- Kategori
- Güncel
Kaderci anlayış, kazalara davetiye çıkartıyor...

“İnsanlar kendi çılgın ihtiraslarının neticelerini kadere yüklerler” W. Scottt
On bir işçimiz, inşaat çadırlarında cayır cayır yandılar... Bizim de onlarla birlikte yüreğimiz yandı...30Lira günlük yevmiye ile çalışabilmek için, taşının toprağının altın olduğunu sandıkları İstanbul’da, tedbirsizliğin, ihmalkarlığın kısacası kaderci zihniyetlerin kurbanı oldular...Bu kaza ne ilk ne de son olacak..Sorun kafalarda, kafalardaki kaderci anlayışlarda yatmaktadır...
Kömür madenlerinde tedbirsizlik sonucu ölen madencilerimizin ölümü üzerine “iyi öldüler” diyen anlayış, sel basması ve taşkınlarında hayatını kaybedenler için de “derenin intikamı ağır olur” diyerek suçu dereye yüklediler... Ankara’da doğal gazdan zehirlenen öğrencilere üzüleceğine, “yarı çıplaklardı” diyen anlayışların gözünde, insanlarımızın hiçbir değeri yoktur...
Kaderci anlayış içimizde, başımızda, yönetimimizde, kısacası her yerde... Her şeyi Allaha havale ederek sorumluluktan kurtulduğumuzu zannediyoruz...
Kaderci ve vurdumduymaz anlayışımızı ; bu yönde söylenmiş atasözleriyle, deyimlerle, söz gruplarıyla şöyle bir özetleyelim:
Kaderin önüne geçilmez. Çilemse çekerim, kaderimse gülerim. Atın ölümü arpadan olsun. Kaderden kaçılmaz. Allaha emanet olun Allah korusun... Kaza geliyorum demez... Alın yazım, kaderim... Bu sözleri daha da çoğaltabiliriz... Görüldüğü gibi tüm olumsuzluklarda, tedbirsizliklerde dinimiz ve Allah kullanılmaktadır ve bir ölçüde de suç ortağı yapılmaktadır...
Her kaza, her olay sonrasında Bakanlar çıkar, eserler gürlerler, suçluların cezalandırılacağını söylerler...”iyi öldüklerini”, “derenin intikam aldığını” söyleyerek işi kadere bağlarlar...
Daha Ankara Ostim, Tuzla Tersanelerindeki ölümler, Adana Kozan Barajı patlaması belleğimizde canlılığını koruyor... İş sağlığı ve güvenliğ konusunda hala çağ dışıyız... İş kazalarında Avrupa birinciliğini kimseye kaptırmıyoruz... Dünya sıralamasında da üçüncüyüz... Birileri bizi uyutuyor, çağ atladığımız falan yok... Her şeyin ranta dönüştürüldüğü ülkemizde insanların ruh, beden ve can sağlığının bir önemi yok... Taşeronların taşeronu ve en ucunda da hiçbir güvenliği olmayan işçilerimiz...
Kendi geleceklerimizi kendimiz hazırlıyoruz sonrada kader diye işin içinden çıkıyoruz...
Kapatılmamış çukurlar, ağzı açık bırakılan kanalizasyon boruları, kablosu kopmuş elektrik telleri, ayağınıza her an takılmaya hazır kaldırım taşları, balkonlardan düşecek saksılar, öylesine korumasız göletler, kurtarması olmayan plajlarda boğulmalar, trafik kazaları, daha neler neler, Her an her yerde tehlike bizi bekliyor...
Kaderci anlayış, kazalara davetiye çıkarıyor... Tüm kaza sonuçlarına da kader gözüyle bakılıyor. Bu anlayışımızı değiştirmediğimiz süreçte bu kazaları hep yaşayacağız...
Erdoğan Şahin, Didim


