- Kategori
- Futbol
Kadıköy’de “Galatasaray’a tarife” değişmedi!..

Futbolda “canlı bomba” denecek futbolcular kimlerdir?
Bu “tip” futbolcuların “Büyükler”de olduğunu biliyoruz. Futbol diliyle söylersek, “Küçükler”de de var, ancak bunların yaptıkları medyada o kadar ses getirmez. Ama Fenerbahçe-Galatasaray maçları söz konusu olunca, bu “tip”ler hep öne çıkar. Yazgısından mı nedir, hakem Cüneyt Çakır olunca, “kırmızı kart” da Allah’ın emri olur sanki.
Ortada hiçbir “şey” yokken, auta çıkan bir top sonrası, Sabri’nin başlattığı, Volkan Demirel’in sürdürdüğü “dalaşma”yı nasıl yorumlayacağız?
Maç, 5 dakikalık uzatmaya gitmiş, “dalaşma”, 90+3’te... Sabri’ye ve Volkan’a kırmızı kart. Kaleye Mehmet Topal geçiyor; uzatma, bir o kadar daha uzuyor. Bu süre içinde en rahat futbolcu da, “zoraki kaleci” Mehmet Topla oluyor. Çünkü Mehmet Topal’a top gelmiyor.
Uzatmanın uzatması da gelince, 10 dakikalık uzatma sonrası sahanın durumu oldukça ilginç:
Fenerbahçeli futbolcular seviniyorlar. Çünkü ikincilik garantilenmiş, 14 yıldır Kadıköy’de Galatasaray’a yenilmeme serisi sürmüş.
Galatasaraylı futbolcular da, saha ortasında yedeklerle birlikte bir halka oluşturdu, kutlama yaptılar.
Lig’in bitmesine kalmış bir hafta, yenilmesine karşın 7 puan önde olan takımın futbolcuları, rakip sahada niye bu gösteriye gereksinim duyarlar?
Bunun anlamı acaba neydi?
*****
Günlerdir bir “alkış muhabbeti” sürdürüldü durdu. Bir önceki yazımızda bunun bir “tuzak” olduğuna değinmiştik. “Amaç neydi?” sorusunun yanıtı ise belliydi: Fenerbahçe’nin gelecek sezon birkaç “seyircisiz maç” oynamasını sağlamak...
Neyse ki, Galatasaraylı futbolcuların orta alanda oluşturdukları “kutlama halkası”, Fenerbahçe kazanınca, tribünleri etkilemedi.
Maçta sürekli bir gerginlik vardı. Fenerbahçeli futbolcular açısından olağan karşılanacak bu durumu, Galatasaraylılar açısından nasıl değerlenmek gerekir? Galatasaraylıları gergin yapan, yıllardır Kadıköy’de “galibiyet hasreti” olmalıydı.
Bu, başka türlü nasıl açıklanabilir?
Fenerbahçe-Galatasaray maçları, “gazozuna da olsa”, farklı bir hava taşır. Bu maç da böyle oldu.
Fenerbahçe, önceki maçların aksine oldukça etkiliydi. Çarşamba gecesi başlayan, penaltılara kaldığı için perşembe günü biten Eskişehirspor maçının yorgunluğu unutulmuştu. Galatasaray’ın tutukluğu, Fenerbahçe’nin daha etkili olmasını sağlıyordu. Ne ki, ilk golü yiyen Fenerbahçe oldu. Drogba’nın havalandırdığı topa, eliyle dokunmakla dokunmamak arasında kalan Gökhan Gönül, penaltıya yol açmış, Burak Yılmaz golü atmıştı.
Fenerbahçe bu, çoğu maçta oldu gibi, gol yemese olmaz!
Yenik duruma düşme, 3 dakika içinde Webo’yla 2-1 öne geçmeye dönüştü.
Öne geçmenin verdiği güvenle oynama, Galatasaray’da “etkili ayakları”n sahada dolaşmaları, Fenerbahçe’nin işini kolaylaştırdı.
*****
Bir Fenerbahçe-Galatasaray maçı daha geride kaldı.
Akıllarda kalanlar, bakış açısına göre değişir.
Ya Cüneyt Çakır?
Maç yönetiminin dışarıda başka, içeride başka olduğunu söylemek yeter sanırım.
Akıllarda kalan olumsuzluklar, umalım, gelecek sezon olmaz!
http://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik
turgutce@yandex.com