmosferde oluşturduğu enerji yüküne bağlı kainattaki her varlığa her an her hali yaşatabilecek güç ve kuvvettedir.
Onun için insanı da bu varlıklar içinde düşündüğümüzde, onun da nerde ne zaman dönüşüp değişerek hangi hali yaşayacağı önceden bilinemeyeceğinden, nerde, ne zaman ne yapacağı, önceden bilinemeyen insanoğluna da bu dünya yaşantısındaki dönüşüm ve değişkenliğinden dolayı pek fazla güven olmaz.
Dış ve iç yapısı her an içinde taşıdığı ışıksal hayat enerjisinin dönüşümüyle tüm uzuvları değişikliğe uğrayabilen bir varlığın sizce kaderi sabit olabilir mi? Hayır dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Bir insanın dönüşüm ve değişkenliğini: Yaratılış özellikleri olan; huyuna, mizacına, zamanla oluşan karakterine, iç ve dış duyu ve his organlarına, akli ve ilmi yeteneklerine ve ayrıca tüm uzuvlarının bu değişikliğe etkisi olacağından, onu çevreleyen o günkü tüm varlıkların enerjileri onun dönüşüm ve değişikliğine sebep olacakların yanı sıra bir de tüm evrenin dönüştürülüp değiştirilmesini sağlayan doğanın ruhu denilen ışıksal hayat enerjileri var.
Demek ki, insanoğlunun her türlü dönüşüm değişkenliği, genel hayatı oluşturan tüm ışıksal enerjilerin birbirini tetiklemesiyle atmosferde oluşturdukları sürekli dönüşüm ve değişkenliğe bağlı olarak doğal hayat içinde oluşturacakları her türlü dönüşüm ve değişkenliklere açık olmasındandır.
İnsanlar, cüzi akıl ve iradeleri ile yukarıdaki doğal hayatın akışına uygun oluşturacakları kendi küçük hayat hikayelerini, ilahi ilimden kazanıp elde edebildikleri cüzi ilimleri oranında geliştirip olgunlaştırırlar.
Kazandıkları olgunluklara bağlı olarak oluşturacakları yetenekleri ve becerileri ölçüsündeki bir hayatı da yaşarlar. Bunu basit bir örnekle açıklamak istiyorum.
Yaratılarak oluşturulan doğadaki herşeyin zaman içindeki oluşup gelişmesine ait oluşumun genel kuralı. Dıştan, enerjik bir müdahaleyle (yaratanın “ol” demesiyle) başlayan varlıkların oluşum süreci, varlığın iç enerjisinin harekete geçmesiyle birlikte oluşmaya başlar.
İçten dışa doğru açılım gösteren varlığın gelişip olgunlaşmasına yönelik oluşum süreci, (yaratılanın, yaratanın “ol” emrine uygun, ruh denilen ışıksal enerjiyle içsel oluşturup geliştirdiği, oluşumuna yönelik oluşum iletişimiyle oluşup, gelişip, büyüyerek hayatının tüm evrelerini bu şekilde yaşar.) varlığın kendisine özgü (ilahi kader projesi çerçevesinde, fıtratı gereği) bünyesinde (iki karşıt varlıktan) oluşturup geliştirdiği içsel enerji oranında oluşan yeni varlık, gelişip büyüyerek olgunlaşırlar.
Oluşturabildikleri olgunlaşmanın ardından, zamanla buruşup bozulan (dış kabuk yada beden denilen) fiziksel varlık içinden dönüşüp değişerek çıkan bu ışıksal enerji, tekamül yolundaki ilerleyişte, terbiyesine devam edilmek üzere gelişip olgunlaşması yönündeki hal değişikliklerini gideceği diğer alemlerde de yaşamak üzere bu alemdeki hayattan çekilir.
Demek ki doğada, yaratanla yaratılan arasında, (evren içindeki) genel oluşumu (doğal hayatı) sağlamaya yönelik ilahi kader hükmünce evvelde oluşturulmuş olan bu, doğal hayatın akışını ve düzenini sağlayan, ruh denilen ışıksal (Hayat enerjisini kısacası; birbirinin karşıtı iki ayrı oluşumun, birbiriyle uygun bir ortamda kafa kafaya çarpışmaları sonucunda çıkardıkları ışıksal enerjinin oluşturduğu varlıktaki sıkıştırılmış hali diyebiliriz.) enerjiyle oluşturulmuş doğal bir iletişim mevcuttur.
Yaratan, yarattığı herşeyin oluşumunu bu ışıksal enerjinin oluşturduğu karşılıklı iletişimle sağlamaktadır. Tüm bu oluşumlar içerisinde oluşacak olan kaderlerimizi, sizlere daha kolay anlatıp tarif edebilmem için aşağıda vereceğim şu örneğe dikkatinizi çekmek istiyorum. Gölet halindeki durgun bir suya atılan taşın, su yüzeyinde içten dışa doğru, gittikçe büyüyüp genişleyerek su yüzeyini kaplayan, halka halka dalgaların oluştuğunu bilmeyenimiz yoktur.
Kader denilen olayda da tam bu sudaki oluşumun tersi bir oluşum evrende (doğal hayat içinde) oluşmaktadır. Şöyle ki, doğadaki tüm enerjik oluşumlar kaynağını bir yerden (Allah’tan) alırlar. (Biğ _Bang’denilen karanlıkta patlayan ışıktan da denilebilir.
Karanlıkta oluşan ışık patlamasıyla oluşan doğadaki karşıt (zıt) oluşumların ilk aşamasının burada oluşturulduğuna da, bu bir işarettir.) Onun için bu ışıksal enerji, her varlığa nükseder. Oluşan her varlığı zerresine kadar kuşatıp kapsar. Yaşadığımız doğal hayat içindeki her türlü varlığın oluşmasını, oluşan varlıkların doğal hayat içindeki dönüşüm ve değişkenliklerini sağlar.
Bu özelliğinden dolayı da kainatta yaratılıp var edilmiş olan, tüm varlıklara her hali yaşatır.
Genel hayatın içindeki cereyan eden her türlü enerjik çalkantılar, doğal hayat içinde yaşayıp var olan bizleri, ister istemez oluşturduğu doğal iletişim etkisinden dolayı tesiri altına alır.
Doğal hayat içinde oluşan değişik enerjiler, doğal hayatın akışını her an değiştirebilecekleri gibi. Doğal hayatın içerisinde, bizler onun birer zerresi de olsak, doğal hayatın akışına paralel bizler onun birer parçası olmamızdan dolayı bizler istesek de istemesek de yine oluşan bu enerji akımlarından nasibimizce etkileniriz.
Bu etkilenme bizim doğa ile kader birliği yapmamızı da sağlar.
Çünkü doğa ile iç içe yaşamaktayız. Bu iç içelikten dolayı da doğadaki her türlü enerjik çalkantılar her an kaderimizi yeniden değiştirerek oluşturmaktadır.
Sevgi ve saygılarımla arz ederim.
Cahit KARAÇ