- Kategori
- Deneme
Kadim soruya, tatminsiz cevaplar

İnsan olmanın, başka bir deyişle kendi varlığının farkında olmanın avantajlarını bolca yaşıyoruz ama bu dünyada bulunma nedeninden, yaşamın anlamına kadar pek çok konuda cevabı kolay verilemeyen sorulara da sahip oluyoruz. Yaşadığımız gerçeklik düzleminde pek çok kişi için fiziksel varlığını sürdürmek yani hayatta kalmak yeterli olmuyor. Sınırlı algı yeteneklerimizle sonsuz evrenler arasında sıkışmış hayatlarımızı göreceli arttırabildiğimiz algı ve farkındalıklarımızla zenginleştirmeye çalışıyoruz.
Kendi varlığımızın farkında olmamızın en büyük hadikaplarından biri ölecek olmamızı bilmemizdir. Ölümün farkında olmak demek, o müthiş gizemin ve belirsizliğin ardındakini de merak etmek demektir. Binlerce yıllık bilinçli tarihimize bakarsak, insanın bilinmezin arkasındaki gizemi öğrenmek için yarattığı efsanevi mücadeleyi de görürüz. Bugünden geriye baktığımızda, en basitinden en örgütlenmiş olanına kadar oluşturulmuş inanç sistemleri bilinmeyenin ardındaki gizemi çözmek için cevaplar üretmişlerdir. Bazılarımız bu cevaplardan tatmin olmuş cevap aramaktan vazgeçmiş ve teslim olmuş, bazılarımızda iflah olmaz sorgulama ve şüphecilikle iz sürmeye devam etmektedir. Ancak İnsan aklının ve bilimin gözleme dayanan tespitlerine rağmen gizem üzerine gittikçe uzaklaşmakta ve genişlemektedir. Soruya verilen her cevap yeni sorular açığa çıkarmakta ve akılla bilmek, mantıkla çözümlemeye çalışmak bile ortaya çıkan çaresizlik hissini hafifletememektedir. Zamanın başladığı ana dönmeye çalışıp, protonları çarpıştırarak çok boyutluluğun nasıl oluştuğunu inceleyebilecek teknolojiye sahip olmak bile ölüm karşısındaki çaresizliğimizi ve merakımızı giderememektedir. Daha ilk anlamlı cümlesini bile kuramamış insanın, geceleri gökyüzüne bakıp yaşadığı hayretin ve merakın aynısını bugün yaşamayanımız var mıdır? Binlerce yıllık birikimin bizi getirdiği nokta bilmediğimiz ne kadar çok şeyin olduğu farkındalığıdır. Bilgi bizi zenginleştiriyor ama varoluşsal sorularımıza tatmin edici cevaplar veremiyor.
İnsan, korkuyla karışık bir ürpertiyle cevabını aradığı soruların nedeni olan gizemin esiri olmuş, bir hipnoz deneğinin boş bakışlarıyla şuursuzca verilen talimatlar yerine getirmesi gibi salınıp duruyor yeryüzü düzleminde. Soruya verdiğimiz cevaplar çeşitleniyor ama içimizi ısıtan bizi rahatlatan cevabı bulup rahatlayamıyoruz. Merakımızın peşi sıra yeni maceralara koşuyoruz.